Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ABDÜLKADİR BEYİN HATIRALARINDA: ÇAPANOĞLU İSYANI- YOZGATLI ÜNLÜ EŞKIYALAR VE SORGUN'UN İŞGALİ

Durali Doğan

15 Eylül 2010, 17:36

Durali Doğan

ABDÜLKADİR BEYİN HATIRALARINDA:
ÇAPANOĞLU İSYANI- YOZGATLI
 ÜNLÜ EŞKIYALAR VE  SORGUN’UN İŞGALİ

  Dr. Ali Şakir Ergin’in yayına hazırladığı “Çapanoğulları Hadisesi ve Abdülkadir Beyin Hatıraları” adlı kitabı bir yudumda okuma fırsatı buldum.
  Kitap, Yozgat Çapanoğulları İsyanı’na ışık tutan bir eser. Hatıratı yazan Abdülkadir Sönmez bey tamamen başından geçen olayları ve 1920’li yıllarda Yozgat’ta meydana gelen hadiseleri açık açık yazmış.
  Abdülkadir Bey Kayseri’nin Develi kazası  Mal Müdürlüğünden istifa ederek Yozgat’ta Eymirözü mevkiindeki bağa gelerek ailesiyle mütevazi bir hayat sürmeye başlar. Yazın burada, kışı ise Yozgat’ta geçirir. Çapanoğulları ailesi mensuplarından Edip. Celal, Salih, Halit ve Mahmut beylerle sohbet meclislerinde bulunur.
  O yıllarda Yozgat’ta Çapanoğularının nüfus bölgelerinde yer yer çetecilik ve soygunculuk hareketleri görülür. Bu hareketler kısa zamanda isyan hareketine dönüşür. Çerkes Ethem bu olayları bastırmak için görevlendirilir. Çerkes Ethem milis kuvvetiyle Yozgat’a gelir. Çapaonğulları ve asilerin hiçbir direnişiyle karşılaşmaz. Çapanoğulları ailesine ait ne varsa yağma edilir. Birçok kişiyi Yozgat’ta idam ettirir. İlk idam ettirdiği kişi ise Hafız Şahab’tır. Daha sonra Çapanoğlu Edip Bey ve kardeşlerini yakalamak amacıyla Alaca üzerinden Arapseyf köyüne doğru yürür.
  Dağa çıkan Çapanoğlu ailesinden Celal ve Edip beyler bir ara Sorgun nahiyesini işgal etmeyi ve oradan Yozgat’a geçmeyi düşünürler. Sorgun’da yağma ve talan yaparlar. Sorgun’un işgali kitbın 70 ve 71. sayfalarında şöyle anlatılır. :  ”Bu defa, atlı Sorgun nahiyesini işgal etmeyi ve oradan Yozgat'a hareketi düşündüler. Bu şekilde karar verdiler. Bulunduğumuz yer Sorgun'a nihayet bir buçuk- iki saat kadar bir mesafede bulunuyordu. Atların yönünü, gelen Meçece atlılarının da katılmasıyla birlikte Sorgun'a çevirdik. Atlının toplam sayısı beş yüz'le altı yüz arasında idi. Fakat, her uğranılan köyde beş- on ilâve oluyor ve çoğalıyorlardı. Tam Sorgun'a yaklaşmıştık, Cumafakılı köyü eteklerinde ve Sorgun'a hakim bir tepecik üzerinde atlı tertibat aldı ve hücumla Sorgun'a girmeye karar verdiler. Atlı akın etti. Atlı kasaba (Sorgun) kenarına yaklaşır yaklaşmaz iki taraftan da silâhlar patlamaya başladı. Nahiye karakolunda bir mülâzım (yedek subay) maiyetinde birkaç jandarma bulunuyormuş. Bunlar kasaba haricinde tertibat almışlar ve müdafaaya karar vermişler. Atlı, Köhne'nin (Sorgun ilçesinin önceki adıdır) dört bir etrafından akına başlayınca, bazı noktadan müdafaa etmek istemişler ise de beş yüzden fazla süvariye karşı yedi-sekiz kişinin bir kıymeti olmayacağından, atlı her taraftan kasabayı işgal etmiş ve müdafaa eden jandarmalardan birkaç tanesi de vurulmuş ve yaralanmış. (Sorgun’un işgali:13 Haziran 1920)
Bir kısım süvari hükümet dairesini de işgal etmişler. Daha sonra Edib Bey, Celâl ve Salih Beyler, ben de beraber olduğum halde, nahiye müdüriyet odasına geldik. Yaralanmış jandarmalar da orada başlarındaki zabiti de çıplak bir vaziyette bulduk. Üzerinde elbise namıyla bir şey kalmamış, don ve gömlek oturur vaziyetteydi ve mütemadiyen ağlıyordu. Kendisinin karşı koyma durumunda olmadığını, burada efradın (erlerin) tâlim ve terbiyesi için muallim olarak gönderildiğini ve canına kıyılmamasını ri ca ediyordu. Tabiî buna lâzım gelen teminat verildi ve hayatının korunacağına, bizim bu çıkış hareketimizin kimsenin hayalıyla alâkalı olmadığı ve karşı koyma durumuna düşülmezse, efrattan da yaralanma hadisesinin meydana gelmeyeceğini ve hayatı için kat'iyyen merak etmemesi hakkında kendisine teminat verildi ve elbiseleri de atlılardan aranmasına başlandı. Fakat, kimseye söz söylemeye ve haber anlatmaya imkân bulunmuyordu. Atlı arasın da herkes kendi başına bir kumandandı.
 O sırada nahiye karakolunda bazı silâhlar mevcut olduğu öğrenildi ve alınmak istenildi .Ancak onu da biz gitmezden evvel yağma etmişlerdi.Benim elimdeki silâh yapma ve tek atar bir martiniydi.”
  Sorgun’dan sonra Yozgat’a hereket ederler. Karakaya köyünde kalırlar. Yozgat’a girişlerinde Edip Bey adamlarını uyararak “Köhne’de (Sorgun) yaptığnız talan ve can yakmak gibi olaylar olmasın” der. Çalatlı köyünden yeşil sancak ile karşılanırlar. Çapanlar işgalcilerle beraber 14 Haziran 1920’de Yozgat’a girerler. Halit bey hapishanelerdeki hapisleri bırakır.
 Abdülkadir bey bu olaylardan birkaç gün sonra Sorgun’da kaldığını hatıratında kitabın 82. sayfasında şöyle anlatır:
 “Akşama yakın Muşalim Kalesi'ne geldik. Yanımdaki atlı Kürtler oralı idi. Tabidir ki orada kalmak istediler. Ben yalnız biraz yemek yedikten sonra çıktım ve akşamdan evvel Sorgun'a ulaştım. Bizim merhum Yusuf Bey Sorgun'un şeriatçılar tarafından tayin edilmiş müdür vekili bulunuyordu. Beni hanesinde bırakmadı. Eve getirdi. Önce uzun müddet konuştuk ve biraz rahat edip uyuduktan sonra erkenden kalktım. Bağa gideceğim. Henüz biz evden çıkıyor iken bir şayia yayıldı. "Yozgat'a kongre atlısı girmiş. Topla memleket harap edilmiş. Beylerden bir kısmı ise ölmüş, bir kısmı kaçmış kurtulmuş" denildi. Bu haberi getiren kişiyi aramak mecburiyeti hasıl oldu. Hemen birlikte çarşıya çıktık, "Söyleyen bir Hırıstiyanmış hamama doğru kaçmış" dediler. Binaenaleyh iki ihtimal arasında daha fazla beklemek istemedim ve hemen ata bindim ve Dişli köyü yolundan yola çıktım.”
 Abdülkadir Bey Eymirözü’ne vardığında Kuvayı Milliyenin Arapseyfe kadar geldiği , Eymirözü’ne de geleceği haberini alınca hanımı ve çocuklarını alarak Sorgun’un Eynelli köyünden Veli Ağa’nın evine bırakır. 27 Haziran 1920’de Çerkes Ethem Arapseyfi basar.
Salih, Halit, Celal ve Abdülkadir Beyler Deveci köyüne kaçarlar. Halit bey kardeşlerini Adana’ya geçirdikten sonra Dersim’e geçecek ve orada Kürtlerle birleşerek temin edeceği bir grup atlı ile tekrar dönmek ve mücadeleye devam etmek istiyordu. Abdülkadir bey bu görüşe katılmaz ve geri döner. Tipideresi köyünde bir gece kalır. Abdülkadir bey çoban kıyafetinde atını ve silahını da Tipideresi köyünde bırakarak Eymirözü’ne döner.
  Sonraki günlerde Celal ve Edip ve Abdülkadir bey Samsun yolundan İstanbula’ gitmek isterlerse de çeşitli sıkıntılar yüzünden bunu başaramayarak ve geri dönerler.
  O günlerde halk arasında Çerkes Ethem’in 23 Haziran 1920’de Yozgat’a geldikten sonra ilk etapta 10 kişiyi astırdığı rivayet ediliyor. Ele geçmeyenlerin ailelerini de Ankara’ya gönderiyor. Bunların evlerini yağma ediyor ve yıktırıyor. Kuva-yı Seyyare kumandanı olarak genel af ilan ediyor: “Asilerin geride kalanları beş- on gün içinde cepheye iştirak etmek şartıyla teslim olabilirler, bu suretle hayatları korunacak deniliyordu.”
  Af üzerine Abdülkadir bey, Edip Bey, Salih Bey ve Şekip beyi bindirerek yaylı at arabası ile Ankara’ya gönderirler. Bunlar Ankara’da milletvekili Emin Sazak Beyin büyük yardımlarını görürler.Abdülkadir bey hatırasında Emin Sazak beyden uzun uzun bahseder.
  O çalkantılı günler geçtikten sonra Kasım 1920’de Eskişehir’de görev almış, 1921 yılı Temmuzunda Eskişehir’in Yunan işgaline uğraması sebebiyle boşaltılması olayını da bizzat yaşamıştır.
  Kitapta Ö. Faruk Boran Hoca’nın intibalarını yazdığı bir defterden de önemli notlar alınmış. Kitabın 224. sayfasından O. Faik Boran Hoca'nın "Yozgat isyanı" başlığıyla yazdığı ve genel olarak Çapanoğulları ve çevredeki olaylarla İlgili olarak intihalarını yazdığı defterden bir bölüm:
  “Çapanoğulları bertaraf edildiği halde, onların bıraktığı eski yalar, yer yer soygunlara devam ediyorlardı. Bunların artıklarından en çok fenalık yapan eşkıya, Aynacıoğulları ve ayakları Göçük Sülük, Kara Mıstık, Ayvacı(Ayvacıoğlu), Çopur Yusuf, Kirampalı Sadık, Gödek Mıstık, Katil İlyas, Kavlak Ali, Miktat, Murtaza, Götüeğri, Kördede, Altındiş Mustafa, Belpınarlı Hüseyin, Kuzkunlu Kıran Hasan Çöllü, Çerkes Meçece, Karabacaklı İsmail, Çavuşköylü Hayri, Dedikli Yahya, Kendirikli Mürit, Manişarlı Halil, Kara Mulla, Kara Battal, Kürt Mulla Hasan, Yassıhüyüklü sıhüyüklü Deli Bekir, Ebiloğlu Musa, İshaklılı Kula, Çayırözlü Hazret ve Muallili Durak.”
“Bu eşkıyalardan Aynacıoğlu Hasanı, kardeşi Mehmet Eymir harbinde yanlışlıkla öldürdü. Göçün Sülük, Kara Mıslı! Ayvacıoğlu ecel ile öldüler. Çopur Yusuf çarpışmada, Kiramı lı Sadık, Gödek Mıstık da çarpışmada öldüler. Katil Ilyas, Miloğlu ve Kara Battal ve arkadaşları tarafından pusuya düşürülerek öldürüldü. Kavlak Ali ve Kürt Mamo asıldılar. Mikdat, Mur taza, Götüeğri, Altındiş Mustafa, Kördede, Güvenlik Kuvvacılar tarafından, Belpınarlu Hüseyin, Aynacıoğulları tarafından öldürüldü. Kıran Hasan, Çöllo,Çerkeş Meçece ecel ile öldüler.  Çerkeş İsmail Suriye'ye kaçtı ve orada öldü. Çavusköylü Hayri'yi jandarmalar vurdu, ölüsü Yozgat'a getirilerek defnedildi. Dedikli Yahya çok kanlı katil idi. Yozgat'ta istiklal Mahkemesi, çok genç kardeşi Salih'le beraber astı. Kendirlikli Mıstık, ecel ile öldü. Manişarlı Halil asıldı. Kara Mulla çarpışmada öldiı rüldü. Kara Battal, Katil İlyas'ın kardeşleri tarafından öldürüldü. Kürt Mulla Hasan ecel ile öldü. Yassıhüyüklü Deli Bekiri Aynacılar öldürdü. Ebiloğlu Musa'yı kardeşi Mahmut öldürdü. Çayırözlü Hazret ecel ile öldü.”
 Kitapta Ö. Faruk Boran Hoca’nın intibalarını yazdığı bir defterin 225. sayfasında ise başına en çok çete toplayan Aynacıoğullarından bahsediliyor:
 Bunların başında 400 atlı vardı. Çok yerleri kasıp kavurmuşlardı. Bunlar aslen Kürttürler. Erbaa'dan gelip Çekerek kazasının (o zaman nahiye idi) yakınında -bir saat mesafede- Özüviran denilen ufak bir köye yerleşmişlerdi. Bunlar yaş sırasına göre, Hasan, Mehmet, Hüseyin ve Efe olmak üzere dört kardeş idiler. Babaları ölmüş idi, anaları sağ, beli iki tabancalı bir kadındı. Gül Mehmet ve it Memo adında çok cânî iki yeğenleri de vardı.
 Aynacıoğullarını Hükümet kuvvetleri tepeleyemiyordu. Üstelik koca bir alay bu çeteyi görünce dağılıp kaçıyorlardı. Devecidağı, Zile havalisi bu çetenin tahakkümü altında idi. Bunların zulümleri haddini aşmış idi. Pek çok jandarma, asker ve halkın kanına girmişlerdi. Yozgat Jandarma Alayında görevli Binbaşı Saip Bey, Aynacıoğullarını takibe memur olmuştu. Yozgat'ın cesur ve keskin nişancı jandarma Tabağın Durak'ı da yanına alarak Çekerek bölgesine gelmişler; Binbaşı:
  -Ben Aynacıoğullarını ikna ederek teslim olmalarını sağlarım, görüşmek isteyerek yanlarına gidelim, diye ısrara başlamış. Bu adamlan pek iyi bilen Durak,
  -Etme Binbaşım, bizi elimizi bağlayarak ölüme götürüyorsun. Yapma bunu dediyse de söz dinletememiş. Aynacıoğulları (tarafından), ellerinden silâhları alınarak yanlarına götürülen Binbaşı ve yanındakiler;
 -Tam fırsat, elimize düştünüz mü diyerek kurşuna dizilmişlerdir.

Bu haber 9568 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN