Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Sorgunlu Karacaoğlan

Durali Doğan

07 Mayıs 2013, 19:41

Durali Doğan

SORGUN’LU KARACAOĞLAN
  
  
Yozgat yöresinde yaşamış, saz çalmış şiir söylemiş olan halk ozanı Karacaoğlan’ın Sorgun’a bağlı Doğanlı ile Gevrek köyleri arasındaki “Karacaoğlan Tepesi’nde bulunan mezarını ilçe yöneticilerinin de bulunduğu heyetle birlikte ziyaret ettik.
Heyette Kaymakamımız Levent Kılıç, Belediye Başkanımız Ahmet Şimşek, Belediye Başkan Yardımcısı Hikmet Vural, İl Genel Meclisi Üyesi Ali Ünlü, İlçe Müftüsü Fikret Ekinci, Araştırmacı Yılmaz Göksoy, Yazar Siyami Yozgat ve Gevrek köyü muhtarı Yaşar Yılmaz vardı. 
Kalabalık bir ekiple adeta Karacaoğlan Mezarı’na çıkarma yaptık.
Gevrek köyünden Karalık köyünün eski yolu Asacak Boğazı’na giden cıblan dereden pikaplarla patika yoldan kısa ama tehlikeli bir tırmanmadan sonra Karacaoğlan’ın mezarının bulunduğu tepe noktasına ulaştık.
Ben ve Muhtar Yaşar Yılmaz’ın dışındakiler buraya ilk defa geldiklerini ifade ettiler.
Biraz rüzgarlı bir akşam üstü ziyaret ettiğimiz Yozgat- Sorgun’lu Karacaoğlan’ın mezarının toplanmış beyaz moloz taşlardan, kuzey doğusunda yabani bir elma ağacı olan ve mezara işaret eden dikili bir kütük parçasından oluştuğunu gördük.
Ekiple birlikte hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra mezar hakkında değerlendirmelerimizi Gevrek köyü muhtarının odasında yapmak üzere köye döndük.
Muhtarın odasındaki yemekli- çaylı sohbet toplantımızda uzun uzun Yozgat’lı- Sorgun’lu Karacaoğlan’ı konuştuk.
Yılmaz Göksoy hocam uzun uzun Karacaoğlan hakkında bilgi verdi.
Ben de o gün Kaymakamımız, belediye başkanımız ve beraberimizdekilere Karacaoğlan’la ilgili bildiklerimi, yazdıklarımı aktardım.
“Yozgatlı Karacaoğlan’ın 19. y.y. da (1844 yıllarında) bu yörede yaşadığını kabul eden araştırma yazılarını; ünlü halkbilimci- edebiyatçılardan; Mehmet Şakir Ülkütaşır, İlhan Başgöz, değerli hemşerimiz Prof. Dr. M. Öcal Oğuz, Folklor Araştırmacıları Mahmut Işıtman ve Yılmaz Göksoy yayınlamışlardır. Bu araştırmalara göre Karacaoğlan’ın bu yörede yaşadığının kabul gördüğü, ümmi olarak fıtri istidadı ile şiirler söylediği bilinmektedir.


Rivayet edildiğine göre; Karacaoğlan Sorgun’a bağlı eski ismi Zeynettin olan Doğanlı köyünde doğmuş. Sazı omuzunda diyar diyar dolaşmış. Gevrek köyünden bir kız sevmiş, ama alamamış. Sevdiği kıza kavuşamadan ölen Karacaoğlan vasiyeti üzerine Doğanlı- Gevrek köylerini birbirine bağlayan yolun kenarına, bu tepeye defnedilmiş. O tarihten itibaren buraya Karacaoğlan Tepesi derler. Ben Duralidayılı köyündenim. Bizim köyle Doğanlı, Gevrek köylerinin arazileri karışıktır. Aklım erdiğinden beri burada Karacaoğlan’ın mezarı olduğunu büyüklerimizden hep duymuşumdur.
1995 yılında Yozgat Bayrak TV’de hazırladığım “Kültür Sofrası” programı için bundan tam 18 yıl Karacaoğlan’ın mezarında çekim yapmış, Yozgatlılara tanıtmıştık. Sonraki yıllarda yayınladığım (Yozgat Şair ve Yazarları, s.227-230, Sorgun 1988),(Bütün Yönleriyle Sorgun, s.147, Sorgun 1990), (Sorgun Doksan Beş, s.200,212, Sorgun 1995), (Yozgat Şair ve Yazarlar Ansiklopedisi, s.281-288, Sorgun 2006), (Sorgun Güldestesi, s.274,285, Sorgun 2011) kitaplarında Yozgatlı Karacaoğlan’la ilgili bilgi ve araştırmalara yer verdim. Bu vesileyle defalarca Karacaoğlan’ın mezarını ziyaret ettim ve fotoğrafladım.

Muhtarın odasında Karacaoğlan üzerine uzun uzun sohbet ettik. Neler yapılabilir onu konuştuk.
Kaymakam beyin, belediye başkanımızın bu konuda çok istekli ve heyecanlı olduklarını gördüm.

Kaymakamımız sayın Levent Kılıç “ Ünlü ozanımıza sahip çıkalım. Geniş kapsamlı tanıtma ve anma çalışmaları yapalım. Mezarını layıkıyla düzenleyelim. Her yıl Karacaoğlan Tepesi’nde çeşitli etkinlikler düzenleyelim” dedi.
Belediye Başkanımız Ahmet Şimşek ise “Öncelikle mezarın bulunduğu Karacaoğlan Tepesi’ni ağaçlandırmalıyız. Mezarında düzenleme yapılarak, anıt mezar yapabiliriz. Belediye olarak Karacaoğlan’ın mezarı ve bulunduğu yer için özel bir proje hazırlatarak ozanımıza sahip çıkmak istiyoruz” dedi.
Atılan bu adım Yozgat’ımız, Sorgunumuz için çok sevindirici.
Sorgun kültürel zenginliğe sahip gelişmekte olan bir ilçe.
Karacaoğlan, Aşık Sıtkı Baba, Demli Molla, Aşık Dindari, Kasım Kazancıklıoğlu gibi şairler, Gedikhasanlı Şakir Efendi gibi ilim ve din alimleri, Karakız’lı Osman Çavuş gibi tarihi kahraman şahsiyetler yetiştiren ilçemizin değerli yöneticileri bu değerlere sahip çıkma yönünde öncü olmalıdırlar.
Bu yönde her türlü maddi ve manevi yardımı seferber etmelidirler.
Ecdadımızı, ozanımızı, şairimizi, kahramanlarımızı, kendi öz değerlerimizi tanıdığımız, tanıttığımız, sahip çıktığımız ölçüde  var oluruz, millet olarak ebedi yaşarız.
Bu yolda gayretini ve heyecanının takdirle karşıladığımız başta sayın Kaymakamımıza, belediye başkanımıza, Karacaoğlan’la ilgili duygu ve düşüncelerini bizlerle paylaşan herkese teşekkür ediyoruz.
Sorgun’lu Karacaoğlan başta olmak üzere bütün ozanlarımızı, aşıklarımızı, şairlerimizi rahmetle anıyorum.
Ruhları şad olsun.


Not: Bundan 19 yıl önce Sorgun Doksan Beş kitabını hazırlarken Gevrek köyünden Kel Hasan lakabıyla anılan rahmetli Hasan Yılmaz’dan dinlediğim Sorgun’lu Karacaoğlan hikayesini daha detaylı olarak bu yazı dizisinin son bölümünde sizlerle paylaşacağım.

 

SORGUN’LU KARACAOĞLAN


   Türk halk şairi olarak bilinen ve Türkiye genelinde Çukurovalı Karacaoğlan diye ünlenen halk ozanı Karacaoğlan’ın ismini duymayan, bilmeyen yoktur.
Karacaoğlan’ın 17.yy'da (1606'- 1689) yaşadığı, ancak hayatı hakkında geniş bilgi olmadığı bir gerçektir.
 Kaynaklardan ve şiirlerinden edinilen bilgilere göre; onun Çukurova'da doğup, yörenin Türkmen aşiretleri arasında yaşadığı anlatılır.
 
Ünlü Halbilimce ve edebiyatçı Mehmet Şakir Ülkütaşır Yozgat- Sorgun’da yaşayan Karacaoğlanla ilgili olarak

1933 ve 1936 yıllarında Samsun’da çıkan Ahali Gazetesi ve Yeni Mecmuası’nda (İstanbul) “Son Asır Şairlerinden Yozgatlı Karacaoğlan” başlıklı makalesinde ondan bahsetmektedir.
Yozgat’lı Karacaoğlan  19.y.y.da takriben H. 1260-M.1844 yılında yani Osmanoğullarından Abdülmecid zamanında yaşadığı , Sorgun ilçesine bağlı Doğanlı( Zeynettin) köyünde doğduğu ve bu yörede tanınmış bir halk ozanı olduğu rivayet edilmektedir.
Ümmi olup şiirlerini fıtri bir istidat ile söylemiştir. Gezgin olarak Yozgat yöresinde dolaştığı, çalıp söylediği kanaatindeyiz.

Araştırmacı- yazar Prof. Dr. M. Öcal Oğuz bu Karacaoğlan hakkında şu tesbitleri yapmaktadır:
“Yöre Karacaoğlan’ın şöhretinden hiç yararlanmamış, ne bir satır yazı, ne yollarda bir uyarı ne de mezar başlarında bu mezarların kimliklerini açığa vurmak isteyen bir levha var. Karacaoğlan hikaye, efsane ve şiirleri sözlü geleneğin içinde öylece yaşayıp gelmiş günümüze.

Yozgat’ın meşhur türküsü Sürmeli’nin “Dersini almış da ediyor ezber” diye başlayan mısralarının Karacaoğlan’a ait olduğu söylenir. Nitekim bu türkünün bir varyantı Karacaoğlan adına kayıtlıdır cönklerde ve Yozgatlı Hafız Süleyman tarafından 1930’lu yıllarda taş plağa okunmuştur. “
Yozgatlı Araştırmacı Yılmaz Göksoy Ünlü halkbilimci- edebiyatçı İlhan Başgöz’ün derlediği şu şiirin Yozgatlı Karacaoğlan’a ait olduğunu  “Yozgatlı Karacaoğlan”, Erciyes 5,59 (Kasım 1982) makalesinde belirtmektedir.

ŞİİRLER
1
Gözüme ebrûsu geldi bakınca
Böyle m'olur dost gayreti çekince
Mısır'ın Bağdad'ın varı çıkınca
Yavrunun menendi güzel var m'ola

Yavru şahin otururdu yuvada
Ulu kuşlar semah kurmuş havada
Bozok kazasında Üsyün (Hüseyin) ovada
Yavrunun menendi güzel var m'ola

Yavru şahin otururdu sulakta
Altın küpe efildeşir kulakta
Yerde insan, Hint'te, gökte, melekte
Yavrunun menendi güzel var m'ola

Ağır mahraması vardır elinde
Hak kelâmı söyler dertli dilinde
Deniz kenarında Kırnak Belinde
Yavrunun menendi güzel var m'ola

Karac'oğlan otururdu kılbada
(Kıblede yahut kulbede)
Hiç güzel sevmedin mi yalan dünyada
Kayseri'de Karaman'da Konya'da
Yavrunun menendi güzel var m'ola

Sorgun ilçesine bağlı eski ismi Zeynettin olan Doğanlı köyü ile Gevrek köyü arasındaki “Karacaoğlan Tepesi” adı verilen tepede mezarı bulunmaktadır.

Bu tepenin üzerinde bir mezar var. Halk burasının Sorgun’lu Karacaoğlan’a ait olduğunu söylüyor. Yuvarlak beyaz taşlardan biriktirilmiş bir mezar ve hemen yanında yabani bir elma ağacı var.  1995 yılında Yozgat bayrak Tv için çektiğimiz “Kültür Sofrası” programı için bundan tam 18 yıl önce Karacaoğlan’ın mezarında çekim yapmış, Yozgatlılara tanıtmıştık. Sonraki yıllarda Sorgun Doksan Beş ve Sorgun Güldestesi kitaplarını hazırlarken iki defa daha Karacaoğlan’ın mezarını ziyaret ettim ve fotoğrafladım.

Çevre halkı bu mezarı ziyaret etmekte, kendilerince kutsal sayarak elma ağacına bez bağlamaktadırlar.

Birkaç gün önce gördüğüm kadarıyla yol her aracın gidip gelemeyeceği durumda traktör yolu gibi. Yol kenarındaki Karacaoğlan’ın mezarının yanından geçenler, durup dua etmekte, moloz taşlardan oluşan mezarda dilek tutmaktadırlar.

M. Şakir Ülkütaşır, Yozgatlı Karacaoğlan’a ait olarak gösterdiği beş koşmayı yayınlamıştır.
Çukurovalı Karacaoğlan’ın etkisinde kalarak şiir yazan XIX. Yüzyılda yaşamış Yozgatlı Karacaoğlan’a mal edilen şiirleri yayınlıyorum:

1
Her Sabah Her Sabah Çıkar Bakarsın
Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin
Dertli Sinem Aşk Oduna Yakarsın
Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin

Bahar Gelmeyince Güller Açılmaz136
Yarsız Yaylalara137 Konup Göçülmez
Uykudan Mı Kalktın Gözün Açılmaz
Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin

Yaz Gelince Kuru Otlar Sulanır
Cahil Olanların Gönlü Bulanır
Yıl Başında İki Bayram Dolanır138
Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin

Bahar Gelmeyince Güllerin Bitmez
Şakıyıp Dalında Bülbüller Ötmez
Her Sabah Ellerin Koynundan Gitmez
Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin

Karac’oğlan Der Ki Olduğu Yerde
Ciğer Biryan Olur Gördüğü140 Yerde
Sabah Güneşinin Doğduğu Yerde
Bilemiyorum Ne Derdin Var Yar Senin141

2
Kömür Gözlüm Ben Bu Yerden Gidersem
Gülen Oynan Yaran İle Eş İle
Aralıktan Kem Haberin Duyarsam
Delem Bu Sineme Kara Taş İle

Hey Ağalar Ben Bir Hata İşledim
Gamı Koydum Kasavete Başladım
Elma Deyi Al Yanağı Dişledim
İncitmişim Dökülesi Diş İle

Ememedim Leblerinden Barımı143
Deremedim Has Hasbahçemden Narımı144
Kim Ağlatmışım Benim Nazlı Yarim
Kan Doldurmuş Gözlerine Yaş İle

Karac’oğlan Ben Sevdadan Doyamam145
Ak Gerdanda Çifte Benler Sayamam
Can Tatlıdır Cana Kıyamam
Meğer Ağu Yediler Aş İle


(M. Şakir Ülkütaşır. “Yozgatlı Karacaoğlan”; Mahmut Işıtman” “Karaca Oğlan’ın Yayınlanmamış dört şiir”, 5645. (Işıtman’ın yayınladığı bu şiir de Hüzni’nin cöngünden alınmıştır.)


3
Ateşim Yanmadan Tütünüm Tüter
Havaya Bulutun Ağdığını Gibi
Yarin Bahçesinde Gülleri Biter
Ayın On Dördünde Doğduğu Gibi

O Yar Yine Bize Name Yollanmış
Arif Olan Sözlerinden Anlamış
Al Yanaklar Domur Domur Terlemiş
Rahmetin Güllere Yağdayı Gibi

Karaca Oğlan Aydur Başların Tacı
Ayrılık Şerbeti Zehirden Acı
Kıvrım Kıvrım Olmuş Zülfünün Ucu
Mor Menevşe Boynun Eğdiği Gibi


M. Şakir Ülkütaşır, 29 Ekim 1933 tarihinde Samsun Ahali Gazetesinde yayınladığı makalesinde tüm Yozgatlıların türküsünü bildiği bu şiire yer vermiştir. Yozgat’ın tanınmış türküleri arasında bulunan bu şiir Yozgatlı ses sanatkarı Hafız Süleyman tarafından Cumhuriyetin ilk yıllarında plağa okunmuştur.
Yozgatlı Karacaoğlan’ın bu çevrede çalıp-söylediği
Bozok kazasında Üsyünova da
Yavrunun menendi güzel var m’ola”

mısralarının Yozgatlı Karacaoğlan’ın varlığının delillerinde biri olduğunun işaretidir.
Üsyünova Hüseyinova Çorum’un Alaca ilçesinin eski adı.
Çorum, Bozok sancağına bağlı iken 1893 yılında Ankara Vilayeti’ne bağlanmıştır.
Hüseyinova/Hüseyinabâd/Alaca, Çorum-Yozgat yolu üzerinde 50-52. km de yer alan şirin bir ilçedir. -1 Alaca , Ankara ilinin Yozgat Sancağı na bağlı küçük bir kasaba olarak tanımlanıyor. Önceleri bucak olan ve Hüseyinabâd olarak Alaca 1919 da ilçe yapılmıştır.
1893 yılına kadar Çorum Sungurlu ile birlikte Yozgat Livası-Sancağı’nı oluşturan dört kazadan ikisini teşkil ediyordu. Hüseyinova (Alaca) Yozgat kazasına bağlı bir nahiyelikti. (D. Doğan, Sorgun Güldestesi, s.29)
Yörede köy köy gezip şiir söyleyen Yozgatlı (Sorgun’lu) Karacaoğlan muhtemelen Sorgun ilçesine bağlı Emirler köyüne de uğrayıp, köyde gördüğü bir kız için şu koşmayı söylemiştir:: (D. Doğan, Sorgun Güldestesi, s.224)
EMİRLER’DEN BİR KIZ İNDİ PINARA
Sarı edik geymiş goncu kısarak
Gidiyor da birim birim basarak
Anası huri de kızı beserek
Emirler'den bir kız indi pınara

Sarı edik geymiş goncu dizinde
Arzumanım kaldı ala gözünde
Böyle güzel m'olur köylü kızında
Emirler'den bir kız indi pınara

Meles gömlek geymiş vücudu nazik
Kollarını sıkmış altun bilezik
Aşnası kötüdür ceylana yazık
Emirler'den bir kız indi pınara

Karac'oğlan der ki n'olup n'olmalı
Keten gömlek geymiş kolu sırmalı
Anasın öldürüp kızın almalı
Emirler'den bir kız indi pınara

Bu haber 1643 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN