Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

SOYAŞAD

Namaz Vakitleri

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SENEMİN TURNALARI

SENEMİN TURNALARI




SENEMİN TURNALARI
(3 PERDELİ PİYES)

DURALİ DOĞAN

ŞAHISLAR
Senem
İrbaham
Salli
Saniş
Kamber
Ramazan
Halime
Rüstem
Kiraz
Patron
Gülperi
J.Çavuşu

BİRİNCİ PERDE
DEKOR: Olay bir köyde geçmektedir.Yakın planda köy evleri, uzakta dağ sırtlarına yaslanır gibi duran camii ve minaresi. Sahnenin sağ tarafı Rüstem'in evi. Sahnenin sol tarafı ise bahçe avlusu. Avlunun solunda akan bir çeşme. Ortada altında ateş bulgur kazanı. Ön tarafında çuldan bulgur sergisi. Senem bulgur kaynatmakta. "Dam üstüne çul serer " türküsü ile perde açıldığında Salli, Çoban düdüğü ile bu türküyü çalmaktadır. Biraz sonra düdüğü bırakıp, sapan taşı ile sergiden serçeleri kovalar.

SAHNE-1
 (Orta yanar)
 SALLİ- (Boğazında takılı olan çatal sapanıyla) Ah bu serçeler! Dinime, imanıma bıhtım. Kovalıyom, kovalıyom yine geliyolar. Arsız serçeler, edebsiz serçeler! Benim gibi onlar da laftan anlamıyo. (Cebinden leblebi çıkararak bir ağzına atar, bir sapana koyar) Laf aramızda şu Senem Bacı'ma bi gızıyom. Beni serçelere bekçi tuttu. Sahi serçe bulgurdan yese dünya mı batar. Elin uşağı çuvalınan götürüyo. Gurt guşun nasibi kesilir mi yahu! (Kazanın altına odun atar, kapağını kaldırır bakar)
Gaz galdırmış başın bakar
Gırk gün oldu gaynatırım gaynamaz.
 Bizim hedik aynı gaza döndü. Gaynattıkça başını galdırmış bahıyo. (Kapağı bir daha kaldırır) Anoooo! Vallaha bahıyo len! (Arkası kapıya dönük) Şu Senem denen gız, ciğerinden yanasıca beni buraya gazıh gibi dikti. Bana ne senin sergin gız. Başımın belası! Bunlar da Pinti Fadik'ten geri kalmazlar. Serçe ne yer, iki dene. Babalar yiyesice Çullular'ın İrbaham gelseydi.. (Senem içeri girer. Salli'nin haberi olmaz) şıp damlardı. Sanki ben bilmiyom gara sevdalı olduhlarını.. Cıbır İrbaham'ı görünce cıcıhları gevşiyo. Vay donuz gız vay!...

SAHNE-2

SENEM - ( Salli'nin omzuna vurur) Sen daha neler biliyon Salli. Asıyon, kesiyon bakıyom da.
SALLI - Seni garipsedim aslan bacım. Hele hoş geldin. Bende diyodum ki..
SENEM - Ne diyordun Salli?
SALLİ - Gazandaki şu gaz bişse de bi uyluğundan dutup gevdire gevdire yesem diyodum.
SENEM - Kazanda kaz ne gezer, hedik desen doğru.
SALLİ - İnanmıyosan açta bak.
SENEM - (Kazanın kapağını açınca elini yakar, kapağı atar) Vay deli yay hani kaz?
SALLİ - Sabahtan beri güneşin altında ben yanıyom, birez de sen yan.
SENEM - Salli bana oyun yaptın. Bak sevgili kardeşim. Demin o dediğin şey var ya. Sakın kimselere söyleme. Hele anam duyarsa bizi öldürür. Hele bubam. Zaten bu günlerde birşeyler oldu bubama. Seni de, beni de öldürür.
SALLİ - Sahi mi diyon ?
SENEM - Ölümü öpüyüm ki.
SALLİ - Ben de Cevriye'yi öpüyüm. Ver bi de elini öpüyüm.
SENEM - Anama, bubama şeyi söylemezsen.
SALLİ- Dirimi öpüyüm söylemem. (Senem'in elini öper)
SENEM- Ha öyle ol, vırt dodah olma. Sır saklamasını bil. Hem sonra Çullu'nun İrbaham civan gibi delikanlı. Neyi varmış, sevmek günah mı?
SALLİ -  Değal canım,
SENEM -   O zaman ağzını tut. İrbaham'dan iyisine mi varacam.
SALLİ -  Ben de Cevriyc'dcn iyisini mi alacam. Senem bacı senden bi isteğim var.
SENEM -   Söyle Salli
SALLİ -  Zavallı serçeleri vurmasak.
SENEM - Serçeleri vur da., turnaları vurma.
SALLİ - Turnalar mı? Sahi turnalarda geçiyo bazen, katar katar.. Hem de ötelerden. Ama hiç inmiyolar.
SENEM - Aman turnaları taşlama.
SALLİ- Tek şartla taşlamam.
SENEM - Şartın neymiş?
SALLİ- Bi bilmece soracam, bilirsen..
SENEM- Haydi sor.
SALLİ- Dam başında kadı gibi
 Göğe bakar cadı gibi
SENEM-Bildim Salli.
SALLİ- Neymiş hadi söyle.,
SENEM- Deli Kiraz.
SALLİ- O da cadıdan geri kalmazya. Ben Cevriye'ye baktıkça, o da bana camız gibi bakıyo. Emme lakin bilemedin.
SENEM - Öyleyse baca.
SALLİ - Aferin. Bende sözümde duracam. Söz, turnaları taşlamıyacam. (Bir an susar, tekrar konuşur) Sahi Senem Bacı Turnaları neden vurmayacakmışım? Serçelerin canı yok mu, onlara niye acımazsın.
SENEM - Büyük sözü dinle.
SALLİ - Allah, Allah, anlamışsam Arab oluyum!
SENEM - (Turna sesi) Bak işte Turna katarı. Süzülerek alçalıyorlar.
(Salli Hemen sapanına sarılır)
SENEM - Aman ha Salli (Sapanını tutar) Sakın cahillik yapma, Turnaları ürkütme.
SALLİ - Hadi sapanım, bidene ıhdır. Bi arabaşılık olsun yeter. ( Bu arada bir sapan taşı atar. Turnalar ürkerler. Sesler uzaklaşırken)
SENEM - Deli soyha ne yaptın. Gayri turnalar gelir mi? Ürküttün turnaları. (Salli'ye vurur)
SALLİ - Ben ne yaptım Senem Bacı. Analıh gibi ne vurursun.
SENEM - Daha ne yapacan! Onlar benim Turnalarımdı. Artık gittiler, gelmezler. Onlarla kol kola, omuz omuza halay tutacak "Feyli Turnam"ı oynayacaktım.
SALLİ - Beraber oynayalım.
 (Sahnede loş ışık. Salli pazar düdüğü ile "Felli Turnam'ı çalarken, bir yandan da Senem elinde tencere kapaklan ile turnaların suya inişini motife eden oyunu oynamaktadır.)
Feli dumam, teli durnam
Göle insene
Feli dumam, teli durnam
Kanat vursana

SAHNE-3

 (Soldan İbrahim girer. Oyun durur. Salli, düdük çalmayı keser.)
İRBAHAM - Ne güzel oynuyorsun Senem. Hadi devam et. İstersen beraber oynayalım. Çal Salli.
SENEM - Bi gören olur İrbaham. Gün ışığında niye geldin. El aleme rezil mi edecen?
SALLİ - Ya bubam görürse.
İRBAHAM - Görürse görsün. Buraya kız kaçırmaya gelmedim ya.
SENEM - Deli aklından geçeni söylermiş.
İRBAHAM - Seni sevdiğimi söylemeye geldim.
SALLİ - Hadi şurdan gözüm görmesin. Senem Bacım bana emanet. (Sapanı çeker)
SENEM - Sen dur Salli. Demedim mi Turnaları taşlama diye.
SALLİ - Ama bu Turna değil ki. (Gözlerini üç defa ufalayıp, yumar, açar.) Vallahi Turna değil. Çullu'nun İrbaham. Gosgoca adam. Hadi şurdan defol, yoksa kolunu bacağını budarım. Rüstem bubam gelmeden defol.
İRBAHAM - Sen bilin Salli. Al sana neler getirdim bak. Sadırazam sucuğu. Seversin değil mi?
SALLİ - Severim İrbaham abi. (Alır, şapırdatarak yer) Turnalar vurulmaz değal mi Senem bacı? Çünkü bana sucuh verdi.
SENEM -(Salli'ye) Hadi eve git. Bunu ekmeğin içine koy, bi dürüm et, ye.
SALLİ - Tamam bacı. Ne söyledin de tutmadıh. (Çıkar)
İRBAHAM - Salli'ye laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor.
SENEM - Şimdi çıkar diliyin altındaki baklayı. Bi gelen giden olmadan söyle.
İRBAHAM - Seni sevdiğimi biliyorsun. Biliyorum ki sen de bana tutkunsun.
SENEM - Eee.. n'olmuş? Seviyorsan dünür gönder. Bura dağ başı mı? Anan, buban geldi de arkalarına değirmen taşı mı bağladık. Kız almanın da bi yolu, yordamı var.
İRBAHAM - Başlık parası başını almış gitmiş. Bizimkiler başlıhtan yılıyolar. Ya deli Rüstem ağzını açarsa laf mı yetişir deyi çekinirler. Elin içinde ileri çıhıp, arkası üstüne oturmahta var. Bak Senem..
SENEM - (Sözünü keser) Adet, töre neyse o olur. Elin geçtiği köprüden geçmez misiniz?
İRBAHAM - Ama Senem, geçen gün Gobel Irasul'un gızına ağırlığınca başlıh kesmediler mi?
SENEM- Olsun sen de beni tartar, alır, götürürsün. Öyle bedavaya var mı!
İRBAHAM - Şaka mı yapıyorsun.
SENEM - Çocuklaşma İrbaham. Sal ananı, bubanı. Bizimkileri razı etsinler. İsterse bir stil turşu versinler.
İRBAHAM - Senem turşu da ne demek. Bir tepsi baklava ile ağzını tatlandırmak dururken.
SENEM - İşin şakası bir tarafa. Yarın dünür gönder, istet beni. Yoksa bir daha karşıma çıkma.
İRBAHAM - Tamam bu iş yarın bitecek. Eyvah yandım. (Salli'nin sapan taşı İrbaham'ın alnına isabet eder)
SENEM - Salli'nin taşı. Hadi şimdi git. Yoksa deli çıngar çıharır.
İRBAHAM - Hoşça kal Senem.
SENEM- Güle güle İrbaham. (İrbaham çıkar)

(Işıklar söner.)

SAHNE-4

 (Sahne tekrar aydınlandığında; Salli," Dam üstünde çul serer" türküsünü çalarak girer. Senem çulda sergi sermektedir. Salli'nin elinde dürüm.)
SALLİ - Gitti mi İrbaham?
SENEM - İrbaham'ın gözünü kör edecektin.
SALLİ - Sapanımdan kuş uçmaz. Bu mehle benden sorulur.
(Senem ocağa odun atar, kazanı karıştırır, buğday yavaş yavaş pişme kıvamını almaktadır. Kazandan buharlar yükselir.)
SENEM - Salli kazanın altına bakıver. Sergiye de serçeleri koyma. Ben birazdan gelirim.
SALLİ - Tamam bacı. Serçelerin elimden çekeceği var.

SAHNE - 5

 (Senem sahnenin solundan çıkacağı zaman Hınzır Ramazan Senem'i kolundan içeri iterek girer.)
RAMAZAN - Biraz önce o İrbaham denen it burdan gidiyodu. Görmedin mi gız.
SENEM - Haddini bil. Ne cesaretle buraya gelirsin.
RAMAZAN - Çullu'nun İrbaham'a şapur şupur da, bize yarabbi şükür mü gız?
SENEM - Terbiyesiz, Sen bu köyün cendermesi misin?
RAMAZAN - Bu köyün, Çavuşu'da, cendermesi de benim.
SALLI - Ben de köyün delisiyim. Ürüyamda az mı gılıç çaldım gavura. Onlardan neyin geri galır len. Sen de o şikirsizlere benziyon. (Bir taş vurur)
RAMAZAN - Deli Salli. Sen karışma len.
SALLİ- N'olecek len garışırsam. (Bir taş daha vurur)
RAMAZAN - Yandım aney. Bah Senem bana he de seni altınla tartayım. Baban ne isterse veririm. Yeter ki seni bana versin. Çullu'nun neyini alacak.
SENEM - Ben mal değilim ki satılam. Defol şurdan. (Ekmek bıçağını alır, üzerine yürür) Beni katil mi edecen. Şimdi ekmek gibi doğrarım seni.
SALLİ - Bi dilim de bana ver bacı.   -
SENEM- Terket burayı Cebeş'in oğlu Hınzır Ramazan. Herkesin namusu ortada mı? Ben İrbaham'ı seviyom anladın mı?
RAMAZAN- Anlamadım.
SALLİ- Öyleyse anla. (Bir taş daha vurur)
RAMAZAN - Anam öldüm. Salli senden sorarım bunu. Senem, seni postalsız yoluk İrbaham'a yâr etmem. Bunu böyle bil.
SENEM - Sen de şunu iyi bilesin ki, sana saçımın tek telini gurban ederim. Bu dünyada bir sen, bir de ben kalsam ölürüm yine varmam sana.
RAMAZAN - Düşün, kararını ver.
SENEM - Kararımı çoktan verdim.Yarın İrbaham bubamdan istedecek beni. Defol şimdi.
RAMAZAN - Şimdi gidiyom. Ama gelecem. Arkanı bırakmam.
SALLİ - Duymadın mı len. ( Art arda taş vurur. Senem'de bıçakla yürüyünce Ramazan kaçar.)
SALL İ- Sapanım cennetten çıkma (öper).
( Turna sesi)
SALLİ- Turnalar.
SENEM- Turnalar .. Yavaş yavaş alçalıyolar. Turnalarr her geçişinde içimde fırtınalar kopuyo. Nerden, nereye giderler acep! Ne yer, ne içer, nerde konaklarlar. Hep merak eder dururum.
(Loş ışık.)
SALLİ - Ben de küçükken yıldızları seyrederdim. Çoban Yıldızı'nı.. Kuyruklu Yıldız'ı..Seher Yıldızı'nı.. Gecenin bi yarısına kadar ninemle yıldız kaymalarını seyre dalardım. Rahmetli ninem derdi ki:" Bak oğlum Salli. Her yıldız kaymasmda böyük böyük insanlar ölür. Her yıldız kaymasında bu dünyadan bir kişi öbür dünyaya göçer. Her kişinin bi yıldızı vardır. Ben çok insanın öldüğüne yıldız kaymalarıyla şahit oldum.
SENEM- Turnalar ufuktan kayboluyorlar.
SALLİ- Turnalar da kayıyor desene.
SENEM- (El sallar) Yolunuz açık olsun...
SALLİ- Nineme selam söyleyin.(El sallar)
(Işıklar söner. Fondan "Bir çift turna gördüm" türküsü duyulur.)
Bir çift turna gördüm durur dallarda
Mevlayı seversen kalma yollarda .  
Seni bekleyen var gurbet ellerde
Benden yâre selam söylen turnalar.

SAHNE-6

 (Orta yanar)
 (Senem'in annesi Saniş Hala içeri girerek kazandaki bulgur hediğini karıştırır. Elindeki sehene bir kepçe hedik koyarak oturur, yemeye başlar. Bu sırada Salli girer.)
SALLİ - Hedik bişmiş mi, ecikte bana ver ana. (Sehenden hedik alıp ağzına atınca ağzını yakar)
SANİŞ  - Sabırsızlananın hali böyle olur.
SALLİ - Hediği severim. Nerden geliyon ana?
SANİŞ - Kel Osman'ın üzerine ağaç düşmüş. Oraya gittiydim. Adamı ağır yaralı dohtora götürdüler.
SALLI - Eyi olmuş. O dürzünün çoh sopasını yedim. Bizi az mı kovaladı küçükken. Köye bekçi durduğunda önünden geçilmiyodu.
SANİŞ - Yaramazı herkes döver. Gör ki ne yaramazlık yaptın.
SALLİ - Ne varmış. İnekleri doyursam Kel Osman, aç gelse sen dövüyodun.
SANİŞ - Malları elin ekinine goyverirsen zahar döver bekçi. Her neyse adama yazık oldu. Allah korusun. Çoluğuna, çocuğuna bağışlasın.
SALLİ - İnşallah ölür. Kel dürzü. Sana da galmadıya. Oh olsun!

SAHNE-7
 (Köpek havlaması. Deli Kiraz girer.)
KİRAZ- Bereketli olsun Saniş hatın.
SANİŞ - Amin. Hoş geldin, sefa geldin. Buyur otur Deli Kiraz. Seni hangi rüzgar attı.
KİRAZ - Gız bulgur mu gaynatıyon.
SANİŞ - He ya şu bulguru aradan çıharah dedim.
KİRAZ - Yediğimiz bulgur. Bi seklem bulgur vız geliyo. İreçber senede bi çeten ekmek, bi gazan bulgur bulursa gel keyfim gel.
SANİŞ - (Hedik sahanını tutar.) Al kele hedik ye. Ecik diriya.
KİRAZ - Olsun (Tadına bakar). Bi daşa daha gaynat. (Sessizlik) Daha nörüyon Saniş Hatın. Şöyle bi yohlayım dedim.
SANİŞ - Ben de yeni geldim. Kel Osman'a ağaç düşmüş.
KİRAZ - Yazık olmuş. Onu, bunu boş ver de sen neydiyon ondan haber ver.
SANİŞ - Görüyonya Deli gız. Gene bi diyecen varya.
KİRAZ - Ne diyecam olur kele. Beni bilmen mi? Bana ağıtçı kiraz demişler. Şu Çoban'ın Eşme'nin gızın nişanı varmış da ordan çağırmışlardı.
SANİŞ- Gene ağıt yahtım desene.
KİRAZ- Başka ne marifetim olacah. Nerde düğün dernek Deli Kiraz orda.
SANİŞ- Sen olmadan nişan, düğün olmaz değal mi? Aştan çıhmaz kel çömçe.
KİRAZ - Ne yapah gız. Sen de heç bi aştan çıhmıyonya. Her aştan çıhmahta her adamın karı değil.
SANİŞ - Deli soyha bi yol tutturmuş gidiyon.
KİRAZ - Yen bi diyeşetim var gız hele bi dine.
(Elini kulağına atar)
Çoban bu yaylada serbest gezerdin
İnliyor kavalın nedir bu derdin
 Karabaş koyunu elden mi verdin
Kavalın sedası taşı deliyor
Hayalinden öksüz kuzu meliyor
Sanırım bir yetim sesi geliyor

Mor koyun ağaçtan bilmem nic'oldu
Kuzular çalmaçta meleşti kaldı
Çoban yurt yerinde dolaştı kaldı
Kavalın sedası taşı deliyor
 Hayalinden öksüz kuzu meliyor
Sanırım bir yetim sesi geliyor

SANİŞ - Ağzına sağlık Kiraz.
KİRAZ - Bende gün görmedik diyeşetler var. (Sigara yakar)
SANİŞ - Babalar yiyesice cuvarayı da bırahmaz. Donuz deli, kadın cuvara içer mi?
KİRAZ - Alışmışım kele. İçmediğim gün gözlerim uyku tutmuyo. Ben içmeyim de kimler içsin. Her iş benim başımda. Hele şu bodular. Usandım bunlardan. Sabahtan beri ayağımın ateşi çıhtı.
SANİŞ - İyiya kışın kes kes arabaşı et.
KİRAZ - (Sigara çekiştirir, öksürtür.) Keşişin malları ne laftan anlıyo, ne sözden. Halime çevirdi de havluya dıhdıh. Gara soyhalar, ne doyuyo, ne ganıyo.

SAHNE - 8

 (Elinde sapanla Salli girer.)
SALLİ - (Sapanı Kiraz'a doğrultur) Bi cuvara da bana veriyon mu, yermiyon mu?
KİRAZ - Aman deli oğlan. Cuvara sana gurban olsun. (Sigara verir.)
SALLİ - Bi de ateşle. Ateşine yandığım Kiraz hala. (Sigarayı tersinden yakmaya çalışır. Çevirir, yakınca dumanından öksürmeye başlar.)
KİRAZ - Yah bahalım. (Sigarasını yakar)
SANİŞ - Kaç bodun var Kiraz?
KİRAZ - Ne biliyim kele. Gırıla gırıla dört denecik galdı. Evelki günde Omuş'un it boğmuş bidenesini.
SANİŞ - Soyhasına galsın. Geberesice o it bi de benim culuğu boğduya. Ne istediyse ağsız, dilsiz hayvandan. (Kiraz'ı öksürük tutar) Gız babalar yiyesice ne çekiştiriyon fabrika bacası gibi. (Su verir.) Su içen mi?
KİRAZ- Vıy babana rahmet. İyi dedin bi su ver babayın canı için. Yandı ciğerim.
(Dışardan Senem'in sesi duyulur.)
SENEM - (Dışardan) Gız anaaaa!
SANİŞ - O ne Senem. O ne gine gız ne var?
SENEM - (Dışardan) N'oğlacak şu gözü kör olasıca tandır yanmıyo bi türlü.
SANİŞ - Vaay derbeder gızım. Bi tandırı da mı yahamadın. Zabahtan beri bi çalım gözlemeyi pişiremedin mi?
SENEM - O ne gız yahamadım işte. Tandırı da batsın, küllesi de.
SANİŞ - Görüyon mu Deli Kiraz. Şu yaşımda ben edecem, onlar yiyecek. Bi tandırı yahamıyo, gocaya versem varmam demez.
SALLİ - Ayıp ettin ana. Senem bu sözü duymasın sona içi gıcıhlanır. Ben bile bi şekil oluyom .
KİRAZ - Öylemi oluyon Salli.
SALLİ - Öyle ya Kiraz Hala. (Türkü tutturur.) Ana beni eversene...
SENEM - (Dışardan) Ana gı....
SANİŞ - Sus, ne bağırıyon, aha geliyom.
KİRAZ - Bende gidiyim. Herif tarlaya gidecek. Ona ekmek verecam. Daha inek sağılacak. Her sağdığımda herife süt bişiririm. Nörüyüm Saniş hatın, heriften başka kimim var. Bizim gızda Senem gibi ecik hayın.
SALLİ - Ana gı..bana Kiraz halanın gızını alsana.
KİRAZ - Olur Salli. Cevriye'ye bi soruyum, he derse verdim gitti.
SALLİ- Yaşa Kiraz hala. (Tempo tutar) Ya ya... Şa şa şa... Kiraz hala çok yaşa...(Kol kola girer oynarlar)
KİRAZ - Yarın bi helkenin suyu ekmek edecem. Öğleye galmaz bitiririz. Bi soluh ekmeği evirsen olmaz mı. Öte dünya da mı şefaat edecen Saniş hatın.
SANİŞ - Olur gız. Komşu komşunun külüne muhtaç.
KİRAZ - Son olarak bi şey daha diyecem.
SANİŞ - Söyle neyse. Diliyin altındaki baklayı çıkarda görelim.
KİRAZ - (Çekinerek) Senem'i Çullu'nun İrbaham'a veriyomuşun. Öyle diyolar. Doğru mu Saniş hatın?
SANİŞ - Yoh öyle bişey. Dünür gelecik deyi haber göndermişler. Biz de Allah yazdıysa ne diyelim dedik. Gelen gapıdan govulmaz bilirsin Deli gız.
KİRAZ - Bilirim bilirim de.. Senin pek gönlün yokmuş derler. Senem'de varmam diyesiymiş.
SANİŞ - Önünde babası varken Senem ne garışır.
KİRAZ - Varacak o değil mi? Onun önce beğenmesi lâzım gelmez mi?
SANİŞ - Gelir n'olmuş. Seni ne ilgilendirir.
KİRAZ - Ben derim ki.. Senem, Çullunun İrbaham'ın lâyıkı değil. Elin aç iti. Sizin denginiz mi gız. Davul bile dengi dengine dövülür. Veripte elin cıbırıyla irezil mi olacan.
SENEM - (Dışardan) Hadisene ana.. Tandırı yahamadım.
SANİŞ- Geliyom gızım geliyom.
KİRAZ - Dal boylu, mızrak boylu Ramazan'ıma ver Senem'i. Allah'ın emri, Peygamber'in gavliyle dünürüm. Senem deyince, Ramazan'ın ağzından bi Senem daha çıkıyo.
SANİŞ - O iş olmaz. Kızım küçük yaştan beri oğlunu sevmez.
SENEM - (Konuşulanları duymuştur. Elinde oklava ile girer.) Senin sümüklü Ramazan'a mı galdım deli Kiraz. Defol evimizden. (Oklava ile vurmaya başlar. Kiraz çıkar.)
SALLİ - Deli Kiraz çift doğurdu
         Senem olmaz diye bağırdı
         ( Işıklar söner)
        Rüyama Çevriye girdi
       Ana beni eversene!


SAHNE - 9
 (Sol yanar)
 (Senem çeşmeden su doldurmaktadır. Ramazan oradan geçerken laf atar)
RAMAZAN - Bir su verde içeyim güzelim. Senin suyun her derdin ilacıdır.
SENEM - Baba iç. Hınzır yıkıl ordan.
RAMAZAN - Yavaş ol. Bu ne hiddet. Gözün gönlün bende amma naz ediyon gız.
SENEM - Defol karşımdan. Gören olurda adım çıkar. Şerefimi bi paralık mı edecen!.
RAMAZAN - Korkma. Seni karı yapmayı kafama koydum. Ne yapsan elimden kurtulamazsın. (Kolundan tutmak ister)
SENEM - Çek elini kendine.
RAMAZAN - Kulun oluyum gız.
SENEM - İnsansan Allah'ın kulu olmak neyine yetmiyo?
RAMAZAN - Gurbanın oluyum gız.
SENEM - Hani senin boynuzların.
RAMAZAN - Ne boynuzu arıyon gurbanı olduğum.
SENEM - Senin boynuzun yok. Boynuzsuz gurban olur mu Hınzır Ramazan.
RAMAZAN - İste canım vereyim. Her şeyimle sana gurban olayım güzelim.
SENEM - Senin boynuzların yok. Biz bu sene gurbanı boynuzlu keseceğiz.
RAMAZAN - N'olur beni anla. Seni seviyorum Senem.
SENEM - Ben seni sevmiyorum. Bir daha karşıma çıkma. Benden umacağını Allah'tan um.
SALLİ - (Sesi dışardan duyulur) Senem Bacıı! Anam çağırıyo gız. Çabuk suyu getirsene.
SENEM - Geliyom, geliyom...
RAMAZAN - Sen bilin. Deli Kiraz'ın gızı Cevriye'nin canı çıhıyo. Emme ben yüz vermiyom senin hatırın için.
SENEM - Mendilin bohçamda mı kaldı. Boyu devrilesice. Benden sana fayda yok. Bir daha yoluma çıkma. O cirpitli Gülperi'yi al sen de kurtul, ben de.
RAMAZAN - Seni kimselere yâr etmem, anladın mı? Tart, düşün kararını ver. Seni varlık içinde yaşatırım. İrbaham çullusuna varıpta dünyanı zindan etme. Hadi eyvallah, (çıkar)
SENEM - Canın cehenneme.
SANİŞ - (Sesi dışardan) Hadi Senem, (kızar) Vay boyu devrilesice. Yeniden çeşme mi yaptırıyon sırtı gara yerden gelesice.
SENEM - Geldim ana, geldim, (soldan çıkar, ışıklar söner.)

SAHNE -10
((Orta loş. Sağ yanar.)
(Senem ile annesi Saniş Hala hediği indirmişler sergi sermektedirler. "Dam üstünde çul serer" türküsü ile sahne aydınlanır. Rüstem içerde sigara içmekte. Kamber ve hanımı Halime kadın girerler.)
KAMBER - Selamünaleyküm
RÜSTEM - Aleykümselam Kamber ağa. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
KAMBER - Hoş bulduk, sağ olun Rüstem ağa.
RÜSTEM - (Bahçeye bakan camdan seslenir.) Sanişş... gız Saniş
SANİŞ - Buyur beyy...
RÜSTEM - Kamberağa geldi gızz bahsana.
SANİŞ - (Eve doğru yürürken) Geldim beyy geldim.
KAMBER - E... ne var, ne yoh Rüstem ağa
RÜSTEM - İyilik. Bizler iyiyiz, sizler nasılsınız?
KAMBER - İyiyiz komşu. Yalan dünyada bizde yuvarlanıp gidiyoh.
RÜSTEM - Biz de öyle
(Saniş kadın ve Senem içeri girer. Hoşbeş ederler. Senem annesinin işareti ile dışarı çıkar.)
KAMBER - (Saniş kadına dönerek) Sen nasılsın Saniş hatın? Maşallah bulguru da kaynatmışsın. İki gün sıkıntısını çektin yıl boyu ye babam ye.
SANİŞ - Darısı size Kamber ağa. Zor iş bunlar zahmeti çok.
HALİME - En kolayı peynir ekmek. O da çiğnemeyince yutulmuyo. Bulgur eziyetli oluyo.
SANİŞ - Eziyetine katlanıyoh.
(Hal ve hatır sormalar devam eder)
KAMBER - Epeyden gelek, gidek dedik geciktirdik.
RÜSTEM - Köylünün işi mi biter. Ek, biç, un bulgur derken bir yıl geçiyo. Ertesi sene yine aynı şeyler.
HALİME - Baktık ki işiniz uzuyor. Şu hayır işi uzatmayalım şerre dönüşür, deyi rahatsız ettik.
SANİŞ - Hoş geldiniz, sefa geldiniz.
KAMBER - Gelelim sadede. Rüstem ağa Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle oğlum İrbaham'a kızın Senem'i istiyorum. Ne dersiniz?
(Bir sessizlik)
KAMBER - Niye konuşmazsın Rüstem ağa?
RÜSTEM - Ne diyelim. Allah yazdıysa biz karşı gelebilir miyiz!
HALİME - Sen ne dersin Saniş?
SANİŞ - Ne deyim, babası bilir. Ne derse o olur.
RÜSTEM - Hayda.. Benim üzerime atıyo. Hele şeytan garı. Saniş... Saniş ben ne biliyim. Ben yazı yaban kuşuyum. Beni niye ileri sürüyon. Boyacı küpü mü, batır çıkar. Hele Senem'e danışalım, o ne der?
SANİŞ - Sen verirsen kız ne diyecek.
RÜSTEM - Bah hele bah. Hemen cicikleri gevşedi.
SANİŞ -   Ben İrbaham'ı severim. Namuslu çocuk, başı yerde. Ondan iyisine mi verecam. Yine de bubası bilir.
RÜSTEM - Söze bak, cızıya gel. Öykünür: Ondan iyisine mi veracam. Sonra da bubası bilir. Vay plancı, mustur garı.
HALİME - Bizim için birbirinize düşmeyin kele.
KAMBER - Bizi görüp telaşa kapılmanıza gerek yok. Konuşarak, danışarak bi yol bulunur.
(Senem kahve getirir. Bir müddet sessizlik. Kahveleri içerken.)
RÜSTEM - (Sessizliği bozar) Varsayalım oğlan kız adı belli edip, söz kestik. Elin geçtiği köprüden geçecek misin komşu?
HALİME - Köprüyü bi görelim. Suyu görmeden paça sıvanır mı Rüstem ağa?
KAMBER - (Hanımına kızar) Sus gız. Atın önüne, itli çıkar gibi çıkma. Rüstem ağa bu evde sözü kadınlar mı kesecek, yoksa biz mi?
RÜSTEM - Gızma Gambera. Ben çoktan yuları gaptırdım. Gılibik diplomam bile var. Saniş ne derse o olur.
KAMBER - Ben senden geri mi kalırım. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.
(Ezgili söyler)
Bana derler gamberağa
Ben gılibik başkanıyım.

SAHNE-11
 (Düdük çalarak Salli girer.)
SALLİ- Bana derler Salli mali. Ben gılibik başkanıyım
SANİŞ - Beni yordun deli oğlan.
SALLİ - (Kamber ağa'nın elini öper. Yüzlerinden öper.) Kamber dayı. Şu deli Kiraz'ın Çevriye var ya. Onu bana al, ben de bacım Senemi oğluna verdim gitti. Halimala Cevriye her gün bana işmar ediyo. Ben de ona bayılıyom. Sapanımla pencereden leblebi atıyom, it gibi şıp, şıp kapıyo. (Öykünür)
KAMBER - Ondan kolayı ne var Cevriye'yi aldım gitti.
SALLİ - Ben de Senem'i verdim gitti.
RÜSTEM - Salli otur bi yere.
SALLİ - Oturdum buba. (Bir köşeye küserek , oturur.)
RÜSTEM - Kamber ağa Senemle bir konuşalım. Senem razı ise o zaman diyecek yok. Başlığı konuşuruz.
SANİŞ - Ben Senem'e soruyum. (Dışarı çıkarken fincanları alır.)
SALLİ - (Sapanı babasına doğrultur.) Buba ben de Cevriye'yi istiyom. Alıyon mu, almıyon mu? Yoksa yapıştırıyım mı?
HALİME - Ayıp ediyon Salli. İnsan babasına sapan taşı atar mı?
SALLİ - Ne yapıyım hala, bana Cevriye'yi almıyo. Yarın ayakkabılarını kesiyim de bi gör.
HALİME - O almazsa ben alırım, hiç merah etme.
SALLİ- Aslanın halası. ( Elini üç defa şapırdatarak öper.)
SANİŞ - (İçeri girer) Senem'in gönlü var.
SALLİ - Demedim mi hala. Cevriye'yi isterim, Cevriye'yi isterim. (Loş ışık altında Senem bahçeye geçer, bulguru serer.)
RÜSTEM - Salli otur bi tarafa. Senem verin diyosa, biz de verdik gitti. Hayırlı olsun.
HALİME - Başlığı da bir duysak, ona göre biz de hazırlıklı olalım.
RÜSTEM - Dedimya. Elin kurduğu köprüden geçmeniz lâzım.
KAMBER - O nasıl köprüyse söyle de geçelim, köprü dar mı, geniş mi?
SALLİ - (Kamber ağanın boynuna sarılır) Cevriye'yi isterim.
KAMBER - Tamam Salli.
RÜSTEM - Kız ve oğlan tarafının masrafı size ait.
SANİŞ - Yatak için de elli batman yün.
RÜSTEM - Televizyon, derin dondurucu buzdolabı, otomatik bulaşık ve çamaşır makinası, on batman yataklık yün, 10 bilezik, altın gerdanlık, ayrıca süt hakkı için de 500 milyon para.
HALİME - Ocağım battı Rüstem ağa. Bütün bunları nerden alırız.
SALLİ - Deli Kiraz'da bunlardan isterse, mahşerece bekar galdıh. Vay babo vay. Yandım anoy..yandım anoy...
KAMBER - Babayın kurduğu köprüden sende geçersen ister tabii.
SALLİ - (Yalvarır) Etme buba sen bilin. Bu köprüyü kurmasak. N'olur vazgeç bu köprüden. Evelden köprü mü vardı? Bacahlarımızı suvayıp geçiyoduh. Eğri söğütlerden atlayıp geçsek, şu köprüyü kurmasak buba.
RÜSTEM - Her işe burnunu sokma Salli.
SALLİ - Bu köprü başıma çorap örecek. Vay eşşoleşşek köprü vay.
KAMBER - Ne diyelim, itirazı, temizi yok bu işin. Biz de azı dişimizi çeker, veririz.
HALİME - Dünüre vermek, düşmana vurmaktır.
SANİŞ - Danışah, döleşek, razı olursak oğlan- kız adı belli eder şerbetimizi içeriz. Ha şunu da söyleyim: Hayır işimiz olursa, Senem'in düğününü kör Nuru çalacak.
HALİME - Olur dünür olur, hele o güne kalalım, ben öyle kör Nuru'dan başka cıydırı cıddıhlara zurna mı çaldırırım.
KAMBER - O zaman bize müsade. Allah sonunu hayırlı kılsın. Şimdilik Allahaısmarladık. (Çıkarlar)
SALLİ - Amin!... Darısı Çevriye ile bana. (Türkü söyler)
Ah Çevriye, vah Çevriye
Yüz vermezsin bana niye
(Işıklar söner.)

SAHNE-12
(Orta yanar)
(Heyecanlı heyecanlı Salli bahçeye girer)
SENEM - (Salli'ye) N'oldu Salli, söz bitti mi?
SALLİ - Gözün aydın, söz bitti şerbete buyurun. Başımızın belası, seni sattık kurtulduk.
SENEM - Mal satılır len. Ben mal mıyım deli.
SALLİ - Hemi de çok pahalıya 500 milyon. Duyanların dudakları uçuklar. Müjdeme Cevriye'yi isterim.
SENEM - Çevriye sana gurban olsun, günde üç öğün.
SALLİ - Üç öğün istemiyom, bi defa gurban olsa yeter. Senem Bacı... Çifte düğün olmaz mı? Ya Cevriye'nin bubası da başlık isterse!
(Turna sesi.)
SENEM -Turnalar...
(Allı turnam türküsü uzaktan duyulur.)
SALLİ - Turnalar... Alçalıyorlar.. (Sapanla taş atmaya hazırlanır.)
SENEM - Hani turnaları vurmayacaktın?
SALLİ - Hayır..Turnaları vurmayacağım. (Turnaların geçişini gözleriyle takip ederlerken şu türkü çalınır)
(Işıklar söner.)
Turnam dertli öttün derdimi deştin
El vurup yaremin başını açtın
Eşinden mi ayrıldın, yolun mu şaştı
Doğru bizim ele gidin turnalar!


SAHNE-13
 (Sol loş ışık.)
 (Senem ile İrbaham'ın sevinç ve keder karışımı bir yüz ifadeleri vardır. "Allı turnam bizim ele varırsan" türküsü çalmaktadır.)
İRBAHAM - Ah bu Anadolu türküleri. Ağzımızda anamızın ak sütü türkülerimiz. Buram buram Anadolu, buram buram gam tüten türkülerimiz.
SENEM - Buram buram gariplik, buram buram yoksulluk kokan türkülerimiz.
İRBAHAM - Dert ortağımız, çile otağımız, ıstırap kervanımızın kervanbaşı türkülerimiz. Kaderimiz bu türkülerde yazılı.
SENEM - Evet. Kaderimiz bu türkülerde gizli sanki. Ana yüreğini paralayan, bacı ciğerini dağlayan..
İRBAHAM - (Sözünü keser).. Kınalı parmaklı yâr dudağından şimşek şimşek kıvılcım çakan, sevda yüklü, sevgi yüklü.
İRBAHAM - (Yerinden kalkarak) Sevgi, sevda yüklü yüreğimi sana veriyorum. Ömür boyu hiç ayrılmayalım. (Yüzüğü parmağına takar)
SENEM - Ömür boyu seni seveceğim. Turnalarla ağlayıp, turnalarla güler olduk. Küçücük yüreğimle sana sığınıyorum. Ey yüce Allah'ım!.. Sevenleri koru.
İRBAHAM - Sana bir şey söylemek istiyorum.
SENEM - Söyle ne ki?
İRBAHAM - Bu gece bir rüya gördüm.
SENEM - Hayrola İrbaham!
İRBAHAM - Hayrın karşı gele. İkimizde bir ucu bucağı görünmeyen çöldeymişiz. Sen kısrak al bir ata, bende ayakları sekili kır bir ata binmişim. Sen kaçıyorsun, ben kovalıyorum. At sırtında sanki uçuyormuşuz. Fakat sana bir türlü yetişemiyorum. " Senem" diye bağırıyorum, duymuyorsun.
SENEM - Hayırdır İrbaham. Anam, "düşte uçmak, ata binmek murattır " der. Gördüğün düş, ayrılık düşü olmasın.
İRBAHAM - Olabilir. Bu kadar başlığı nasıl öderim. Bana gurbet yolu gözüküyor Senem.
SENEM - Ha şunu açıkça söylesene. Sen dünyanın öbür tarafında olsan yolunu bekleyeceğim.
İRBAHAM - Alın terimle başlık parasını kazanıp, seni alınla, pulunla gelin etmek muradım.
SENEM - İstersen seninle kaçarım. Bu kadar başlık kaç yılda kazanılır.
İRBAHAM - Olmaz Senem. Dost, düşman ne der sonra. Bana zül değil mi, aklı kesmedi de nişanlısını kaçırdı demezler mi? İstanbul'un taşı toprağı altın der büyüklerimiz. Ona, buna boyun eğmektense, gurbet kahrı çeker, seni al duvağınla kendime eş ederim.
SENEM - Öyleyse git. Alımı, yeşilimi soldurmam, elimin kınası, başımın duvağı ile de olsa yolunu beklerim. Bel kuşağını bağlayacak bir kardeşim, yaşmağımı çalacak gözyaşlarını üzerime sebil eden bir garip anam var.
Hani övülen bey erenler
Dünya benim diyenler
Ecel aldı, yer gizledi
Fani dünya kime kaldı
Gelimli, gidimli dünya
Sonucu ölümlü dünya
Al işte yüreğimin en büyük parçası senin.

 

İRBAHAM - Yüreğini bana verdiğini biliyorum. Bir neyin yanıklığı, bir deli kopuzun sızısı gibi bende paramparçayım. Ama mecburum Senem. Gurbet yolu gariplerin yoludur, unutma!
Benim için dua et.
SENEM - Duam senin içindir. Beni yanlış anlama ne olur. Elime kelepçe, boynuma zincir vursalar seni yine ömür boyu beklerim. Beklerim fakat, el uşağı huzur verir mi sanırsın? Yarın bir kulp takarlar.
İRBAHAM - Emanetin Allah'a.
SENEM - Hangi toprakta ayak izin varsa, o ize dahi gölge düşürmem. İrbaham yoluna bir yıl bakayım. Gelmezsen iki, üç yıl bakayım. Garipler mezarında yol ayrımına çadır kurayım. Gelenden, geçenden seni sorayım. Hayır haber getirene müjde vereyim. Kötü haber getirenin başını vurayım. (Hiddetli) Erkek sineği üzerime kondurtmayayım. Muradım, muradındır.
İRBAHAM - Karanlık gece içinde yolum azsa umudum Allah. Artık ayrılık vaktidir. Bilirsin gidip de dönmemek var, dönüp te bulmamak var. Şayet bana bir şey olursa acılar içinde kıvranma. Arkamdan sineni pareleyip ah vah etme. Hakkını helal et.
SENEM - Helal olsun, sende helal et.
İRBAHAM - Helal olsun. Allahaısmarladık Senem. (Çıkar)
(Turna esleri ve türküsü duyulur.)
SENEM- (Ardından testiyle su döker. )Dunnalaaaar! İrbaham size emanet. Haberini dunnalardan soracam. Güle güle git. Sen böyle gurbetten gurbete atılacak adam mıydın İrbaham. Ya gurbette ölürse. Dunnalaaaar! Ölüm haberini de verir misiniz bana. Dilim nasıl varır böyle şeylere...(Ufuklara gözü takılı) Sizin aklınıza ayrılık deyince Dunnalar mı gelir. Sözlüklerde aradınız mı Dunna'nın manasını. Durna ayrılık demek mi yoksa. Nasıl tarif etsek ayrılığı. Bir tren düdüğü, bir Durna ötüşü...Hayır hayır..Gurbet ve ayrılık: Bir gara tren olmalı. Ölüm ise bir gara deve. Dunnalaaaar! Yollaaaar! Kıvrım kıvrım uzayan yollar. Üşüyorum (titremeye başlar), buyuyorum. Ve kapıyorum gözlerimi karanlığa... (Sahne önünde çöker)Yorgan edin, çekin üstüme çekin. Çekin üstüme Turna kanatlarını, üşümeyeyim.
(Allı turnam türküsü, ışıklar söner ve perde kapanır.)

BİRİNCİ PERDENİN SONU

 

İKİNCİ PERDE

(Sol loş ışık.)
(Sahne ikiye bölünmüştür.)
Sol taraf: İrbaham'ın bekçilik yaptığı inşaatın şantiye kulübesi. Masa , sandalye, eski bir somya atılmış.
Sağ taraf: Rüstem'in evi. Dayalı, döşeli. Bahçeye bakan iki pencere. Sahnenin sol tarafı aydınlanır.)

SAHNE -1

 ("Gurbet yolu gariplerin yoludur" türküsü efeğiyle sahnenin solu aydınlanır. İrbaham şantiye kulübesinde oturmuş mektup yazmaktadır. Mektubu yazar, zarfa koyar ve ışıklar söner.)

SAHNE-2

 (Sağ yanar)
 (Sahnenin sağ tarafı aydınlanır. Senem oturmuş üzgün vaziyette işlengi yaparken, Salli'de pazar düdüğü çalmaktadır.)
SALLİ - Üzülme Senem bacı bu günler de geçer.
SENEM - Üzülsem ne gelir elimden. Elin İstanbul'unda nasıl başlık parası biriktirir. Gideli bir cızım mektup bile göndermedi. Kör olası adet, töre. Omuz emeğiyle milyarlar birikir mi? Giden ömürden gidiyor.
SALLİ - Merak etme bacı. Sayılı günler tez geçer. Eniştem geliyo deyi bir gün seni müjdelerim.

SAHNE- 3

 (Elinde bir mektupla Saniş girer.)
SANİŞ - Senem müjde. İrbaham'ın mektubu. Postacı verdi. Bende postacıya bir tavuk verdim.
SENEM - Biz de onu konuşuyorduk.
SALLİ - O niye ana. Bize gelince bi bohlu yumurtayı çok görüyon, postacıya tavuk tutup veriyon. Tabi o sevgili damadının mektubunu getirdi. Biz bubanı öldürdük sanki.
SANİŞ - Adettir de onun için. Ben seni sevmez miyim. Aslan oğlum. (Kucaklar, sırtını tıpışlar)
SALLİ - Guru guru gurbanın oluyum, tahır tahır gönünü sürüyüm. Hani Cevriye'yi alacadınız?
SANİŞ - Acele etme.
SALLİ - Bende son mektubunu getiririm inşallah.
SENEM- Tövbe de deli oğlan.
(Senem mektubu sessiz okur.)
SANİŞ - Ne yazıyo gızım?
SENEM - (Mektubu bağrına basar) Sağlık, sıhhatteymiş ana. İnşaatta bekçilik yapıyormuş. Selam ediyor. Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim diyor.
SALLİ - Bana yok mu?
SENEM - Seni unutmuş herhalde.
SALLİ - Unutur tabi. İstanbul'un boyalılarını gördü ki vay donuz Çullu vay!

SAHNE-4

 (Rüstem girer. Cekatsız, pantolonun paçlarını sıvamış. Senem ,babasını görünce mektubu saklamak ister. Babası mektubu görür.)
RÜSTEM - Saklama, saklama. İrbaham'dan mı?
(Senem mahcup)
SALLİ - Sevgili eniştemden buba. Mektubun bi tarafını da yakmış.
SANİŞ - Gurbet kolay mı Salli. Mektubu bırak, onun yüreği yanıyor.
SANİŞ - İrbaham'dan geliyor.
RÜSTEM - Nasılmış?
SANİŞ - İyiymiş. İnşaata bekçi durmuş.
RÜSTEM - Eee.. kolay mı telli Senem'i almak. Ecik çile çekmeden, sefa sürülmezmiş.
SANİŞ - Başlıh çok olmadı mı herif. Bu kadar borcu nasıl öder gariban.
RÜSTEM - Öder, öder. Şimdiden canın gitmesin. Borç yiğidin kamçısı. Sende gızı vereli bir telaş var. (Senem'e) Kızım leğeni getir de elimi, ayağımı yıkayım. Borç onun da gayla senin mi? Senem gibi ceylanı kolundan tutup bedava mı verecektik yani.
SANİŞ - İyi iyi, dediğin dedik. Bugün sinirlisin. Yoncayı suluyacam deyi yine dalaştın mı biriynen.(Leğenle, ibrik getirir.)
RÜSTEM - Nerdeyse kanlı bıçaklı oluyorduk Kel Ali'nin Codili'ynen. Üç defa suyumu kesti. Gavur Codili'nin şeytan yanında halt etmiş. Ben dutuyom geliyom yoncanın yanına, su cirpeden kesiliyo. Edemedim çektim küreği. Nerdeyse kafasını ikiye bölüyodum karpuz gibi. Çalıh Fehmi tuttu.
SANİŞ - O ne suluyormuş kel donuz.
RÜSTEM - Neyi olacak, göt kadar yer, iki garıh suvan.
SANİŞ - Adamın lüzumsuzluğuna bak.
SANİŞ - Sona n'oldu?
RÜSTEM - Bereket versin araladılar da, döğüştürmediler. (Ellerini siler) Gelirken önüme Deli Kiraz geçti.
SANİŞ - Eee...
RÜSTEM- Bana ne dese beğenin. Senem'i oğlum Ramazan'a vermedin de iyi birisine mi verdin. Verdin açın birine. O da sardı yorganı düştü gurbet yoluna, demesin mi?
SANİŞ - Zorla kız verilir mi. Kız varmadı. Gönlü İrbaham'ı istedi, ona vardı.
RÜSTEM - Deli Kiraz'ın ağzına iki vuruyum dedim, Allah sabır verdi.
SANİŞ - Bir kız verdik dostu, düşmanı belledik. Deli donuzu düşmanımın başına vermesin Allah. Senem'in tırnağına gurban ederim. Bre gavat gızı. And içmişim. Senemle, İrbaham murad alıp, murad verecekler. (Sahneye doğru ilerler ve bağırır) Herkes duysun, dünya alem şahit olsun. Bunun dönüşü yok.
SENEM - O Deli Kiraz'ın saçını başını yolmam mı ben. Pişmiş aşa niye soğuk su katar. Gala gala eşşek kafalıya mı galmışım.
SALLİ- (Pencereye bakar) Aha Deli Kiraz. Şunu iyice bi daşlayım. Sapana daş koyarak pencereden Deli Kiraz'a atar
KİRAZ - (Acı bir ses) Vay anam. Yetişin komşular beni vurdular. Ölüyom yetişin...
SALLİ- Geber deli soyha. (Pencereyi kapatır.)
( Işıklar söner.)

SAHNE- 5

 ( Sahnenin sol yanı aydınlanır. Loş bir ışık. İrbaham namaz kılma vaziyetinde dua etmektedir.)

SAHNE- 6

(Sahnenin sağ yanı da aydınlanır.)
 (Senem'de dua etmektedir.)
İRBAHAM-SENEM- (Aynı anda ve ses tonuyla) Ey yüce Allah'ım. Sen bizi kavuştur. Sevenleri ayrı koyma. Murad verip, murad aldır. Ala gözlümden ayırma. Onu koru, ona dal, kol ol Tanrım.

SAHNE-7

 (Salli girer. Sahnenin sol yanının ışıkları söner. Senem dua eder vaziyette.)
SALLİ - Durnalar... Durnalar...Gördün mü Senem bacı.
(Yerinden kalkıp ufka bakarak gökyüzündeki turnalara seslenir.)
SENEM - Dunnalaaar İrbaham'dan bi haber. Hasta mı, sayrı mı! N'olur bi haber verin. Bi mektup yazdı, bi daha yazmadı. Dunnaalaaar! (üzgün) Gittiler Salli. Ne bi haber, ne bi selam verdiler.
SALLİ - Yine gelirler bacı.
SENEM - (Heyecanlı) Gelirler mi, sahi gelirler mi dersin. Gelirler değil mi.( Başını öne eğerek yığılır kalır.)
 (Işıklar söner.)

SAHNE- 8

 (Sahnenin sol tarafı aydınlanır. İrbaham yatakta samranmaktadır.)
BİR SES- (Yankılı) Ey İrbaham, uyan kendine gel...
İRBAHAM - Sen kimsin?
BİR SES - Beni tanımazsın. Ben erenlerdenim. Kalk ve hazır ol.
İRBAHAM - (Yumuşak sesle) Nur yüzlü, ak sakallı ihtiyar, bana kim olduğunu söyle?
BİR SES - Benim kim olduğum önemli değil.
İRBAHAM - Benden ne istiyorsun?
(Gök gürlemesi, sahneye duman verilir, ışıklar söner ve loş ışıkta İrbaham'ın başında bir ihtiyar görülür. Elinde bir bardak ve içi dolu)
İHTİYAR - Senden gümüş tas içinde sunduğum badeyi içmeni istiyorum.
İRBAHAM - Ben şarap içmem.
İHTİYAR - Bu Hak şarabı. İç ve kendine gel.
İRBAHAM - Git yanımdan melun şeytan. Beni yoldan mı çıkaracaksın.
İHTİYAR - Sana Hak badesi sunuyorum. Hadi (Daha yankılı) İrbaham bunu iç.
İRBAHAM - Korkuyorum, titriyorum, üşüyorum (Yatakta titremektedir) Ben ne haldeyim ey ak sakallı adem.
İHTİYAR - İyi haldesin. Hadi iç bunu. (İrbaham uykulu vaziyette, tası alır titreyerek içer. Işık parlamaları.)
İHTİYAR - Mest oldun İrbaham. Hak dilini açtı. Artık derya, deniz şiirlerinle çağlayacak.
(İrbaham perişan vaziyette yataktan fırladığında odada kimseler yoktur ve söylenmeye başlar)
İRBAHAM - İkibin yılına konunca sene
 Kül oldum aşkına ben yana yana
 Elestüden evrah geldi bu cana
 İbrahim'i Hak sevdaya salan var.
 Bana bir hâl oldu.Ben hastayım. Bak şu feleğin işine. Gurbet elde bir hâl geldi başıma. Vücudumun hiçbir yanı, dalım, kolum tutmuyor. Sanki harpten çıkmış gibiyim. Ya senem!... Şimdi ne haldedir. Çoktandır bir selamını da almadım. (Turna sesi. Pencereyi açar, turnalara seslenir.) Turnalaaar!. Acep bir selam salsam Senem yâre götürür müsünüz? Bu seher vaktinde bir selamım var Senem'e. (Sahneye doğru ilerler) Turnaalaaar! Senem yâre benden selam götürün. Sağ, salim deyin. İrbaham'in seni seviyor deyin. N'olur turnalar..(Saz efekti eşliğinde)
Sakın durnam Canik dağı bazından
Geç köprüyü davşan dağı yüzünden
Merzifon'un Hacı Köyü düzünden
 Doğru gidin bir katere durnalar.
(Işıklar söner.)

SAHNE-9

 (Sahnenin sağ tarafı aydınlanır. Senem üzgün oturmakta. Salli ağzında "Bir çift durna gördüm" türküsünü söyleyerek girer. Elinde de 99'luk tesbih vardır.)
SALLİ - Senem bacı nerden geliyom biliyon mu?
SENEM - Bilmem (Kısık sesle)
SALLİ - Durali Baba tekkesini ziyaret ettim. Eyice bi dua ettim. Tanrım Cevriye'yi bana yazsın deyi. Durali Baba'yı ziyaret eden sevdiğine kavuşuyomuş. Tekliyom, çiftliyom Cevriye bana düşüyo. İstersen bi daha tesbih sayıyım. (Saymaya başlar) Tek, çift. Tek, çift... (sonunda) Bak yine tek geldi. Cevriye benim. Cevriye'yi alırsam bi de Durali Baba Tekkesi'ne gurban adadım. Cevriye benim olursa Cebrail Gurbanı kesecem.
SENEM - Daha neler duyacam.
SALLİ - Sen düşün dur. Hani şu tüysüz horuz varya. Onu işte.
SENEM - Ne düşünüyom biliyor musun?
SALLİ - Biliyim mi, İrbaham eniştemi.
SENEM- Ne bildin?
SALLİ - Ben de yüreği yanıklardanım bacı. Yüreğine ataş düşmeyen bilmez.
SENEM - Sen de Cevriye'ye aşıksın değil mi?
SALLİ - He ya.. Senin bi düğünün olsun, önümden bi get, valla dinime, imanıma Cevriye'yi gaçıracam.
SENEM - Salli bir bilsen, içimde öyle ataş var ki... İçimden bir ses İrbaham hasta, döşeklere düştü diyor.
SALİ - Töbe de. Nasıl diyon. At içinden kara düşünceleri, dünyaya gülümse bacı.
SENEM - Hayır Salli, İrbaham hasta. (Turna sesi.)) Durnaaalar, durnaalaaar...Bir durna kateri. Kater kater çekiliyolar. Bak ( göğe bakarlar) Durnalar, süzülüyorlar. Ah içime bi ferahlık geldi. Başım dönüyo, yüreğim göğsüme sığmaz oldu. (Kollarını kaldırarak olanca hızıyla bağırır.) Dunnalaaaar. İrbaham'dan bir haber. Gözel guşlar,ulu guşlar, umut sizde galdı. Gurbanı olduğum hayırlı guşlar. Size söylerim size, bana hayırlı bir haber verin. Göçmen guşlar, sadakatli guşlar, İrbahamdan bi haber!
Havalanma telli turnam
Uçup gitme yele karşı
Zülüflerin tel tel olmuş
Döküp gitme ele karşı
(Turnalar Senem'i görünce alçaktan uçuşa geçerler. Dam başında biri döner, döndükten sonra bir telek bırakarak yoluna devam eder. Telek sahne ortasına Senem'in önüne düşer. Senem teleği alır, göğsüne bastırarak dua eder.) Selametle gidin.Dunnalaaar.. Yolunuz açık olsun. Yüce Rab'bim kanadınıza, güç kuvvet versin. (Teleği gösterir) İrbaham sağ, yaşıyor. Selamını Durnalarla göndermiş. Şükür Allah'ıma...
(Işıklar söner.)

SAHNE-10

 (Sahnenin sol tarafı aydınlanır. İnşaat sahibiyle, İrbaham sohbet etmektedirler.)
PATRON - İrbaham seni sevdim. İstersen bu inşaat bitince sana bir daire veririm. Seni evlendiririm, barklandırırım. Ne dersin.
İRBAHAM - Sen bilin efendim.
PATRON - Burası tam 24 daire, Bodrum'da bir yazlığım var. Şükür Allah'a maddi durumum iyi. Ama Allah bana öyle bir dert vermiş ki beni kahrediyor.
İRBAHAM - Ne ola ki efendim.
PATRON - Orayı ne sen sor, ne de ben söyleyim.
İRBAHAM - Benim elimden hiçbir şey gelmez, emme hiç olmazsa dert ortağın olurum.
PATRON - Bugüne kadar hiç kendinden bahsetmedin. Sen kimsin, memlekette kimin var, kapalı bir kutusun. Söyle İrbaham yolunu bekleyen var mı? Kimin var?
İRBAHAM - Şey efendim. (Çekingen) Kim-Senem yok. Kim-Senem yok.
PATRON - Öyleyse sana bir teklifim var.
ÎRBAHAM - Buyurun efendim.
PATRON - Sana teklifim şu: Benim bir kızım var. Gözleri doğuştan kör. Adı Sevgi. Kızım Sevgi ile seni evlendirmek istiyorum. Kızımın mutluluğu için her şeyimi veririm. Madem memlekette yavuklun yok. Bir düşün İrbaham.
İRBAHAM - (Çekingen) Memlekette "Kim-Senem"... şey efendim memlekette..
PATRON - (Sözünü keser) Madem memlekette kimsen yok, hele düşün, kararını öyle verirsin.
İRBAHAM - Ya Kim - Senem., şey efendim, ben derim ki..
PATRON - Acele etme, sağlıklı düşün, cevabını sonra verirsin. Kızım Sevgi'nin saadeti için sana her şeyimi vermeye hazırım. Kızımdan başka bir şeyim yok.
İRBAHAM - Şey efendim...
PATRON - Şimdi ben gidiyorum. Kararını yarın bildirirsin.
(Çıkar)
İRBAHAM - Anlatamadım. Ben var demek istiyorum, adam yok diyor. Senem duyuyor musun beni. Ben ne haldeyim bir bilsen. (Saçını, başını dağıtarak bitkin vaziyette ortaya yığılır.)
(Işıklar söner.)

SAHNE-11

 (Sahnenin sağ yanı aydınlanır. Senem küçük bir leğende hamur yoğurmakta, Salli ise un kabına su dökmektedir.)
SENEM - Tamam, su dökme.
SALLİ- Yeter mi?
SENEM- Yeter.
SALLİ- Gözleme mi edecan bacı?
SENEM- He ya. Babamgil yonca biçmeye gittiler. Anam toplayacak. Anam sıkı sıkı tembih etti.
SALLİ - Öğle azığını ben mi götürecam?
SENEM - He ya. Bi sitil de ayran komayı unutturma bana.
SALLİ - Sapanımı da götürüyüm. Sana Üveyik kuşu vururum bacı.
SENEM - Kuş mu dedin!
SALLİ - Korkma gözlerin dört dört olmasın. Turnaları senin iznin olmadıkça vurmamaya söz verdim. Erkek sözü.
SENEM - Aferin Salli sen akıllı çocuksun.
SALLİ - Ben akıllı çocuk muyum? Hadi ordan Cevriye'yi almamak için, ayaklarımı kesinde beşiğe beleyin. Ben yiğit delikanlıyım. Beni böyle avutun bakalım.
SENEM - Sana çocuk diyen şey etsin.
SALLİ - Pok yesin. Aslanın bacısı, ver elini öpüyüm. (Pardon) eliyin hamuruynan... şey şaşırdım bacı.
SENEM - (Hamur yoğurmayı bitirir.) Bir saatte mayalanır.

SAHNE-12

 (Elini yıkarken Ramazan girer, palabıyıklı, göbekli.)
RAMAZAN - Gözlemeden bana da var mı gözelim.
SENEM - (Şaşırır, eli yarı bulaşık.) O ne densizlik. Kuşluk vakti nasıl girersin evimize
SALLİ - Terbiyesiz. Kimden izin aldın. Çık len şurdan.
RAMAZAN - Senden mi izin alacam deli şapşal.
SENEM - Ne istiyorsun?
RAMAZAN - Seninle sohbet etmeye geldim.
SENEM- Ben sohbet adamı mıyım.
RAMAZAN - Yazık güzelliğine gız, Çullu'nun İrbaham bekçilik yaparak başlık parası kazanacakta, gelip düğün yapacak. Avucunu yalarsın kızım.
(Salli bir sapan taşı yapıştırır)
RAMAZAN - Vay anam. Deli gözümü kör edecedin.
SALLİ - Sen mi delisin, yoksa ben mi? Deli olsam güpegündüz ev basarım.
SENEM - Çık şurdan. Ben İrbaham'ın sözlüsüyüm. Yel kayadan ne koparır. İt gibi çenile dur. Sana bir telimi gurban ederim. (Salli'ye) Salli tez bubama seslen de şu itin cezasını versin.
SALLİ - İtin ölümü gelince, mescidin duvarına siyermiş. (Sapanı doğrultur.)
RAMAZAN - Dur Salli gidecem. Sana bi cuvara veriyim mi?
SALLİ - Ver bahalım hınzır Ramazan. Beni cuvarayla gandıracağına inanıyorsan yanılıyorsun. Ben yiyecemi yer, diyecemi derim, ağzına şey., ederim. (Cuvarayı alır, tersinden yakmaya çalışır, çevirir.)
SENEM - Defol, çık şu evden.
RAMAZAN - Bir defa olsun elini tutayım, n'olur senem. (Elini tutmak ister, senem kaçar. Arka arka tüfeğin takılı olduğu yere yaklaşır. Tüfeği alarak Ramazan'a doğrultur.)
RAMAZAN - Dur Senem, katil mi olacaksın? O kınalı parmakların tetik çekebilir mi? (Üzerine yürür.)
SENEM - Gelme üzerime hınzır.
RAMAZAN - Şaka yapma. N'olur, sana sahip olmak istiyorum.. Gel at şu cıbır İrbaham'ın yüksüğünü. Sana toy düğünü yaparım. Seni prensesler gibi yaşatırım.
SENEM - Hayır. Gelme üzerime yaklaşma.
RAMAZAN - Benim olacaksın. (Üzerine yürür.)
SALLİ - Senem bacı katil olma.
SENEM - Benden kabahat gitti. Al soysuz.
RAMAZAN - Yandım anam!...
(Patlamayla birlikte ışıklar söner.)

SAHNE-13

 (Tüfek patladığında sahnenin sol yanı aydınlanır. Elbisesiyle uyuyan İrbaham sıçrayarak, kalkar.)
İRBAHAM - (Bağırır) Senem! Bana bir şeyler oluyor. Çok kötü rüyalar gördüm. Senem kanlar içindeydi. Allah'ım bana yardım et. (Kendine gelir gibi olur.)
Biz de biner olduk gemi salına
Bir zaman seyredem derya gölüne
Bak sultanım İbrahim'in haline
Yaslanam İstanbul seni bir zaman
 Keşke patron sorduğunda sılada Senem adlı nazlı bir yâr bıraktım, başlık parası için gurbetlere düştüm, deseydim. Hey ben ne aptalım. Şimdi n'olacak. Bir tarafta Senem, öbür tarafta Patronun kızı. Hayır, dünya bir yana, Senem bir yana...
(Işıklar söner)

SAHNE-14

 (Sahnenin sağ yanı aydınlanır. Perişan bir vaziyette Senem ve Salli girerler. Bitkindirler.)
SENEM - Salli, sevgili kardeşim. Olan bitenden kimsenin haberi olmasın, Hiçbir şey olmadı. Anladın mı? (Turna sesleri) Durnalar.. gördü mü dersin. (Bir çift turna gördüm türküsü.) Şifa Durnalarda. Şifa Durna kanadında. Söz ver bu sır ikimiz arasında kalacak.
SALLİ - Söz.
SENEM - Hadi çıkar kavalını da çal, durnalarda dinlesin. Herkes dinlesin. Gülşehri'nde çakır dikenleri yolumuzu nasıl tuttular onu görsünler. Çakır dikenleri yara, bere etti her yanımızı.
SALLİ - (Kavalıyla çalarken, Senem mırıldanır.)
SENEM- Dost bize ıkrarlık verdi
 Gelmez üç yıldır üç yıldır
 Dilime ezberi girdi
 Gelmez üç yıldır üç yıldır


(Işıklar söner)

SAHNE-15

 (Sahnenin sol yanı aydınlanır)
İRBAHAM - Büyük bir efkâre düştüm
  Senem gibi Yâre düştüm
 Bülbül gibi zâre düştüm
 Gitmem üç yıldır, üç yıldır.

SAHNE-16

(Sol sahne aydınlanır. Patron içeri girer.)
PATRON - İrbaham
İRBAHAM - Buyrun efendim. Hoşgeldiniz.
PATRON - Sağolasın İrbaham. Bütün konuşmalarını duydum. Geldiğin günden beri senin hâl ve hareketlerini takip ediyorum. Sende çok değişik haller var. Memlekette kimin var diye sorduğumda hani kimsem yok demiştin.
İRBAHAM - Özür dilerim efendim. Sen bana kimin var, evli misin dedin. Bende "Kim-Senem" yok dedim. Senem sözlümün adıydı. Senem yarimin olduğunu sana ima etmiştim. Ama siz anlayamadınız. Senemle buraya gelmeden iki gün önce sözlendik. Başlık parası kazanmak için yorganı sarıp, gurbete çıktım. Üç yıl oldu, Allah bilir daha kaç yıl kalırım parayı denklemek için. Ağam ben derim ki:
Kişi efendisin meteder her gün
Velinimetimsin kılamam terkin
Ne kadar eğlensek ged olur bir gün
Akıttın didamdan sellerimizi.

PATRON - İrbaham seni yeni anlamaya başladım. Bugünden tezi yok sana yol veriyorum. Dön memleketine. Başlık paran, düğün masrafların bana. Hadi hazırlan. "Kim-Senem" i daha fazla bekletme. Varın erin muradınıza. Hadi yolun açık olsun.(Çek verir.) Bu çek bütün masraflarını karşılar.
İRBAHAM - Hakkını helal et. Düğünüme beklerim, Sevgi'yi de getir.
PATRON - Ya kısmet.( Kucaklaşırlar)
(Işıklar söner.)

SAHNE-17

 (Sahnenin sağ yanı aydınlanır. Rüstem'in evi. Sahnede; Rüstem, Saniş, Kamber, Halime, Senem ve Salli.)
RÜSTEM - Kamberağa, Kamberağa ya düğünün et, ya da çıkmışını al. Bizi el içine çıhamaz ettin. Daha beş kuruş başlık vermedin.
KAMBER - Az daha sabret dünür. Çoğu gitti, azı kaldı. Haber saldım. İrbaham'dan bir haber gelir bu günlerde.
SANİŞ - Senem'in elli dene dünürcüsü vardı. Biz sizi tercih ettik. Senem'in ayağının tırnağı olmayan kızlar kolunda caş caş altın bilezik takınıyo. Benim gızımın neyi eksik. Eee söylesene Halime hatın?
HALİME - Gusura galmayın Saniş Hatın. Nişan, düğün bir yaparız. Hele bir İrbaham gelsin. Dediğinizin hepsi olur. Altın ne ki el kiri.
SANİŞ - Yetkin meyve dalında durmaz Halimatın. Gelen, geçen taş atar. Demem o ki, benim evimde gız olanaca, senin evinde gelin olsun.
HALİME - Hakkınız var. Devir kötü oldu. Bizim de canımız çıhıyo. Senem'i alıyla, yeşiliyle gelin götürmek bizim de muradımız.
SENEM - (Dalgın ve üzgün. Kendi kendine) Durnalardan haber aldım. Sağ salimmiş, hasta değilmiş.
RÜSTEM - (Saniş'e, yavaş sesle) Gız hatun, Senem kendi kendine ne konuşuyor.
SANİŞ - Ne biliyim herif, bir haftadır böyle dalgın, geceleri de kendi kendine konuşuyor bazen.
SENEM - (Salli'ye) Salli lahanaları suladın mı?
SALLİ - Suladım bacı.
RÜSTEM - (Saniş'e) Ne lahanası, bu lahana da nerden çıktı.
SANİŞ - Ne olacak canım, iki karık lahana fidelemişler Salli de onu söylüyor.
RÜSTEM - Allah, Allah!.
SALLİ - Ilahanalar tutmuş bacı.
SENEM - Eyi eyi, onları bol bol sula, tutsun bahçeyi. Kışın sarmalığımız çıksın hiç olmazsa.
HALİME - Aslanın gelin kızı. Daha yazdan, kışın yiyeceğini düşünüyor.
SANİŞ - Böyle gelini çırayla arasan bulamazsın. İrbaham'ı mangır eder bu. Ecik gırışıyım kele.
SALLİ- Gırış gırış, edecen beş kuruş. Boşuna dememişler: Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al, gardaşına bak bacısını al.
HALİME - Salli'de kendine pay çıkarıyo.
KAMBER - Epey oturduk. İrbaham'dan bi haber alalım, hemen bayrağı dikerim Rüstemağa. Yüze yüze kuyruğuna geldi.
RÜSTEM - Ben de istiyom ki dost- düşman gülmesin.
KAMBER - Gülmez, gülmez. Hadi bize müsaade, hoşça kalın.
SANİŞ - (Rüstem'e) Hadi biz de özdeki iki karık soğanı sulayalım. Senem sen de evi toparla. Akşama yemek hazırla. (Çıkarlar)
SENEM - (Salli'ye) Salli kapıyı kilitle.
SALİ - (Kapıyı sürgüler) Kilitledim bacı.
SENEM - Aman Salli bahçedeki lahanayı hiç sökmeyelim. Yaz, kış yememize yeter. (Pencereden bakar) Bir haftada karıkları tuttu. Göbekleniyorlar.
SALLİ - Lahana turşusunu severim bacı.
SENEM - Ben de çok severim. Hele birde biberli olunca. Yok yok vazgeçtim lahana turşusundan, sende çıkar aklından. Lahanayı sökmeyelim. Sen kelek turşusunu sevmez misin?
SALLİ - Severim.
SENEM - Seversen sana kelek turşusu vurayım.
SALLİ - Bacı canım ılahana turşusu istiyo. (Ezgili söyler)
Hele Cevriye'nin kekil çalması
Ne güzeldir köy aşağı gelmesi
Çok güzeldir ılahana dolması
Yandım ılahana senin elinden

SAHNE-18

 (Kapı vurulur. Senem heyecanlı ve korkak vaziyette.)
SENEM - Cenderme olmasın Salli?
SALLİ - Açıyım mı?
SENEM - Dur açma. (Pencereden bakar) Lahanalar duruyor. Ha şimdi aç.
SALLİ - (Kapıyı açar) Ooo Kiraz hala. Hoş geldin, hoş geldin deli garı.
KİRAZ - Deli sen misin, ben mi.
SENEM - (Telaşlı) Hoş geldin Kiraz hala.
KİRAZ - Hoş bulduk. Anan nerde gız. Şöyle geçiyodum uğradım. Gel Salli bi cuvarada sana veriyim.
SALLİ - (Avucunu yalar) Teşkür. Teşkür.. Teşkür...Yah bi cuvara cuvara, gezme avare avare.
SENEM - (Tedirgin. Devamlı olarak perdeyi kaldırıp bahçeyi dikiz etmektedir.)
KİRAZ - Senem, gel şöyle yanıma, otur. Ne bahıyon pencereden.
SENEM - Hiiiiç.
KİRAZ - Talihsiz kız. Düğün mahşere mi kaldı?
SENEM - Ne biliyim Kiraz hala.
KİRAZ - Benim oğluma gelmedin de iyi mi ettin. Ramazan seni deli gibi seviyordu.
SENEM - Ramazan lahanayı da sever miydi?
KİRAZ - Ben senden bahsediyom. Sen dururken ılahanayı netsin gızz.
SENEM - Anam, babam verdi, ben de vardım. Senin oğluna verselerdi ona varırdım.
KİRAZ - Yalan söyleme. Çullu'nun İrbaham'ın gara gaşı, gara gözüne mi vuruldun.
SENEM - Vardımda iyi mi oldu. 3 yıldır gurbette.
KİRAZ - Ramazan seni çılgınca seviyodu. Alamayınca başını aldı, gitti. Köyden kaçtı yavrum.
SENEM - Ya.. Öyle mi! Gelir kele nere gidecek.
SALLİ - Yandım ılahana senin elinden.
KİRAZ - Biz de gelir deyi aldırmıyoh. Get bende gahıyım. Kalın sağlıcakla. (Çıkar.)
(Işıklar söner.)
SALLİ - Yandım ılahana senin elinden.
SENEM - (Ellerine tencere kapaklarını takarak "Feli Durnam" türküsünü söyler.)
(Perde kapanır)

İKİNCİ PERDENİN SONU


 
ÜÇÜNCÜ PERDE
 (Sağ loş ışık)
 (Sahne ikiye bölünmüş vaziyette. Sağ taraf Rüstem, sol taraf Kamber Ağa'nın evi. Uygun bir şekilde dekora edilmiş.)

SAHNE-1

 (Loş ışık. Senem geceliği ile görünür. Pencereden dışarı bakar.)
SENEM - Duruyor. Sökmemişler lahanayı. Aman Allah'ım sanki dünya başıma yıkılacak. (Kapı vurulur.) Kim o?
RAMAZAN'IN SESİ - Benim, Ramazan.
SENEM - Daha ölmedin mi? Hınzır nerden çıktın sen. Bırak peşimi. ( Pencereden bakar) Lahanalar sökülmemiş.
RAMAZAN'IN SESİ - Ben Ramazan, aç kapıyı seni kaçırmağa geldim.
SENEM - Sen kaç canlısın. Nasıl çıktın da geldin.
RAMAZAN'IN SESİ - Yedi canlıyım.
SENEM - Canın çıksın.
RAMAZAN'IN SESİ - İster aç, ister açma, kapıyı kıracağım.
SENEM - (Kapıya bekinir) Açmıyorum.
RAMAZAN - (Hayalet şeklinde kapıyı zorlayarak girer.) İşte geldim.
SENEM - Sen ölmüştün.
RAMAZAN - Ölmedim. Bak yaşıyorum. Hadi gidelim buradan. Sen benim olacaksın. (Senem'in elinden tutar.)
SENEM - Hayır sen yaşayan bir ölüsün. Hınzır bırak beni. (Bağırır.) Anne!., yetişin (Senem bayılır. Annesi gelir. Sahne tamamen aydınlanır, hayalet kaybolur. Senem baygındır.)
SANİŞ - Senem, kızım, n'oldu. Vay yavrum vay, kötü rüyalar görmüş olmayasın.
SENEM - (Kendi kendine konuşur) Hınzır, donuz Ramazan defol. Bana sahip olamazsın.
SANİŞ - Ne Ramazan'ı ortada kimseler yok. (Kolonya sürerler, Senem kendine gelir.)
SENEM- Senden gayrı yar sevmedim vallaha
 Getir el basayım kitabullaha
 Gece, gündüz yakarırım Allah'a
 Hak yanında kabul olsun dilekler
 Anne kapıyı kilitle.
SANİŞ - Niye kızım?
SENEM - Çabuk kitle
SANİŞ - (Kapıyı sürgüler) Dediğin oldu.
SENEM - Kim gelirse gelsin açmayın.
SANİŞ - Olur, açmayalım . Hadi gızım yerine yat.
(Işıklar söner.)

SAHNE-2

 (Sahnenin sol tarafı aydınlanır. Halime kadın ve Kamberağa oturmuş dertleşmektedirler.)
HALİME - Gün uzar, yüz yıl olur demişler. Bizim üç yılda sanki üç asıra bedel oldu.
KAMBER - İrbaham'a tel vurdum. Acele gel ha deyi. Haftaya uç verir.
HALİME - Bey, sana birşey diyecem.
KAMBER - Neymiş, de hele.
HALİME - Bizim İrbaham var ya. Patronun kızıyla evlenecekmiş. Köyde öyle çalkalanır durur.
KAMBER - Mümkün değil. Senem'i alı, puluyla bırakmaz. El adama küfreder Halime.
SANİŞ - Etmez mi canım. Bende inanmıyorum ya. Senem'i kendi istedi. Öyle halt etmez diyomya.. yine de..
KAMBER - (Sözünü keser) Yine de ne?
HALİME - Yüksek topuklu, mini eteklileri gördü de dayanamadıysa bak işe. Yanından Çırpıtlı'nın Hacıgülü geldiya, bu lafı o yaymış köye. Güya patronu kızımı vereyim diyesiymiş.
KAMBER - Ben İrbaham'ı bilirim. Elli dene şeher gızına değişmez telli Senem'i.

SAHNE- 3

 (Dışardan Salli'nin düdüğü duyulur.)
SALLI - Anam beni evermiyo
 Halimala beni eversene
 Gamberağa beni eversene
 Gamber dayı müjde. İrbaham enişte dönmüş İstanbul'dan. Bi çuval dolusu para gazanmış. Müjdemi isterim.
KAMBER - Tamam Salli, dediğin doğru çıkarsa benden ne istersen iste.
SALLİ - Şeyi isterim, gınalı Cevriye'yi.
HALİME - Müjdeni verecem. Sahi mi söylüyon İrbaham'mı geldi?
SALLİ - Yalan söylüyosam kemer olup Cevriye'nin beline dolanayım.
Ah Cevriye, Cevriye
Bana gelmezsin niye

SAHNE- 4

 (İrbaham elinde valizle girer)
İRBAHAM - Ana ben geldim.
HALİME - Sahiden İrbaham. Hoş geldin, sefa geldin aslan oğlum.
KAMBER - Hoş geldin İrbaham.
İRBAHAM - Hoş bulduk baba.
(Hoşbeşten sonra, ellerini öper)
SALLİ - Hoş geldin enişte. Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat, İstanbul'un gızları gözel mi?
İRBAHAM - Hem de nasıl.
SALLİ - Bi dene getirseydin enişte.
İRBAHAM - Çevriye duymasın bu sözleri.
SALLİ - Cevriye'nin Allah canını alsın enişte. Donuz Deli Kiraz'ın gızı nazlanıp duruyo. Anası gibi, onunda altı üstü yok enişte...
HALİME - İstanbul'u mesken tuttun oğul, elin içine çıkamaz olduk. Elin ağzı torba değil ki büzesin. Evlenmiş deyi laf çıkardılar, altımıza buzaladık.
KAMBER - Doğru mu İrbaham, böyle bir şey var mı?
İRBAHAM - Hayır baba. Patrondan Allah razı olsun.
SALLİ - Hemen Senem'e de müjdeleyim. Eniştem geldi deyim. Sona da ala inekleri gütmeye. Gamber dayı ( yanına yaklaşır.) Bi mal yayıyom, bi mal yayıyom, bi mal yayıyom ki, aha akşam eve gelirken ala ineklerin gannı davul gibi şişiyo.
KAMBER - Hangi malları güdüyon Salli?
SALLİ - Sayıyım mı dayı. (Parmaklarıyla sayar) Ala inek Kamber Dayı, Boz öküz Gamber Dayı, Koca eşşek Gamber Dayı, Kulağı kesik sıpa Gamber Dayı...
KAMBER - Yeter yeter, vay eşşoleşşek vay, bu nasıl mal sayma len. (üzerine yürür, Salli kaçar)
SALLİ - Şeyi de unuttum dayı.
HALİME - O neymiş unuttuğun.
SALLI - Camız ineği Halimala.
HALİME - Tamam, tamam hadi gitte enişteyin geldiğini Senem'e de müjdele.
SALLİ - Hadi eyvallah (ağzında türküyle çıkar)
Oy Cevriye, Cevriye
Bana gelmedin, niye
(Nakarat)
HALİME - Epey para kazandın mı oğul?
İRBAHAM - Hiç merak etme ana. Başlık parası tamam.
KAMBER - Ne kadar kazandın oğul.
İRBAHAM - (Cebindeki çeki göstererek) Bu gördüğün 2 milyar para. Hemen bayrağı dikebiliriz.
HALİME - Sahi mi diyon oğlum. Bu kağıt iki milyar mı? Aboo.. ne sihirli kağıtmış bu.
İRBAHAM - Evet ana. Patrondan Allah razı olsun. Durumumu anlayınca bu çeki verdi. Bütün düğün masraflarımı üstlendi.
HALİME - Ne vicdanlı adammış. Elin eyisi tükenir mi? O zaman ne duruyoh bey, İsmailhacılı Kör Nuru'ya haber ver. Şöyle avurdunu şişire, şişire bi zurna çalsın. Ahdim vardı zurnayı Kör Nuru'ya çaldıracadım.
KAMBER - Zurnayı da konuşturur köpoğlu köpek.
HALİME - Haydi ne durursun Gamberağ. (Elelden tutuşurlar) İlk halayı biz çekelim. Çal Nuru usta çal İrbaham'ın düğünü var. Heeeyyy.. Hele de gider Popbili...(Fondan halay havası davul- zurna.)
(Işıklar söner.)

SAHNE- 5

 (Sahnenin sağ bölümü aydınlanır. Senem işlengi yaparken kendi kendine türkü mırıldanmaktadır.)
SENEM - Eylen turnam eylen haber vereyim
        Kanadın altına nağme yazayım
(Köpek sesi. Gülperi girer)
GÜLPERİ - Daha kime nağme yazacaksın. İrbaham dönmüş İstanbul'dan.
SENEM - Nerden böyle, hangi rüzgar attı. Hele hoş geldin bize heç gelmezdin.
GÜLPERİ - Teessüf ederim. Evimizin duvarı yan yana değil mi. Komşu komşuya gelmez miymiş.
SENEM - Gelir, gelir de ne biliyim birden afalladım. Her neyse, nasılsın, iyi misin?
GÜLPERİ - İyiyim gız. Gözün aydın, düğün bayrağın haftaya dikiliyormuş öyle mi?
SENEM - Büyüklerim bilir. Darısı sana Gülperi.
GÜLPERİ - Hadi ordan uyanık. Sevdiğimi elimden alıyorsun, birde yüzlü yüzlü konuşuyorsun.
SENEM - Ekmek çarpsın gönülden söylüyorum. Seni de sevdiğine kavuştursun Allah.
GÜLPERİ - Hadi ordan. Sevdiğimi elimden al...
SENEM - ( Sözünü keser) Sevdiğin kimmiş, şaka yapıyon herhalde.
GÜLPERİ - Ne şakası gavur gız. Benim sevdiğim oğlana varmadın mı? Gözüm İrbahamdaydı. Gavur dölü, beni gıçımın üstüne itti de seni aldı.
SENEM - Şimdi bunun sırası mı. Sana da daha iyisini yazar Allah.
GÜLPERİ - O nasıl yazıymış. Şunu iyi bil ki İrbaham'ı sana yâr etmem.
SENEM - Delirdin mi sen. Ağzından çıkanı kulağın duysun. Bir hafta sonra düğünüm olacak. İrbaham'dan kes umudunu.
GÜLPERİ - Kesmem. Aklın varsa İrbaham'a varmıyom de. Çekil önümden.
SENEM - Bak şunun yediği naneye. Üç yıldır nişanlı durduk. Şimdiye kadar nerdeydin.
GÜLPERİ - (Pencerenin önüne yaklaşarak dışarı bakar) Diktiğin lahanalar da ne güzel büyümüş.
SENEM - (Korku ve telaşlı) Ne demek istiyorsun.
GÜLPERİ - Her şeyi biliyorum. İrbaham'ın bohçasını atmazsan bülbül gibi konuşurum.
SENEM - Ne konuşacaksın. Elinden geleni arkana koyma.
GÜLPERİ - Eh belle bu sözünü. Ya İrbaham'ın bohçasını atarsın, ya da...

SAHNE-6

 (Salli ve İrbaham girerler.)
SALLİ - Ya ya ya
  Şa şa şa
 Irbam enişte
 Çok yaşa
SALLİ - Senem Bacı sana İrbaham eniştemi getirdim.
SENEM - Hoş geldin İrbaham.
İRBAHAM - Hoş bulduk.
GÜLPERİ - Ben de gideyim artık. İki sevdalıları baş başa bırakalım. Gel Salli beni itten savuştur.
SALLİ - Olur güzelim. Sen de bizim itten aşşağa galmanya. O seni gaparsa, sende onu gap.
GÜLPERİ - Terbiyesiz n'olacak.
SENEM - Hadi Salli.
SALLİ - Sen ne zaman evleniyon gız. Mehlede galıh galdın. Bana gelsen olmaz mı?
GÜLPERİ - Ooşt. Hele sıracalıya sana mı galdım.
SALLİ - Sıracalı sensin. Uyuz keçi. Senin için ölüyodum sanki (Çıkarlar. Köpek sesi.)
İRBAHAM - Bu uğursuz Gülperi her gün gelir mi?
SENEM - Evimiz yan yana, ne hikmetse ilk defa bugün geldi.
İRBAHAM - Gene ne domuzluk düşünüyodur.
SENEM - Bilmem ki.. (Pencereden bahçeyi gözlemektedir.)
İRBAHAM - Bana çok süründü ya yüz vermedim şikirsize.
SENEM -  Hele hoş geldin. 3 yıl sılaya dönmeye yemin mi ettin. İstanbul'u mesken tuttun vefasız. Durnalarla saldığım selamı aldın mı?
İRBAHAM - Selamını da aldım, selam da gönderdim.
SENEM - Sağlık haberini durna kanadında aldım. Al işte (Koynundan bir telek çıkarır) gönderdiğin durna teleği. Gayrı dayanacak özüm kalmadı. Kalbimde tutuşan gönül değil, cephane oldu. İrbaham yeter Allah aşkına (yalvarır) şu hasret bitsin. Tez elden bayrağı kaldır.
İRBAHAM - Hasret bitecek Senem. Her şey yolunda hiç meraklanmam. Dedikleri doğru mu. İstanbul'un taşı, toprağı altın mı? Bundan sonra hiç ayrılmayacağız, bitti ayrılık değil mi?
İRBAHAM - Bitmedi, asıl ayrılık yeni başlıyor Senem.
SENEM - (Pencere önünde, tedirgin) Yoksa lahanayı mı söktüler.
İRBAHAM - Ne lahanası, kim sökmüş.
SENEM - Hayır. Sökmemişler duruyor. Kuracağımız mutlu yuvanın kemanını benim sinemden yonttun. 3 yıl dile kolay nasıl inledim, nasıl sızladım hiç işittin mi!
İRBAHAM - Evet. Turnalar her şeyi söylediler.
SENEM - Bahçeden, lahanalardan da bahsettiler mi?
İRBAHAM - Evet
SENEM - O zaman beni dinle. Başkasından duymadan, benden duy. Şimdi her şeyi anlatacağım.
İRBAHAM - Sus Allah aşkına. Hele bir düğünü yapalım, o zaman dertleşiriz.
SENEM - Sen bilirsin. Beni anlamıyorsun. İstanbul seni nasıl da taş kalpli yapmış. Beni kanda, beni ayrılığın gözyaşında boğdun.
İRBAHAM - Şimdiden sitem etme. Daha resmi nikahlım bile değilsin. Yolun sonu bulunmaz.
SENEM - Ben sana gönülden nikahlıyım. Mavi yeldirmemi, sarı başörtümü sen geldiğin gün giyinecem diye ahdetmiştim. Gömleğimi fakirlere verip, üç gün oruç tutacağım. Öyle adadım. Senin için ben ağlarım, benim için kim ağlasın.
İRBAHAM - Senin için de ben ağlanm.
SENEM - Sahi mi diyon. Ağlayacağın o günler uzak değil.
İRBAHAM - Çıldırdın mı Senem! Bırak şu ağlama lafını.
SENEM - Üç yıl yolunu bekledim. Namusuna haram kondurmadım. Emanetine hıyanetlik ettiysem boynum kıldan incedir.
İRBAHAM - Ne söyleyim Senem, gam yükledin yüreğime.
SENEM - Gel sevgiyi de, gamı da birlikte bölüşelim. Vursun davul zurna. Dost ve ahbaplar düğüne gelsin. ("Şen ola düğün, şen ola" türküsü ve davul zurna.)
(Işıklar söner.)

SAHNE - 7

(Sahnenin sağ tarafı aydınlanır. Rüstem, Saniş ve Senem. Saniş elinde bir şeyler dikmekte, Senem çeyiz işi yapmaktadır. Salli ise pazar düdüğü çalmaktadır..)
SANİŞ - (Salli düdük çalmayı keser.) Senem'i de elin içinde, alıyla, puluyla gelin etmenin zamanı geldi.
RUSTEM - Kız kısmı kuş misali zamanı gelince yuvadan uçuyor.
SALLİ - Babalar yiyesice Cevriye. Heç yuvadan uçmuyo buba. Kara kartal gibi çöreklendi gafama.
RÜSTEM - Uçar yavrum uçar. Uçmayıpta Deli Kiraz'ın evine orta direk olacak değil ya.
SALLİ - Belli olmaz, eder eder... Ah o deli Kiraz. Cadı garı. Bi yumuşah yüz verse valla billa gaçıracam. İçim gidiyo meshepsize.

SAHNE-8


 (Köpek sesi.. Salli pencereden bakar.)
SALLİ - Gamber dayıgil geliyo.
(Kapı vurulur. Salli açar. Kamber ve Halime girer. Hoşbeşten sonra.)
KAMBER - Gün geldi çattı Rüstemağa. Sabır sabır sabır da bitti. Gün almaya geldik, ne dersin dünür?
RÜSTEM - Sabrın meyvesi tatlı olurmuş, ne diyelim.
SANİŞ - Şeri uzat hayıra, hayrı uzat şerre döner. Hemen dikin bayrağınızı.
RÜSTEM - Bizim avrat ne diyosa öyle yapın. Saniş varken bana niye danışırsınız.
SANIŞ - Az mı oldu nişanlanalı. Daha ne duracak.
SALLİ - Ben nasıl duruyom. Cevriye vallaha seni bir ömür boyu bekler, yine alırım. Kamberağ sen varya.
KAMBER - (Sözünü keser) Niye, derdini söyle Salli.
SALLİ - Sözünü unuttun. Sen sözünü tutmazsan ben de bacımı vermem.
RÜSTEM - Atın önüne it çıkar gibi çıkma Salli. Kamberağa Cuma'ya bayrağınızı kaldırın.
KAMBER - Sağ olasın dünür. Biz de sizden bunu bekliyoduk.
SALLİ - (Senem'e) Ne o bacı vermem deyince üzüldün mü.
SENEM - (Üzgün) Hayır.
SALLİ - (Senem gizli gizli gözyaşlarını silmektedir.) Belli etmiyon emme, sen ağlıyorsun.
SENEM - Kaderime ağlıyorum Salli.
SALLİ - Kaderine mi.
SENEM - Beni her geçen gün dipsiz kuyulara atan alın yazıma ağlıyorum.
SANİŞ - Ne var ağlayacak kızım. Dost, düşman içinde başımızı yere eğdirmedin.
SENEM - Eğdirmedim
SANİŞ - Bir telini kimseye tutturmadın.
SENEM - Tutturmadım.
SANİŞ - İstersen gitme el kapısına Senem.
SENEM - Hayır ana. Hemi ağlar, hemi giderim.
SALLİ - Kimi, kimseyi de öldürmedin.
SENEM - Öldürdüm.
SANİŞ - Kafayı mı bozdun gız.
SALLİ - (Birden ciddileşir.Bahçeye bakar.) Hayır, lahanalar sökülmemiş, sen kimseyi öldürmedin, öldürmedin, öldürmedin...
SENEM - Öldürdüm.. Öldürdüm.. Ben bir adam öldürdüm.
SALLİ - Hayır, yalan söylüyorsun.
SENEM - Doğru söylüyorum. Ben bir hınzır öldürdüm.
SALLİ - Hayır öldürmedin.
SENEM - Öldürdüm.
SALLİ - (Bağırır) Öldürmedin.
SENEM - (Alçak sesle) Öldürmedim değil mi Salli. Sen ödürmedin diyorsan, ben de öldürmedim.
SALLİ - Evet turnalar yaşıyor.
SENEM - Yaşadığı nerden belli. Kaç gündür durna seslerine hasret kaldık. Uğramaz oldular bu topraklara. Bu köy uğursuz Salli. Durnaların yurduna gidelim. Gel Salli tut elimden. (Elele tutuşup çıkarlar.)
KAMBER - Senem'de bir hâl var. Hasta mı yoksa.
HALİME - Ne hastası bey, düğünü duyunca sevindirik oldu kızcağız.
KAMBER - Kulağın sağır mı ben Hızır'ı öldürdüm diyo.
HALİME - Hızır öldürülür mü. Sevindirik oldu. Geçer bey.
SANİŞ - (Rüstem'le şaşkın şaşkın bakışırlar) Doğru dersin Halime hatın. Düğünü olacağına inanamadı.
RÜSTEM - Gençlik hali, mazur görün dünür.
KAMBER - Ne biliyim korkmadım desem yalan olur. O zaman bizde işimize bakalım. Yarından tezi yok okuntu dağıttıralım. Kına davarını da Perşembe'ye gönderirim. Cuma'ya da bayrağı dikeriz.
RÜSTEM - Allah utandırmasın.
HALİME - Ha asıl eşeğin büyüğünü ahırda unuttuk. Gardaş yolu vekilceliği konuşmadık.
SALLI - (Girer) Senem'in gardaş yolu bana düşer.
KAMBER - O zaman tut elimden ne istiyon Salli.
SALLİ -Cevriye'yi.
KAMBER - Başka.
SALLİ - Bi Çevriye daha.
KAMBER - Başka iste.
SALLİ - Yine Cevriye'yi isterim
KAMBER - (El sallarlar) Verdim gitti, hayrını gör.
(Işıklar söner)

SAHNE - 9
 (Sağ yanar.)
 (Davul- zurma eşliğinde halay çeken gençlerin sesleri. Senem'in düğünü olmaktadır. Senem kahkaha atarak girer.)
SENEM - (Kahkaha ile) Ben adam öldürdüm diyorum kimse inanmıyor. (Divan altındaki bohçadan Tüfeği çıkarır. Söyle ey delikli demir, ben katil değil miyim. Hadi söylesene? Hınzır Ramazan'ı tanırdın değil mi! Hani şu deli Kiraz'ın namus düşmanı. Onu ben öldürmedim mi! Niye öldürdüm onu haberin var mı! Sen kimsenin bilmediklerini de bilirsin. (Kahkaha) Beni enayi yurduna koyuyorsun. (Kahkaha) Sen olmasaydın Hınzır bana sahip olacaktı. Sana minnet borcum var. (Kahkaha)
RAMAZAN - (Derinlerden gelen sesi) Senem. Kanım seni tutacak. Kanıma kan isterim. Canıma can isterim. Ama karım olursan seni affederim.
SENEM - (Kahkaha) Hayır. Sen öldün, şimdi eşşek cehennemindesin.
RAMAZAN - Ben cennetteyim.
SENEM - Cennet'te olamazsın. Senin gibi kötü insanların cennette yeri yok.
RAMAZAN - Kanıma kan isterim.
SENEM - Defol bırak yakamı. Kötü ruhunu çek peşimden. (Kahkaha)
RAMAZAN - Seni delirteceğim.
SENEM - Hayır (Kahkaha.. Işık yansımaları..Acaip sesler) Çıldırmayacağım..Çıldırmayacağım.. Yetiş Salli nerelerdesin.. Durnalar.. Dumalar..Sevginin, hasretin ve güzelliğin sembolü durnalar. Gelin, gelin artık. Serin kanatlarınızı üzerime. Kınalı kanatlarınız altına alın beni, sarın sarın..(Turna sesi..Allı Turnam türküsü.) Bugün son gecem. Yarın dünya evine girecem. Bana yardım edin. Tutun ellerimden allı durnalar. Mavi göklerde kanat çırpalım sizinle. Engin denizlerden geçelim. Serin göllerden kana kana su içelim. Kayırın beni, doyurun beni. Durnalaaaar! Selamı uğurlu, kelamı hayırlı durnalaaaar! Çekin beni bu karanlıktan. (Turna sesleri uzaklaşır.) Gittiler. Artık gelmezler. Beni derdimle baş başa bıraktılar. Ben de tez elden onlara yetişmeliyim. (Tüfeği başına dayar)
RAMAZAN - (Sesi derinden) Çabuk ol. Seni bekliyorum Senem. Dünyada kavuşamadık ama ahrette kavuşalım. Hadi gel artık.
SENEM - (Kendine gelir) Sus melun. Bu ses senin şeytanıyın sesi. Ben sana kavuşmak için değil, gerdeğe girmek için öleceğim.
RAMAZAN - Gerdeh kanlı mı olur?
SENEM - Töremizde öyledir. Gerdeh kanlı olmalı. Ben namuslu yaşadım. Şimdi bütün cihan duysun, (Eli tetiğe gider. Bu esnada " Allı Turnam" türküsü duyulur. Senem türküyü birlikte mırıldanmağa başlar. Tüfek elinden düşer. Turna sesleri. Su sesi ve kuş cıvıltıları. Tüfeği bohçaya sarar.) Durnalaaaar! Allı durnalaaaar! (Elinde bohça sahne ortasında öne doğru ilerler) İşte allı durna. alçalıyo.. alçalıyo.. durnalaaaar beni almaya mı geldiniz. (Önüne turna teleği düşer. Senem teleği alarak) Bir telek.. Yeni umut kapısı. Bekle İrbaham yarın sana geliyorum. Bekle.. bekle  Senem'ini...
(Allı turnam türküsü)
(Işıklar söner..)

SAHNE-10
 (sol yanar.)
 (Dışardan davul-zurna ile halay çeken gençlerin sesi duyulmakta. Sahnenin sol tarafı aydınlandığında Senem'in gelin olduğu İrbaham'ın dayalı-döşeli gelin odası görülür. Senem gelinliği ile oturmuş İrbaham'ın gelmesini beklemektedir. Sahne arkasından davul- zurna sesleri gittikçe azalır ve ilahi söyleyenlerin sesi yükselir. İrbaham aminlenerek damat getirilmektedir. İrbaham 'ın damat dualaması yapılır ve yumruklanarak içeri girer. İrbaham su dolu tasa vurur. Tas salon ortasına düşer. Senem ayaktadır.)
İRBAHAM - (Senem'in yüz örtüsünü açar) Hoş geldin, hoşluklar getirdin Senem.
SENEM - Hoş bulduk İrbaham.
İRBAHAM - Yuvamıza gün doğdu, güneş çavdı. Hasret bitti.
SENEM - Evet.
İRBAHAM - Evimize yeni bir rüzgar esti, saadet rüzgarı.
(Kolye takar)
SENEM - Saadetimiz daim olur inşallah.
İRBAHAM - Kötü günler geride kaldı.
SENEM - İnşallah dediğin gibi olur.
İRBAHAM - Ondan hiç şüphen olmasın. Hem de dünyanın en mutlu insanı biz olacağız. Çocuklarımız olacak.
SENEM - Biri kız, biri oğlan. Kızım olursa Gülbahar, oğlum olursa Hakan olsun adları. Güzel bir evimiz, yemyeşil bir bahçe, rengarenk çiçekler. Fesleğenler, yedi veren güller, bir de göbekli göbekli lahanalar. (Birden ses tonu ve rengi değişir.) Hayır, lahana istemiyorum.
İRBAHAM - Her şeyimiz olacak. Evimiz, bahçemiz ve cıvıl cıvıl çocuklarımız.
SENEM - Bir de lahana bahçemiz.
İRBAHAM - O da olur.
(Dışardan deli Kiraz'ın ağıtı duyulur.)
KİRAZ - (Ezgili olarak sesi dışardan gelmektedir.) Oğul oğul, kulaç kollu oğul! Oynak omuzlu oğul. Düşmanlar seni benden ayırdılar oğul. Sarı kaküllü kuzum, al gelinler almayan kuzum, kınalı eller sıkmayan kuzum, sürmeli gözler öpmeyen kuzum... Anası eline ekmek dürmeyen oğul. Köşek gözlü Ramazan'ım. Kaldır kollarını türlü libas giydireyim oğul. Oğulum, Ramazan'ım yavrum oy...
SENEM - (Tedirgin) Bu deli Kiraz'ın sesine benziyor.
İRBAHAM - Ne ola ki Senem?
SENEM - (Pencereden bakar) Lahanayı sökmüşler. Kör olasıca Salli! Daha göbeklenmeden lahana sökülür mü! Ahdimiz böyle miydi Salli kardeşim. (Evin içinde ileri, geri gidip gelir.)
İRBAHAM - Neler söylüyorsun, ne lahanasından bahsediyorsun Senem?
SENEM - Köyde vukuat var. Lahanayı sökmüşler. (Kahkaha atar)
İRBAHAM - (Kolundan tutar.) Senem kendine gel, sana bir şeyler oluyor.
SENEM - (Tekrar üst üste kahkaha)
İRBAHAM - Böyle bir gecede sen neler saçmalıyorsun.
SENEM - (Kahkaha atar) Saçmalamak mı! Asıl saçmalayan sensin. Duymadın mı köyde vukuat olmuş. Lahana hırsızları aranıyor. Sen mi çaldın yoksa İrbaham. Söyle lahanayı sen mi çaldın? Hadi saklama.
İRBAHAM - (Senem'in kolundan tutar.) Kendine gel. Sana ne elin hırsızından. Hadi çıkar şu gelinliğini de yatalım.
SENEM - Yatalım mı? Hırsızları bulmadan mı? Ey millet duyduk duymadık demeyin, lahanayı diken de, söken de bu evde.
İRBAHAM - Yani biz miyiz hırsız.
SENEM - Ya sen, ya ben. Senin böyle bir şey yapacağına ihtimal vermem. Belki de bu salondakilerden birisi sökmüştür. Menfaatinize dokununca diktiğiniz lahanayı söker misiniz ey ahali!
İRBAHAM - Bırak deli saçmalarını.
SENEM - ( Kahkaha) O zaman lahanayı ben çaldım. Hırsız benim. Benim..benim..benim.. Lahanayı diken de, söken de benim. Ne duruyorsun git ihbar et.
İRBAHAM - Hadi Senem, bırak şakayı da iki rekat namazımızı kılalım.
SENEM - Hani evimiz, bahçemiz, bahçede oynayan çocuklarımız olacaktı. Kızım Gülbahar güldükçe yanağında güller açacaktı. Hayır hiçbiri olmayacak. Hepsi hayal. (Pencereden bakar) Bak işte İrbaham (kolundan tutarak pencere önüne götürür.) bak bak işte bahçede çakır dikenleri bitmiş. Evimiz harabe olmuş, deprem mi oldu acaba.
(Kapı vurulur.)
İRBAHAM - Kim ola.
SENEM - Ramazan. Hınzır Ramazan. Beni almaya geldi.
DIŞARDAKİ SES - Açın kapıyı, kanun namına açın kapıyı.
SENEM - Açma.
İRBAHAM - Bugün gerdeh gecesi değil mi Senem!
SENEM - Hayır, bu gece gerdeh gecesi değil, kâbus gecesi.
İRBAHAM - Bu nasıl kâbus Allah aşkına.
DIŞARDAN - Açın kapıyı, kanun namına açın diyorum.
SENEM - Açma.
İRBAHAM - Neden açmayayım. Açalım da ne olacaksa olsun.
SENEM - Beni dinle. (Önüne geçer) Açma yalvarırım, açma İrbaham.
DIŞARDAN - Açın, Senem'in hakkında adam öldürme suçundan ihbar var.
İRBAHAM - Adam mı, sen mi öldürdün Senem?
SENEM - Evet ben öldürdüm, (kahkaha) Aklına kestiremedin değil mi?
DIŞARDAN - Açın kapıyı, yoksa kırıp gireceğiz.
SENEM - Aç kapıyı İrbaham.
İRBAHAM - (Korkarak kapıyı açar.)

SAHNE - 11

DIŞARDAN- (Jandarma Çavuşu'nun sesi) Askerler, siz kapılar tutun. Ben içeri giriyorum.
(Jn.Çavuşu, Deli Kiraz, Gülperi ve Salli girerler)
ÇAVUŞ - Senem siz misiniz?
SENEM - Evet.
KİRAZ - (Ağlayarak) Katil, nasıl kıydın Ramazan'ıma. Dal boyluma (Üzerine yürür. Çavuş araya girer.) Bırakın Allah aşkına, oğlumun intikamını alayım. Kanını yerde koymayayım. Bu kadın değil, bir dişi canavar.
SENEM - Evet ben bir dişi canavarım. Ben Ramazan'a kıymasaydım, o bana kıyacaktı. Bana sahip olmak istedi. Ben namusuma leke kondurmamak için işledim bu cinayeti.
ÇAVUŞ - Kanun namına sizi göz altına alıyorum. Ramazan Aktaş'ı öldürüp, bahçeye saklama suçundan.
SENEM - Bu ihbarı yapan kim?
ÇAVUŞ - İşte bu genç kız.
SENEM - Gülperi öyle mi?
GÜLPERİ- Evet. Demedim mi İrbaham'ı sana yâr etmem diye.
İRBAHAM - Ben seni hiç sevmedim Gülperi.    ,
GÜLPERİ - Ama ben seni sevdim.
SENEM - Haklısın Gülperi. Düşman, düşmandan kırk yıl sonra intikam almışta, yine de acele etmişim demiş.
GÜLPERİ - Ramazan'ı tüfekle öldürüp, bahçeye gömdünüz, üzerine de lahana diktiniz.
SENEM - Doğru.
GÜLPERİ - Lahanayı da gittiniz, geldiniz suladınız, kimseler bilmesin deyi.
SENEM - Suladım, o da doğru.
KİRAZ - Çavuş efendi, bırakın ben de bu katili öldüreyim. Ellerimle parçalayayım.
ÇAVUŞ - Kanun gerekli cezasını verir. Siz sakin olun.
SALLİ - O gün ben de vardım Çavuş'um. Ramazan Senem'i kaçırmak için evi bastı. Senem bacımda yüz vermeyince zorla ırzına tasallut etmek istedi.
KİRAZ - Bırakın bu dişi canavarın cezasını ben vereyim.
SENEM - Her şeyi namusum için yaptım. Hem de tek başıma.
SALLİ - Nefsi müdafaa Çavuşum, nefsi müdafaa.
ÇAVUŞ - Olan biteni karakolda anlatırsınız.

SAHNE - 12

 (Saniş, Rüstem, Kamber ve Halime girerler.)
SANİŞ - ( Ağlayarak ) Doğru mu Senem, katil mi oldun kınalı guzum.
SENEM - Her şeyi şeref ve namusum için yaptım ana.
RÜSTEM - Kızım. Senem'im nasıl yaparsın bunu, genç yaşta hapishanelerde mi çürüyeceksin.
SENEM - Namusum için çürürüm baba. Alnıma ne yazıldıysa başa gelen çekilir.
RÜSTEM - Ölünceye kadar hapishaneye azığını çekerim.
HALİME - Namus, aşla, ekmekle yenmez.
KAMBER - Vay kadersiz yavrum. Çavuş'um şeriatın kestiği parmak acımaz. Kanunun verdiği cezaya teslim oluruz. Kader, ne diyelim. İrbaham talihsiz oğlum.
İRBAHAM - Metin olun baba. Yiğidin alnına yazılan gelirmiş. Erkeğin yiğidi yiğitte, kadının yiğiti yiğit değil mi!
SENEM - İrbaham, hem başa taç ettin, hem de ayrılığa çeç ettin. Alın yazım, analık çiçeğini açtırmadı yüreğimde. Çiçeklerimizi sula, sakın solmasın. İrbaham şimdi gam zamanıdır. Sevgiyi paylaştık, gamı da paylaşalım. Eksik, fazla dersen okka terazi var tam bölüşelim.
İRBAHAM - Alın yazına ortağım.
SENEM - İrbaham seni sıtkınan sevdiğim için bunu yaptım. Vallahi de, billahi de inan.
İRBAHAM - Ta yürekten inanıyorum buna.
SENEM - Arımla, namusumla, senin emanetine hıyanetlik etmedim. (Gelinlik bohçasından tüfeği çıkarıp, fişeği sürer) Al şu katil tüfeği de öldür beni.
İRBAHAM - Delirdin mi Senem.
SENEM - Vur beni. Cenazem çıksın bu evden.
SANİŞ - Kınalı guzum. Al duvağınla murad alıp, devran sürmedin. Gerdeh gecesinden hapislere atılan guzum! (Ağlar)
SENEM - Ağlama ana. Benim için üzülmeyin.
HALİME - Bahtı kara yavrularım. Muradı koynunda kalan yavrularım. (Dizine vurarak ağlar.)
SALLİ - Senem bacı lahanayı ben sökmedim.
SENEM - Biliyorum kardeşim. Lahanayı Gülperi söktü. Şimdi ben gidiyorum Gülperi, İrbaham'la evlen. Size mutluluklar diliyorum.
GÜLPERİ - Sana İrbaham'ı sevdiğimi söylemiştim.
SENEM - Sana esen poyrazın salladığı lahananın yaprağı mı söyledi.
GÜLPERİ - Ben o gün mutfak penceresinden gördüm.
SENEM - Hayır lahananın yaprakları haber verdi. Suç işleyen cezasız kalmaz. Beni duyan herkese sesleniyorum. Gizli olan hiçbir şey yoktur. Sizi esen rüzgarın salladığı lahana yaprakları bile ele verir. (Gülperi'ye) Çok iyi ettin Gülperi. Sana minnet borcum olsun. Beni, içimdeki ejderhadan kurtardın.
İRBAHAM - Üzülme Senem, bu günler de geçecek.
ÇAVUŞ - Uzat elini. (Kelepçelemek ister.)
SENEM - Durun (Sahne ortasına ilerler) Gülşehri'nin aşağı mahallesi, yukarı mahallesi, orta mahallesi herkes duysun. Yaşlısı, genci, gelini, kızı, çoluğu, çocuğu beni can kulağıyla dinlesin. Bu gece gerdeh gecesi. İrbaham'la murad alıp, murad vereceğimiz gece. Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Aşık Gariple Şahsenem, Tahir ile Zühre, Yusuf ile Züleyha  bu ge
cenin hayaliyle yanıp tutuştular. Biz de İrbaham'la bu geceyi düşleyip durduk. Ey ahali bizim töremizde murad kanlı olmaz mı! .
DIŞARDAN - (Gençlerin sesi) Murad kanlı olur (Üç defa tekrarlanır.)
SENEM - Ya siz niye susarsınız? Murad nasıl olur?
SAHNEDEKİLER - Kanlı olur.
SENEM - Töre önünde boynumuz kıldan incedir.
İRBAHAM -İncedir.
SENEM - Töre için, namus için can da, mal da fedadır. İrbaham şu andan itibaren beni helalin bil.
İRBAHAM - Helalimsin Senem.
SENEM - Madem murad aldık, murad verdik. O halde törede zifaftan sonra silah atmakta var. Al İrbaham.( Tüfeği İrbaham'a verir.)
İRBAHAM - At, avrat, silah yiğidin bahtına.
SENEM - (Elini uzatır.) Vur kelepçeyi Çavuşum. (Çavuş kelepçeler.)
(Turna sesi.)
SENEM - Durnalaaar! (Elleri kelepçeli Feli Turnam oyununu omuzlarını turna kanadı gibi çırparak oynar.) .
SENEM - Artık oyun bitti İrbaham. Hadi ne durursun . Bütün cihana ilan et. Gerdeh gecesi kanlı olur. Ben senin helallinim.
DIŞARDAN - (Gençlerin sesi duyulmaktdır.) İrbaham sabah oluyor. Patlat silahı. Dost, düşman duysun. İlan et erkekliğini.
İRBAHAM - Bütün cihan duysun ki gerdeh gecesi silahlı olur. Senem benim helallimdir. (Tüfeği ateşler. Tüfek sesi, kuş cıvıltılarına, turna seslerine karışır. Işık sıçramaları. Senemin önüne kanlı birkaç telek düşer.)
SENEM - (Eli kelepçeli teleği alır.) Durnamı vurdun irbaham. Allı durmam...Telli durnam... Teleği kanlı durnam...Selamı uğurlu, kelamı hayırlı durnalar... Gözel guşlar, can yoldaşlar... Uğur ola, uğurlar ola... Dunalaaaar... Durnalaaaar!... (Omuz çırparak oynar.)
Feli durnam, teli durnam
Kanat vursana
Feli durnam, teli dumam
Gölden kalksana
Feli durnam, teli durnam
Bize gelsene
(Işıklar sönerken, perde yavaş yavaş kapanır.)

BİTTİ

Durali Doğan
Aspendos
27 Ağustos 1999 Cuma.


Bu oyuna katkılarından dolayı Amasya Belediye Konservatuarı Tiyatro Yönetmeni Sayın İbrahim Koçak beye teşekkür ediyorum,
Durali Doğan

 

---------------------------------------------------------------------

Sılam Basın Yayın Matbaacılık Ltd. Şti.
Durali Doğan
Atatürk Bulvarı Özel Apt. No: 29/D Sorgun/YOZGAT
Tel: (0354) 415 2020
      0533 346 8889

 

Bu sayfa 3166 defa görüntülenmiştir.

Konya İzlenimleri23 Şubat 2017

Sorgun Güldestesi


ANKET

Yerel Seçimlerde Partiyemi? Adayamı? Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?




Tüm Anketler

SILAM OFSET


Önce TÜRKÇE!


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: ŞAHİN DİZAYN