Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ÇANAKKALE'DE DÜĞÜN

ÇANAKKALE'DE DÜĞÜN



ÇANAKKALE'DE DÜĞÜN -

Durali Doğan

Manzum Piyes -

(3 Perde)
 

ŞAHISLAR
 
Çavuş Muhtar
Fatih
Mehmet
Aşık
Elif
Zeynep
Fatma
Cemile Nine
Bekçi
  
FİGÜRASYON
 
Kızlar     : 4 adet. Bu sayı çoğaltılabilir.
Askerler: 4 adet
 

 
BİRİNCİ PERDE
 (Köy odası. Ufak pencere, ocak, sedir... Duvarda tüfek ve Kur'an vardır.)

BİRİNCİ MECLİS

(ÇAVUŞ-MUHTAR-BEKÇİ-FATİH-MEHMET-ÂŞIK)
(Çanakkale Türküsüyle yavaş yavaş perde açılır.
ÇAVUŞ:
İşte böyle Muhtar, durum bundan ibaret
Bura güllük gülistanlık, Çanakkale'de vahşet.

MUHTAR:
Kanımızı emecek Cavuş'um bu canavar;
Derde derman olacak ne gibi çareler var?..

ÇAVUŞ:
Geldi bir olup da karşı koymak zamanı,
Ateşlerde yanmadan yurdumuzun her yanı,
Çoluk çocuk, genç ihtiyar bir olup,
Kâfire büyük bir darbe vurup,
Etmeliyiz geldiğine bin pişman.
 Türk'ün kuvvetine hayran olmalı düşman.
Tellâl ola toplana yiğitler bir bir,
Savaş çağrısı var bize Sultan'dan emir!

MUHTAR:
Emrin başım üstüne... Sesleyim bekçiyi de,
Oğlum Enver... Buraya gel...

BEKÇİ:
(Davul çalarak içeri girer.)
Buyur Ağam...
Yapılacak iş mi çıktı ? De yapam.

MUHTAR:
Kel Hasan 'in çardak damın başına,
 Duya herkes, seslen konu komşuna.
 Çavuş geldi... Savaş ilân olmuş de.
Çanakkale 'ye sürü düşman girmiş de.
Bu toprağa kan dökenler ruhu için,
Palabıyık, yiğit delikanlılar seçin.
Azıkların hazırlayıp, bellerine sarsınlar.
Âşıklarda sazlarına iyi düzen versinler.
Hadi şimdi git...
 
BEKÇİ:
Baş üstüne, seslenirim...
Ben de savaş davulundan hoşlanırım!
(Davulunu çala çala çıkar.)
ÇAVUŞ:
İngiliz, Yunan'ı, Fransız'ı, Rus'u;
Boğazımız kuruyor. Muhtar bir yudum su!.
 (Muhtar su verir.)
Sağolasın!

MUHTAR:
Helâli hoş olsun Çavuş'umL

BEKÇİ: .
(Sesi dışarıdan duyulur. Tellâl çağırmaktadır.) Ey ahali!... (Davul sesi gelir.) Duyduk duymadık demeyin... (Davul sesi gelir.) Çavuş geldi... Çanakkale'de savaş ilân olmuş... (Davul sesi...) Savaşa gönüllü gidecek olanlar, Muhtar'in odasına gelecekler... Duyduk duymadık demeyin...
(Davul sesi devam eder.)

MUHTAR:
Biz çobanız, çok sürüler güderiz.
Bu deveyi gütmeden, bu diyardan gitmeyiz.
 Şimdi koçlar dizilir, teşbih tanesi gibi,
Her biri kükremiş aslan yelesi gibi... (
Fatih içeri girer. Silâhlıdır.)

FATİH:
Esselâmü aleyküm.

MUHTAR:
Aleykümselam.

FATİH:
Gönüllüyüm Çavuş'um.
 
ÇAVUŞ:
Sağ olasın yiğidim...
Cephede düğünün var. Hazırladın mı atın?

FATİH:
Hazırım komutanım, anadan doğma hazır.
 Dar kalanda yetişir, bize Hazreti Hızır...
Köyde durmak yakışır mı Fatih'e.
Şehitlerim kucak açmış, bekliyorlar Fatiha.
Bir ay önce nişanlandık Elifle,
Düğün güze... Çavuş'um hele dinle:
Muhtar emmi ve imam nikâhımı kıyacak,
Töre m izce üç gün, üç gece davul çalacak!
Sırma saçlı Elifimi alırım ata,
Kardeşim Hasan da atımı tuta...
Elife ne güzel yakışır duvak.
Duvağın altında akan yaşa bak!..
Ağlıyor benim için, zor, değil mi Çavuş'um.
Düğünümün cephede olacağın bilmişim.
Rüya idi, gerçekleşti dileğim.
Küffar alt eder sade benim bileğim
Tüfeğim babamdan kaldı yadigâr,
Kara günde işe yararmış meğer.
Küçük yaştan gözlerim düşman gözetir.
Çavuş'um vatan için, boynum kıldan incedir!.
(Çavuş'un önünde diz çöker.)

ÇAVUŞ:
(Omzundan tutar, kaldırır.)
Allah senden razı olsun Fatih'im,
Senden iftiharla bahsedecek tarihim

MEHMET:
Esselâmü aleykümi

MUHTAR:
Aleykümselam!
 
MEHMET:
Gönüllüyüm Çavuş'um.

ÇAVUŞ:
Sağ olasın yiğidim.
Cephede düğünün var... Hazırladın mı atın?

MEHMET:
Hazırım komutanım, adım öksüz Mehmet'tir.
Cephede düğün yapmak, köyümüzde âdettir.
Uruslar babamı şehit etmişler.
 Beşikteyken adıma yetim demişler.
Genç yaşta anam da veremden gitti,
Beni dayım büyüttü ve adam etti.
Dayım "çabuk büyü" diyordu bana.
 Büyü ki hizmet et aziz vatana.
Çok şükür Çavuş'um geldi o günler.
Kulağım sendedir, emrini bekler.
Hasbıhal edelim ister seninle;
Altı yıl nişanlı kaldık Zeynep'le...
Arpa, buğday, derken bütün ürünü,
 Sattım ki tez elden kaldıracaktım,
Yedi köyü düğünüme davet ettim.
Madem Çanakkale kanlar içinde.
Bize düğün yapmak, yazmaz törede.
Allah'ım öç almak zamanı gelsin.
Hem düğün hem savaş davulu çalsın..
Vuram! Vuram ki yer yerinden oynasın. 
Boğazın mavi suları, al kanlara boyansın!..
Haykırsam sesimi bütün cihan işitir.
Çavuş'um... Vatan için boynum kıldan incedir!.
 (Çavuş’un önünde diz çöker.)

ÇAVUŞ:
(Omzundan tutar, kaldırır.)
 Sağ olasın yiğidim. Seni iyi bilirim.
Kısmet olursa eğer, düğününe gelirim.

 (Âşık içeri girer.)

AŞIK:
Esselâmü aleyküm.

MUHTAR:
Aleykümselam.

ÂŞIK:
Gönüllüyüm Çavuş'um...
 
ÇAVUŞ:
Sağ olasın yiğidim...
Cephede düğünün var. Hazırladın mı atın?

ÂŞIK:
Hazırım komutanım. Tüfeğim var, sazım var;
Küffara söylenecek, toptan ağır sözüm var.
Barışta dokunursam sazımın tellerine,
Bir gün hesap sorarım domuzun döllerine!
Düğün hazırlığım tamam oldu Çavuş'um.
Güveyi için kınamı da almışım.

(Sazlar Çanakkale Türküsü'nü söyler.)

 Âşığım kınamı cephede yakam,
Conkbayır sırtlarına bayrağı dikem.
Dikenim desem de sözüm gülcedir.
Çavuş'um; vatan için, boynum kıldan incedir!.
 (Çavuş'un önünde diz çöker.)
 
ÇAVUŞ:
(Omzundan tutar, kaldırır.)
Sağ olasın yiğidim. Bizi ruhen coşturdun.
Kabardı şah damarım. Dertlerimi deştirdin!
Hakanlar yıkılsa da yıkılmaz koca devlet,
Yemin olsun yaşayacak; DEVLET-İ EBED MÜDDET!...
 

MUHTAR: J
Hakanlar yıkılsa da yıkılmaz koca devlet,
 Yemin olsun yaşayacak; DEVLET-İ EBED MÜDDET!..
  (Fatih, Mehmet ve Âşık'ta son beyti tek tek söyleyerek Çavuş ve Muhtarla birlikte hilâl şeklinde dizilirler.)

KORO:
Tek bilek, tek yüreğiz.
Düşmeyecek sancaklar.
Gök kubbede dalgalansın,
Ay yıldızlı bayraklar.
 ÇANAKKALE.. Öz vatanım...
 Aç kucağın, sar bizi,
 Cephede bayraktar ol...
Bayraklara sar bizi!..
(Fondan Çanakkale Türküsü duyulmaktadır.)
 Çanakkale içinde aynalı çarşı,
 Ana ben gidiyom, düşmana karşı.

(Perde kapanır.)

İKİNCİ PERDE

 (Köy evi. Seki, bir ağaç sandalye. Duvarda eski bir seccade... Post, yan duvarda asılı)

BİRİNCİ MECLİS
(CEMİLE NİNE-ELİF-ZEYNEP-FATMA VE DÖRT KIZ)
CEMİLE NİNE:
(Kına karmaktadır. Fondan "Yemen Türküsü" duyulur.)
 
 Anu Yemen'dir.
 Gülü çemendir.
 Giden gelmiyor,
  Acep nedendir?..
 
(Türkü sesi uzaklaşır.)
Bu türkü çok yaman dohundu bana.
Bu ayda yakılmaz goçlara gına.
 İlk gınalı goçumu Yemen 'de verdim.
Felek sille vurdu, bitmiyo derdim!
Yemen Harbi küteden vurdu derdimi!
Urus Harbi küteden kırdı belimi,
Yiğitleri bir bir ısırdı köpek.
Gırtlağa dayandı, tak dedi bıçak!
Gidenler geri gelmedi, kül oldu çınar.
Kör bir çıban ki durmadan kanar...
Allan gınam, pullan gınam, yan gınam!
Ağ ellere al bayrağı sor gınam!...
(Cemile Nine, kına karmayı bitirir. Bu sırada kapı çalınır. Kalkar, kapıyı açar. Elif, Zeynep ve Fatma ile beraber dört kız daha kına yakmak için gelirler.)
 
CEMİLE NİNE:
Buyurun kızlarım... Kınanızı elimle hazırladım.
 Keyfinizce yakının... Ben hemen toz olurum
Üzüm, çerez ve yemiş aldım, yersiniz...
 Kalır ise, tas içinde şerbetliğe korsunuz.
Hoşça kalın yavrular... Gönlünüzce eğlenin,

KIZLAR:
Güle güle Cemile Nine...
(Kına âdeti yakmak için ortaya bir sandalye konur. Sırasıyla, önce Elif sandalye etrafında üç defa dolandırılır. Sandalyeye oturtulur. Elif’in kınasını Fatma ile Zeynep yakar. Diğer kızlar da sedirde oturur.)

ZEYNEP-FATMA:
(Ezgili olarak başöverler.)
Ayağına giymiş nurdan nalını,
Gider hasbahçede salını salını,
Biri Fatih, biri Elif gelini...

KORO:
Ol Fatih 'in düğünü var cephede.
Ol Elifin düğünü var cephede!...

ZEYNEP-FATMA:
(Elifi salavatlayarak kaldırırlar.)
Peygamber aşkına, salavat, selleylom Muhammed.
(Elif ile Fatma, Zeynep'in kınasını yakarlar.)
 
ELİF - FATMA:
(Ezgili olarak başöverler.)
Eğlenin gardaşlar biz de varalım,
Ebubekir sağdıç olmuş görelim,
 Yol yolunca saçısını verelim.

KORO:
Ol Mehmet'in düğünü var cephede.
Ol Zeynep'in düğünü var cephedeI..
 
ELİF-FATMA:
(Salavatlayarak kaldırırlar.)
Peygamber aşkına, salavat, selleylom Muhammed.
(Son olarak Elif ile Zeynep, Fatma 'nın kınasını yakarlar.)
ELİF-ZEYNEP:
(Ezgili olarak başöverler.)
Havva anamız, haslarınan haşladı,
Fatma anamız, gınasını ısladı.
Anan seni gara üzümle besledi.
 
KORO:
Ol Âşığ'ın düğünü var cephede.
Ol Fatma'nın düğünü var cephede!.
 
ELİF-ZEYNEP:
(Salavatlıyarak kaldırırlar.)
Peygamber aşkına, salavat selleylom Muhammed.

ELİF-ZEYNEP-FATMA:
Dilimiz tatlı,
Kınamız kutlu,
Düğünümüz mutlu,
Savaşımız umutlu olsun.

ELİF:
Kına yaktım avucumun içine,
 Masum milletimin bunda suçu ne?
Vatan tekkesinde kurban olmağa,
Azgına bir tarih dersi vermeğe;
Yolladık erleri er olmak için,
Bentler karşısında sel olmak için.

ZEYNEP:
Kına yaktım avucumun içine,
Mazlum milletimin acep suçu ne ?
Kınalı elimle yaşım silerim.
Türk kızıyım ölüme de gülerim!
Çanakkale... Mehmetçiğe ün olur.
Müslüman-Türk! Nasıl kula kul olur?
 
FATMA:
Kına yaktım, kekil kestim komşular.
 Gönül bu... Çanakkale'yi arzular.
 Askere cephane taşısam yeter.
Vatan semasında bir duman tüter.
Çanakkale, damarımda kanımdır.
Pas bağlayan yüreğimde canımdır

ELİF:
Vatan için can vermeğe gittiler. (Yavaşça çöker.)

ZEYNEP:

Tarih için şan vermeğe gittiler. (Yavaşça çöker.)

FATMA:
Bayrak için kan vermeğe gittiler.
(Yavaşça çöker. Üçünün başı da eğiktir.)
 
ELİF-ZEYNEP-FATMA:
(Kalkarlar.) Gittiler de şehitlere yettilerl...

ELİF:
Yürek yanar, ciğer göğnür bacılar.
 Can içeri canlar üzer, acılar!...

ZEYNEP:
Edirne 'den, Kars 'a kadar koca yurt,
 Ceddimize söz verdik: Kırıimalı büyük put!

FATMA: 
Aman deyip, diz çökmeli tüm küffar.
Türk ordusu olmalıdır muzaffer!

ELİF-ZEYNEP-FATMA VE DİĞERLERİ
(Hilâl şeklinde dizilirler.)

Ak elimiz dilim dilim diline.
Al sancak nişandır taze geline...
Vatan için üç yiğitte toy idi,
Levhi kalem... Kaderimiz bu idi.
ÇANAKKALE... DÜĞÜNLERDE SAZ OLUR.
ÇANAKKALE... DESTANLARDA SÖZ OLUR!.
(Fondan Çanakkale Türküsü duyulur.)
Çanakkale içinde bir ulu selvi.
 Kimimiz nişanlı, kimimiz evli.
 Çanakkale içinde çalınır sazlar,
 Savaşa gidene ağlıyor kızlar!..

(Perde kapanır.)
 

 

ÜÇÜNCÜ PERDE

 (Uzakta dağ sırtları... asker ve gönüllüler mevzilenmişler. Silâh ve top sesleri!... Çanakkale Türküsü'yle perde açılır.)
Çanakkale içini duman bürüdü.
 On üçüncü Fırka harbe yürüdü!.

BİRİNCİ MECLİS
(FATİH-MEHMET-ÂŞIK-ÇAVUŞ VE ASKERLER)
FATİH:
Ben de geçeceğim, anadan, babadan, yârdan;
Canımsın, cananımsın, her şeyimsin ey vatan!
Öcümü alacağım, ecdadıma söz verdim.
Tüfeğimin pasını, şehit kanıyla sildim.
Ey bu kutlu davanın dönmeyen yolcuları!
Allah'a emanet olun... Atlıyorum siperi...
Anamın ak sütü gibi hakkım helâl ederim,
Ya Allah! Ya Bismillah!.. Hak yolunda giderim.
 
(Fatih siperden çıkar. Bir elinde tüfek, diğerinde sene, ıh vardır. Vurulur, sendeler... Sancağı düşürmez.)
 
FATİH:
... Allah!... Hainler!.
 
MEHMET:
Geliyorum Fatih 'im, düşmeyecek sancaklar!


FATİH:
Kahpe kurşun!

MEHMET:
Şehitler kervanına bir şehit daha ekler.
(Fatih'i omzundan tutar. Fatih nefes nefesedir, göğsünden ve kolundan kanlar akmaktadır.)

FATİH:
Mehmet'im... Koy beni de yürü düşman üstüne

MEHMET:
Fatih'im... Domuzların acep sana kastı ne?

FATİH:
Çanakkale... Ufuktan nazlı nazlı el eder.
Huda 'dan şehitlere, deste deste gül gider.
Dikkat edin inmesin, göklerden al sancaklar.
Bu kutlu tepelerde dalgalansın bayraklar!..

MEHMET:
Yemin olsun bu sancak, bana senden emanet.
Kahrolayım, edersem emanete hıyanet.

FATİH:
(Güçlükle cebinden İşlenmiş bir mendil çıkarır.)
Elif verdi... Bu mendille şu kolumu sıkı sar.
 Koyma burda... Mendili nişanlıma geri ver.
 O ağlarsa, benim burda kemiklerim sızılar!
 Öz diyarda peşimizi bırakmadı, tazılar!
Anam vatan, babam vatan, yâr vatan!...
 Beni bekler... Benim için toprakta yatan!.
Hakkını helâl et... Sancağımızı iyi tut;
Al sancağım!.. La.. i.. la.. ha.. i I lal... lah...
(Fatih, şehit olur.)
 
MEHMET: (Ağlar.)
(Fatih'in kolundaki mendili çözer.)
Düşmeyecek sancaklar, rahat uyu şehidim.
İnşallah bu sancağı, burçlara dikeceğim.
Sağ olursam, emaneti vereceğim Elife,
Emin ol ki ağlamayacak, diyeceğim Elife.
 Sıra bende Fatih'im... (Fırlar.)
Ya Allah!... Ahhh!
(Sancak Fatihin elindedir. Bir adım ileride Mehmet'te vurulur.)

MEHMET:
... Allah!..
(Âşık siperden fırlar.)

AŞIK:
Dayan Mehmet! Geliyorum dağ gibi.
(Âşık da vurulur. Sancak Fatih'in elinde dimdik durmaktadır. Çavuş ve askerler ateş ederek ileri geçer, soldan çıkar. Mehmet ve Âşık sancağa doğru gelmeğe çalışır. İkisi de ağır yaralıdır. Silâh sesleri uzaklaşır.)

MEHMET:
Çanakkale geçilmez!.. Geçilmez Çanakkale!...
Kan bürümüş boğazı... Akmıyor Çanakkale!
(Sancağa yaklaşırlar.)

MEHMET:
Dayan Âşık... Sancağı tutacağız.
 
ÂŞIK:
Dayan Mehmet. Küffarı kanımızla boğacağız!...
 (Mehmet sancağı tutar.)

MEHMET

Allah'ıma çok şükür... Âşık hakkını helâl et!
La... ila. ..ha... i Hal... lah!... (Şehit olur.)
(Fondan Çanakkale Türküsü duyulur.)

Çanakkale içinde vurdular beni.
Ölmeden mezara koydular beni.

ÂŞIK: (Ağlar.)
Hakkım helâl olsun... Güle güle Mehmet
 Ben de geliyorum, az daha sabret!
(Son bir gayretle sancaktan tutar.)
Al sancağım suyuna alın rengini katmış,
Rabb'im Türk'ü övmüş de ordusunu yaratmış.
(Nefes nefese...)
Düşmeyecek... Bu sancak... Dalgalanacak her gün...
Al...lah'...ın yazısı... bu!..
ÇA..NAK..KALE..DE..      DÜĞ..ÜN...
 (Şehit olur. Fondan ezan sesi duyulur. Bir asker sol taraftan gelerek, sancağı öper. Fatiha okur. Selâm durur. Ezan okunurken sağ taraftan sırasıyla ve kısa aralıklarla, Elif, Zeynep ve Fatma üç şehidin üzerine bayrak örterek otururlar, Fatiha okurlar.)
 
ELİF:
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor;
 Bir hilâl uğruna ya Râb, ne güneşler batıyor!

ZEYNEP:
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi,
 Bedrin arslanları ancak bu kadar şanlı idi.
FATMA:
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın.
 "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.

ELİF-ZEYNEP-FATMA:
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,
Sana kucağını açmış duruyor PEYGAMBER.

COĞRAFYADAN VATANA
ÇAVUŞ :
Bir gün hitam buldu çakılan yokuş,
Savaş bize, biz savaşa alıştık.
Yine Türk'ün ayran tası kabardı,
Şimşek olduk yıldırımla yarıştık.

MUHTAR:
İriyi, eler hep eleklerimiz,
Ateşe verildi konaklarımız,
 Zincire vuruldu bileklerimiz,
Azat olduk, hürriyete alıştık.

FATİH:
Gökler alev alev, yer bayrak bayrak,
Hasrete kör tırpan, sevgiye orak,
 Kurşun sesleriyle söküyor şafak,
Yedi düvel ile yaman çarpıştık.

MEHMET :
Her gün milyon yiğit doğar anadan,
Kimi Mareşal'dir, kimi Yavuz Han,
 Vatan diye diye gitti nice can.
Kör geceden gün ışığa kavuştuk.

ÂŞIK :
Yedi başlı canavar var ezene,
Düğüm düğüm bilmecem var çözene,
Maddedeki her manayı sezene,
 Sezmediler hâllerine gülüştük.
 
ELİF :

Zafer vaad etti, ol Cenab-ı Hakk,
Kurak Anadolu yarıldı şak şak,
Kaderde, kıvançta, tasada ortak,
Bu milleti kurtarmağa çalıştık.
 
ZEYNEP:
Ah, bu zillet yaktı bizi kül etti,
Yaban bastı yüreğimiz çöl etti,
Dilli kaval sürümüzü el etti,
Genç, ihtiyar, gelin, kıza karıştık.

FATMA :
Dedem, tahta kılınç aldı eline,
Çakaralmaz verdi Dudu geline,
Çolak Hasan kama soktu beline,
Domuz dölleriyle eyi vuruştuk.
 

CEMİLE :
Ahmet Muhtar Paşam doğuda dadaş,
Antepli Şahinin bin batmanlık taş,
Sütçü İmam ile kurtuldu Maraş,
O günlerden bu günlere eriştik.

BEKÇİ :
Kardan yastık, ottan döşekte yattık,
Küffara el aman ne satır attık,
 Hürriyet zevkini o zaman tattık,
Coğrafyadan can vatana kavuştuk.

ÇAVUŞ:
Yediden yetmişe tek can, tek bilek
Küfür cephesinde imanlı yürek,
Vatanın bağrından kızıl engerek,
 Sokamadan imdadına yetiştik.

MUHTAR:
Al bayrağın gölgesine kul olduk,
Sancak sancak pembeleştik, al olduk
Cennet-i Ala 'da açan gül olduk,
Hünkâr Fatih, Atatürk'le buluştuk.

FATİH :
Kader bizi gam küpünde yoğurmuş,
Günler hasret, gece hicran doğurmuş
Tarih bizi "Şeref" diye çağırmış.
Şereflice yaşamağa alıştık.

HEPSİ :
Durali'yim yaylamızda tören var,
Yüz bin deve kesilmeli, şölen var,
Kutlu günde çok muhterem gelen var,
Atamızla kandan candan sarıştık,
Keder ile neşemizi bölüştük.
COĞRAFYADAN SON VATANA KAVUŞTUK.

PERDE

SON

DURALİ DOĞAN

 


----------------------------------------------------------------------

Sılam Basın Yayın Matbaacılık Ltd. Şti.
Durali Doğan
Atatürk Bulvarı Özel Apt. No: 29/D Sorgun/YOZGAT
Tel: (0354) 415 2020
      0533 346 8889

 

Bu sayfa 3406 defa görüntülenmiştir.

Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN