Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Erdoğan Sümengen'in Vefatı Üzerine

Durali Doğan

11 Nisan 2013, 08:44

Durali Doğan

1977-1980'li yıllar Türkiyenin olduğu kadar, güzel ilçemiz Sorgun'un da çalkantılı günleri.

 O yıllarda ilk göreve başladığım Sorgun Lisesi Türkçe öğretmenliği görevimde iki yiğit insan tanımıştım.

 Birisi Yaşar Kuyumcu. Türkçe öğretmeni idi. O'nu genç yaşta kaybettik.

İkincisi Erdoğan Sümengen. O da Türkçe öğretmeni idi. Ayrılmaz ikilinin arasından su sızmazdı. Takdirii ilahi Yaşar Kuyumcu'yu daha erken, Erdoğan beyi 8 Nisan'da aramızdan çekti aldı.
Her kisi de Sorgun İ. H. Lisesi'nin ilk temel harcına karılanlardandı.

1990'lı yıllara kadar emeklerini, mesailerini esirgemeden, gece gündüz demeden çalıştılar, çok sayıda öğrencinin yetişmesine alın terlerini kattılar.

 Vatanını, milletini, bayrağını, milli ve mukaddes değerlerini seven yürekli, şuurlu, faziletli, Türk- İslam geleneğinden gelen öğrenciler yetiştirdiler.

 Erdoğan bey, İ. H. Lisesi nden sonra Sorgun Kız Meslek Lisesi'ne geçti. Müdür yardımcısı oldu. Burada da güzel hizmetler yaptı.

 Ben lisede öğretmenken ve Sorgun milli eğitim şube müdürü iken her türlü kültürel ve sosyal faaliyette Erdoğan beyle bir ve beraber olduk.

 Gün ve gecelerin, anma programlarının düzenlenmesinde, tiyatro faaliyetlerinde, milli bayramların organizesinde beraber çalıştık. Yarışmalarda  mutlaka jüri üyesinin birisi Erdoğan beydi.
Hatta "Hazreti Ömer'in Adaleti" adlı bir de piyes kaleme aldığını öğrencileriyle birlikte oynadığını hatırlıyorum.

SETKO adıyla Sorgun Eğitimciler Tüketim Kooperatifi'ni birlikte kurduk. Benden sonra başkanlığını ona devrettim.

 Bütün bu çalışmalar esnasında bir defa olsun “yamuğunu “ görmedim.

 Kimseyi satmaz, kimseyle yarışa girmez, mütevazi, anlayışlı, hoşgörülü, arkadaş kıymetini bilen, hani gibisi fazla "adam" dı.

 Çocuklarına, ailesine çok düşkündü. Sırf iki çocuğunu  okutmak için Ankara'ya tayin istediğini biliyorum. Ama kader buya. 20 Temmuz 2008 tarihinde eşini kaybetmesi hayatını yarı yerinden böldü, belini büktü.

 Oğlu Alper ve kızı Şule'ye hem analık, hem babalık yaptı.
 Şule Kimya Mühendisi oldu. Emniyet genel müdürlüğünde Kriminal Dairesi'nde çalışıyor. Oğlu Alper Reklam şirketinde ...

 Erdoğan beyin kaderi iki yıl önce Pankreas Kanseri'yle kesişti.

 Kızılay'da Mimar Kamil İlköğretim Okulu'nda öğretmenlik yaparken hastalandı. Sonra emeklilik ve hastane günleri başladı.

 Kaderin cilvesina bakın ki; yıllar önce Sorgun’da can ciğer arkadaşı olan Öğretmen Yaşar Kuyumcu’nun oğlu Mehmet Emin ile yolu hastanede kesişti. Mehmet Emin, Erdoğan beyin doktoru idi. Onunla vefatına kadar yakından ilgilendi, baş ucundan ayrılmadı.

 8 Nisan'da Hakka yürürken geride gözü yaşlı iki güzel can bıraktı. İki evlat... Gözleri arkada terki diyar etti, dünyasını değiştirdi. Hakkın rahmetine kavuştu.

 Beşer olmak sonradan kazanılan bir vasıf, onun da bir sonu var: Ölüm. Nitekim nice peygamberler geçti, hiçbiri bu alemde kalmadı, hepsi Rablerine döndüler. Çünkü hayatta insanın başına geleceğinden kesinlikle emin olduğu tek bir şey varsa, o da ölümdür.
 Ölüm ise Kelebeğin Kanatlanıp Uçmasıdır.

 Erdoğan bey'de "bir varmış, bir yokmuş" misali kelebek oldu, kanatlanıp uçtu.
Vefat haberini bir sosyal paylaşım sitesinde öğretmen emeklisi Avukat Mehmet Karacabey'den öğrendim.

 Üzüldüm, kelimelerle tarifi olmayan bir üzüntüydü bu.

 Hemen öğrencileri seferber oldular. Sevgili Zekeriya Ekinci 'nin verdiği bilgiye göre onu çok seven öğrencileri ruhu için “Hatim okuma kampanyası” başlattılar.

 İşte birçok insanı imrendirecek bir durum.

 Öğretmen olmak, geride vefalı, faziletli, kadirşinas öğrenciler bırakmak ve onların Hatim dualarıyla uğurlanmak.

 Her kula olmadığı gibi, her öğretmene de bu nasip olmaz. Ama Erdoğan kardeşimiz bunu haketti.
 Sorgun'da iz bıraktı, insanlık bıraktı, güzellikleri paylaşan, vasiyetine, mirasına sahip çıkacak öğrenciler ve iki güzel evlat bıraktı.

 Vefat haberini alınca oğlu sevgili Alper'le görüştüm, başsağılığı diledim. Üzüntüsünü paylaştım.
 Ve "böyle bir babanın oğlu olduğun için gurur duy, dik dur" dedim.
 Tekrarlıyorum: Bizim gibi eğitimcilerin geride bırakacağı ne parası, ne pulu, ne zenginliği olur.
 Yeter ki geride; bizi unutmayan öğrencilerimiz, bize layık evlatlarımız olsun, Allah'tan başka ne isteğimiz olur ki!

 O güzel bir insandı. Öldükten sonra arkasından dualar gönderdiğimiz, hayırla andığımız, iyi bildiğmiz insanlardandı.

 Gönül adamı idi. Dosttu, kardeşti, iyi bir eğitimci, vatanseverdi.

 O'nun aziz hatırasına ne yapabiliriz?

 Bayrak şairimiz A. Nihat Asya dostlarının en mutlu gününe "Tarih düşürdüğü bir kıta şiirle" gider, parası olmadığı için zarfın içerisine o şiiri koyar, takdim eder, tebrik edermiş.
 Benim de elimden başka birşey gelmediğine göre, bu yazıyla Erdoğan kardeşimizin aziz hatırasına tarih düşürdüğüme şahit olun.

 Sözün özü O Mevla'sına kavuştu. Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

 O kelebeğin kanatlanıp uçması gibi kanatlanıp fani dünyadan ahiret alemine göçtü.
 Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmazmış.

 Ölüm bir kara deve gibi her kapıya çökermiş...

 Velhasıl “bir varmış, bir yokmuş!” Başka ne demeye gücümüz yeter.Allah güzel ölümler nasip eylesin.

 Merhuma Allah'tan rahmet, sevgili evlatları Alper ve Şule'ye, yakınlarına, öğrencilerine  ve sevenlerine başsağlığı dilerim.

Bu haber 1844 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN