Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Gambır Adozelin bostan

Rıfat Çakır

15 Eylül 2010, 18:15

Rıfat Çakır

İbiş, hayatını çobanlıkla kazanan, hafif aklıyla arası açık, ürkünç bir tipi ve saldırgan bir ruh hali vardı. Kimseye saldırdığı görülmemiş ama herkes öyle dediği için uzak durulan bir insandı.
    Alcı köyünün güneybatısında yer alan Otlukkayası mevkiinde Gambır Adozel'in bostanlığı vardı. Sıra sıra sekilenmiş yoncalıkları, onlarca çeşit kayısı, armut, vişne, iğde, erik, elma vs. meyveleri ve bol emek verilmiş sebzelikleri vardı. Kavun, karpuz, çemen, burçak ve mısır da ekiliydi. Bahçe hırsızlığı yapmak isteyen haşarı çocukların göz bebeği bir mekandı.
    Yaştaki eskilik her zaman erdemdir. Emeğe, yaşama, doğaya, hayvanlara, insanlara her şeye saygı ve hürmet büyüklüğün faziletidir. Hiçbir büyükten saydığım argümanlara zarar gelmez fakat yaşı küçük olan insanlar acımasızca kuş yuvalarını bozduğu gibi bahçeyi, bağı kullanılamaz duruma getirecek derecede etrafa zarar verirlerdi. Bu acımasız küçüklerden biriside maalisef bendim. Öğle sıcağı ile birlikte çobanlar koyunları sağılmak üzere evlere dağıtmış, bunaltıcı yaz gününün verdiği sıkıntı ile ev ve köy bana hapsaneye dönüşmüştü. Koyunların başlarını tuttum ve annem teker teker sağdı.
    Kuzuları emiştirdikten sonra önce koyunları sonra kuzuları çobana kattık ve araziye gönderdik. Köy imamının oğlu Erdal'la birlikte Otlukkayası'ndaki Adozelin bahçeyi yolmak için anlaştık.
    Balıklı'nın kehten Otlukkayası'na geldik. Etrafı sur gibi çevrimli iğde ağaçlarının arasından cenneti andıran bostanığa girdik. Kimseler yoktu. Salatalık, kayısı, vişne ve armut yolduktan sonra eli biraz daha çabuk olan Erdal koynuna ve ceplerine doldurduğu meyve ve salatalıklarla Koçtepesi'nden köye doğru koşarak bostanlığı terk etti.
    Bekle ısrarlarıma aldırmadan uzaklaştı. Bende tam kaysı ağacından inmek üzereydim ki, birden ağaçkakan kuşunun deldiği bir sığırcık yuvası gördüm. İçinde civcivlerinin sesleri geliyordu.
    Elimi zar zor o delikten içeri soktum ve kuşun cücüklerini almak istedim. Birini, ötekini derken üçünüde aldım ve elimi çıkartmaya çalıştım fakat bir türlü çıkaramıyordum. Zorladım, zorladım elim çıkmıyor. Her zorlamamda elim tahriş oluyor ve şişiyordu. Dakikalarca uğraştım. Ağladım, ağladım nafile..
    Bıçak olsa elimi kesip kurtulacağım. Bir türlü çıkmıyor. Etrafta kimseler yok. Yüksek sesle süekli ağlıyordum. Başıma ağrılar girdi. Aşırı ağıt ve stresin verdiği huzursuzlukla güçsüz düştüm ve ağaca tutunamayacak derecede halsizleştim. Yaklaşık 2,5-üç saat geçmişti. Benden kimsenin haberi yoktu. İğde ağaçlarının arasında, kimsenin göremeyeceği bir kaysı ağacının orta yerlerinde hareketsiz ve halsiz bir şekilde ölmeyi bekliyordum.
    Akşamın karanlığı yavaş yavaş bastırıyordu. Korku ve ağrıdan duramıyordum. Son gücümle defalarca deneme yapmama rağmen elim çıkmıyor, şişlik kolarıma doğru yayılıyordu.
    Birden çıngırak sesleriyle bir koyun sürüsünün yakınlarıma doğru yaklaştığını hissettim. Var gücümle ağladım. Hiç ses vemeden çalılıkların sallandığını, ve bir yaratığın bana doğru yaklaştığını hissettim. Gelen İbiş'ti. Sert bakışları ve ürkünç tipiyle bana doğru geldi.
    -Ne yapıyon lan orda… dedi.
    Ben sadece ağlıyordum. Elimi hala görmemişti. Ağacın etrafını dolandı ve kuş yuvasının içinde kalmış elimi gördü. Döndü bana dedi ki..
    -Şimdi bozmaya çalıştığın bu yuvanın gerçek koruyucusu Allah'tır. Eğer Allah olmasaydı senin gibi imansızlar kendinden güçsüz hiçbir yaratığa yaşama sansı vermezdi.. Garip gureba insanlar bahçe yapıyor, bağ dikiyor, nimet yetiştiriyor, senin gibi kafirler bu güzellikleri yok ediyor. İyi ki Allah var da, birkaç iyi niyetli insana değer verdiğinden onların sayesinde bizlerde yaşıyoruz…
    Falan gibi filozof vari sözler sarfediyordu. İbiş bana yarım saat konuştu. Aklımda olanlardan bazılarını anlattım. Herkesin deli dediği İbiş, meğer Veli bir insanmış. Ne güzel laflar konuşuyordu. Ne inançlı ve tabiat aşığı bir insanmış..
    Cebinden bıçağını çıkardı. Kuş yuvasının kenarlarını bıçakla dakikalarca yonttu. Ve nihayet elimi çıkartmıştı.
    Bileğimden elime doğru ilerleyen kısım ayağımdan daha büyük olmuştu. Arkama bile bakmadan Koçtepesi'ne doğru koştum. Her üç adımda bir yıkılıyor, sarhoş gibi sendeleyerek ilerliyordum.
    Ertesi gün uyandığımda elim omuz başlarıma kadar sargılı ve tavana asılıydı.
    Annem ve babam ağlamaklı gözlerle başucumda, envayi çeşit yiyecekler yastığımın ucunda, krallar gibi yatıyordum.
    Ya İbiş olmasaydı….  Orasını düşünmek bile istemiyorum…

Bu haber 2021 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN