Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Kardak - Kıbrıs - Diyarbakır Hattı

Durali Doğan

11 Haziran 2014, 07:58

Durali Doğan

          RUM ÇOCUĞU N’OLACAK!
           Rahmetli babaannem, 1916'da Trabzon Ruslar tarafından işgal edilince Yozgat’a gelmiş ve dedemle evlenmiş.
           O yıllarda Rumlar, Karadeniz bölgesinde devlet kurmak istemişler ama amaçlarına ulaşamamışlar. Rumların menfur cinayetlerini ve Karadenizli Türklere  yaptığı kötülükleri anlatırken babaannem Rumlara olan hıncını  ”Rum çocuğu n’olacak” diye dile getirirdi.
           Küçük yaşlarda Babaanne-min anlattıklarını dinleyince, Rumların insan olmadığını, yabani vahşi yaratık olduğunu düşünürdüm.
           Aradan yıllar geçti. Rumların Kıbrıs’ta Türk soydaşlarımıza yaptıkları mezalimi  gidip gözlerimle gördükten sonra Rumlar hakkındaki düşüncelerimde yanılmadığımı anladım ve babaanneme hak verdim.
 

          O RUM’UN NEFESİ KESİLDİ
           Aradan yıllar geçti. Kıbrıs’ta bir Rum’un 14 Ağustos 1996 tarihinde Magosa’da bayrağımızı gönderden indirmeye yeltendiğini görünce içimde o hınç tazelendi.
           Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarına geçerek sınırda asılı olan Türk Bayrağı'nı indirmeye çalışan Rum, kahraman askerimizin silahının namlusundan çıkan kurşun adeta nefesini kesmiş, boynundan vurularak öldürülmüştü.
           O ay yıldızlı bayrağımıza, kutsalımıza uzanan el anında kırıldı.
           O eli kıran askerimizle, o ruhla gurur duyduk.
  
          O BAYRAK İNECEK
           O ASKER GİDECEK
           1996’nın ocak ayında Türkiye ile Yunanistan’ı savaşın eşiğine getiren Kardak dalaşmasını hepimiz hatırlarız.
           Yunanistan ordusununa mensup bir Rum çocuğunun  o küçücük adaya diktiği bayrak için dönemin Başbakanı Tansu Çiller şöyle demişti:
            -O bayrak iner, o asker gider!
           O gece Türk SAT ve SAS komandoları adaya çıktı. 
           Ve o gece o bayrak indi, o asker gitti....
           O gece Türk’ün zafer, Yunanistan için “Utanç Gecesi” oldu.
 
          O EL NEDEN KIRILMADI
           O şanlı bayrağa, hem de askeri bölgede bir hain el daha uzandı.
           Diyarbakır’daki olaylarda ölen PKK’lıları bahane eden PKK’lılar 2. Hava Kuvvet Komutanlığının etrafını sarıyor, nöbetçi kulübesi taşlanıyor, bir hain o yüksek tel örgülerden atlıyor ve Türk bayrağını gönderden indirme alçaklığını gösteriyor.
           O askeri sahada görevli kim varsa kılını kıpırdatmıyor.
           O asker, bayrağa uzanan o elin, Kıbrıs’ta olduğu gibi nefesini kesseydi bizim yüreğimize su serpecek, gözümüzde kahramanlaşacaktı ama sonrası.
           İhtimal o ki silahına el konacak hakkında soruşturma açılacak, belki de “provakatör” ilan edilecekti.
           Daha bir gün önce yol kesen, yol kapatan fiilen bağımsızlığını ilan etmiş PKK’lılara ateş ettiler diye 30 askerin silahına el konmadı mı!

     ÖZERKLİK VERİN KURTULUN
           Şimdi Türk milleti olarak şöyle düşünmekte haklı değil miyiz:
           -Sözde çözüm süreci PKK’yı şımartmış, Güneydoğu’da asker kışlasına çekilirken, PKK dağlarda milis güçleriyle gücüne güç katmış, masum halkı da kalkan yaparak o bölge PKK’nın kontrolüne girmiştir.
           -Öcalan’ın talimatlarıyla; çocuklarımıza milli ruh ve bilinç aşılayan Andımız kaldırılmış,
           -“Ne Mutlu Türk’üm Diyene” tabelaları indirilmiş,
           -Kışlalardan Gazi Kazım Karabekir Paşa’ya varıncaya kadar askeri şahsiyetlerin tüm isimleri kazınmaya başlanmıştır.
           O Kazım Karabekir ki; Erzincan’ı, Erzurum’u Sarıkamış ve Kars’ı Ermenilerden tamamen temizleyen, Şark Cephesi komutanı, Milli Mücadele Kahramanı ve büyük Siyaset Adamıdır.
           Kazım Karabekir Paşadan olsa olsa Ermeniler rahatsız olur. İşte onun için. 
           Türk’ün bayrağına, askerine, geçmişine, geleceğine düşman olan PKK ile konuşarak hangi barışı sağlayabilirsiniz?
           Onlar savaş diyor, siz barış diyorsunuz.
           Onların anlayacağı dilden konuşun. Yoksa kem küm demeden  o hainlere “özerklik” verin, kurtulun.
      
          ONLARIN ANLAYACAĞI DİL
           Daha fazla “bayrak düşmez, ezan dinmez” diyerek “tuttuğu bayrak, yattığı toprak için” şehit olan kahramanlarımızın ruhlarını incitmeyin. O şanlı hilalin destanını yazan Arif Nihat Asya’nın dili ile;
           Onlar, "Lütfen!" den anlamaz. "ulan!" dan anlar. Onlar, çiçekten anlamaz, dikenden anlar... Güvercinden, kelebekten değil; doğandan, kartaldan anlar. 
            Ve onlar, kanattan anlamaz, gagadan anlar, pençeden anlar.
           ........
           Onlar, önsözden anlamaz... sonsözden anlar.
           ...........
           Şimdi Türkiye’nin yeri göğü,  sokağı, caddesi kırmızı beyaz. 
           Son sözü Rum, Ermeni dönmeleri değil, aziz Türk milleti söyler.

Bu haber 1195 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN