Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ÖLÜM; KELEBEĞİN KANATLANIP UÇMASIDIR

Durali Doğan

15 Eylül 2010, 17:31

Durali Doğan

Aşık Niyazi Ersoy Hakkın rahmetine kavuştu.
            Beşer olmak sonradan kazanılan bir vasıf, onun da bir sonu var: Ölüm. Nitekim nice peygamberler geçti, hiçbiri bu alemde kalmadı, hepsi Rablerine döndüler. Çünkü hayatta insanın başına geleceğinden kesinlikle emin olduğu tek bir şey varsa, o da ölümdür. 
           Ölüm ise Kelebeğin Kanatlanıp Uçmasıdır.
           Aşık Niyaze Ersoy’da kelebek gibi kanatlanıp uçtu.
          Ölüm bir kara deve. Her kapıya çöker... Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz.
          Gelen geçer, konan göçer.
          Bu bir kervan saraydır ki konan göçer.
          86 YAŞINDA VEFAT ETTİ
          Aramızdan 86 yaşında ayrılan Aşık Niyazi Ersoy’un cenazesinde bunları düşündüm.
 Onu birçok insan emekli zabıta memuru olarak bilirdi. Ama o iyi bir şairdi. Yıllardan beri yazdığı şiirleri derece aldı, şiirleri ile üst düzeyde sorgun’u temsil etmiş bir şairdi. Hazır cevaptı, atışma yapardı, En önemlisi kelimeleri eğip bükmeden dosdoğru konuşur ve yazardı.
         OLDUĞU GİBİ GÖRÜNDÜ
        Taşlamaları, hicivleri bir ok gibi yürüklere saplanırdı. Olsun Niyazi ağabey olduğu gibi olan, olduğu gibi görünen bir kişiliğe ve şiire sahipti.
 “Zannetmeki cennetle cehennem çok uzakta
Beklenmedik an mevt bizi bekler bu tuzakta.”
 Bu bir tuzaksa onu da düşürdü.
“Seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm
Yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm..”
  Onun da vadesi tamam olunca:
 Herşeyin bir sonu vardır. Her şey biter ve ölüm bitmez:
           Dünyada her şey tükenir de, Ölüm tükenmez.  Siz hiç yaşarken öleni gördünüz mü?  Niyazi ağabey topraktan geldi, toprağa gitti.
           NİYAZİ ERSOY KİM
           Aşık Niyazi Ersoy, 1924 yılında Sorgun merkez Agahefendi Mahallesinde doğdu. Babası Feyzi Efendi, annesi Ayşe Hanımdır. Babası çitçilik yaptığı için , çocukluk günleri yoksulluk içinde geçti. Ailenin en büyük evladı olması dolayısıyla çalışmaktan okumaya zamanı olmadı. İlkokulu dışardan  bitirdi.
            Kış aylarında gününün çoğunluğunu Halk evinde kitap okumakla geçirdi. O günlerde halk evini ziyaret eden mahalli aşıkların deyişlerini ve atışmalarını da dikkatle izledi. Şiir yazmaya o günlerin tesiriyle başladı. 
            1944 yılında askere gitti. 1947 yılında terhis oldu. Bir süre yine çiftçilikle uğraştı. 1956 tarihinde Sorgun Belediyesine Zabıta memuru olarak girdi. 1977 yılına kadar bu görevini sürdürdü. Bu tarihte emekliye ayrıldı. Evli ve dört çocuk babasıydı. 
           USTA BİR HİCİV ŞAİRİYDİ
           İki yüzden fazla şiiri olan aşıkın sazı yok ama sözde çok ustaydı. Aşık Niyazi Ersoy'a hiciv şairi de denebilir. Çok kuvvetli hicivleri vardır. Bugüne kadar yazdığı şiirlerini birçok kez yayımlamağa teşebbüs etmiş ama bir türlü gerçekleştirememiş.
          SAĞDAKİ DE SEN, SOLDAKİ DE SEN
        En büyük arzusu şiirlerini bir kitap halinde yayımlamaktı.  Bu da oldu. “Sağdaki de Sen, Soldaki de Sen” adlı şiir kitabını yayınladı.
       Şiirlerinde heceyi kullandı ve koşma tarzında da yazdı.
            Halk deyimlerini mısralarında duygularıyla iyice kaynaştırdı. Bir çok yarışmaya katıldı, 1983 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığının düzenlediği yarışmaya destan dalında katılmış ve mansiyon ödülü almıştır. 
            Şiirlerinde Köhnelioğlu ve Niyazi mahlaslarını kullandı.
            Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı dilerim
 

 

YAZ
Ben bazen hastadan hastayım hasta
Ehli kalem yaz bu, ahuzarı yaz
Yarab üstad Kasım gibi bana da
Kar yazmazsan hasta halde harı yaz

Ben aşağı, kehten aştı yaz gider
Nere gitse yine gülmez derbeder
Bu dünyada kısmetime karpuz ver
Sen büyüksün ahirete darı yaz

İhmallik bağladı avcı tazımı
Tilkiye kaptırdım kader kazımı
Değiştir de alnımdaki yazımı
Yazarsan da siyah yazma, sarı yaz

Kahrına bak kıpte ettim sana da
İsyancıya inek verdin, dana da
Katiplerin katibisin bana da
Bal yazmazsan vahşisinden arı yaz

Sahneyim bu hale dün bugün yine
Teselli atına ters bine bine
Tek beni kaydeyle cehennemine
Cenneti âlâna aşıkları yaz


Her yolda rastladım ucu sivriye
Baktıkça katlandım kaderdir diye
Türlü nimetini tek Niyazi'ye
Tüm yazmazsan yarımdan da yarı yaz


GEÇTİ
Geçmişim karanlık karma karışık
Hayatım hayalin hızıyla geçti.
Çeşitli sahnede görüldüm, gördüm
Bir vaktim kısmetin azıyla geçti.

Bir vaktim uçkurlu şalvarda yama
Bir vaktim koynumda kınsızdı kama
Bir vaktim aş, ekmek, iş ortalama
Bir vaktim bir Çerkez kızıyla geçti.

Bir vaktim yazardım okunmaz bile
Bir vaktim gafletle geçti nafile
Bir vaktim köy, kaza aşıklar ile
Bir vaktim gıcırdak mazıyla geçti.

Bir vaktim bir hayli bizimkiyle zıt
Bir vaktim küs, kavga yakınlaşma kıt
Bir vaktim saçkıyla yakıp ev ısıt
Bir vaktim kermenin közüyle geçti.

Bir vaktim kiminle yapsam atışmak
Düşüyordu bana kaba davranmak
Bir vaktim siyahlı rengi gördüm ak
Bir vaktim ilhamın özüyle geçti.

Niyazi bir vaktin sınır sökerek
Bir vaktin çamurdan kerpiç dökerek
Bir vaktin damlarda halay çekerek
Bir vaktin dağlarda tazıyla geçti.
                               Niyazi Ersoy

Bu haber 2146 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN