HAVUZUN DEĞİRMEN


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazıları
Eklenme Tarihi: 16 Eylül 2010
Geçerli Tarih: 19 Kasım 2017, 11:33
Site: Durali Doğan - Sorgun Selam Gazetesi
URL: http://www.duralidogan.com/yazar.asp?yaziID=349


HAVUZUN DEĞİRMEN 

 Alcı, Esenli, Kodallı, Emirhan köylerinin tam aritmetik ortasında eğriöz çayı kenarında yeşillikler içerisine kurulan bu değirmen yukarıda adı geçen köylerin ve diğer çevre köylerin insanlarının hatıralarını süsleyen unutulmaz bir güzellikteydi.

 Yarabbi.. o nasıl yeşilliklerdi ki insan ordan gelmek istemezdi. Gökyüzü başka bir maviydi ordan bakınca.. Ağaçlar daha bir yeşil, daha bir canlıydı sanki. Bütün kuşlar orda olurdu herhalde. İlginç ilginç çeşitleri vardı. Değirmene 80’er 100’er kğ’lık çuvallar atılarak 8’er 9’ar gruplarda köylerden gelen eşek heyetleri tepeden bakınca kuru bir kalabalık görüntüsü verirdi. Değirmenci Hüseyin bir zamanlar çalıştırdığı su değirmeni için oluşturduğu arkın önüne ip bir elek koymuş,  yolunu şaşıran kefal balıkları eleğin içinde can çekişirlerdi. Bemberraktı eğriöz. Bazı yerlerde dönen anaforlar ürkünç derinlikler oluşturur, dibi gözükmeyen masmavi derinlikleri bizlere korku verirdi. Suyun az olduğu yerelere doğru gruplar halinde yüzen balık sürülerini hayran hayran seyredip, kenarında oturup azık nevalalerimizi yerdik. Sıranın 5 saat sonra mı, 10 saat sonra mı, 2 gün sonra mı geleceği belli olmazdı. Ama oralardan hiç ayrılamazdık.

 Bu mevsimlerde bağlar bozulmuş, armutlar çırpılmış, bostanlıklar kaldırılmış olduğu için etrafta özgür bir ortam oluşurdu. Tek tek bulunan üzüm cıngılları, yine tek tek bulunan armutlar, erikler vs. kalıntılar, hazine bulmuş keyfi verirdi bize. Hele birde balık yakalayabilirsen Allahım Yarabbim…

 Yufka ekmeğe çökelek ve üzümü katık ederek yemeğimizi yerdik. Bozulmuş bostanlıklardan tek tük bulunan kuru soğanlar, turplar, buruşuk domatesler ve yeşil biberler pirzolayı aklımıza bile getirmezdi. Bazen geceleri beklerdik oralarda. Eylül-Ekim ayları. Havalar soğuk. Geceler daha bir soğuk. Yeni öğütülmüş sıcak un çuvalları üzerine yatar, karın bölgemiz sıcak, sırt bölgemiz donmuş bir vaziyette deliksiz uyku uyurduk.

Karın tok, sıran gelmiş, hayvanların canlı, işin bittikten sonra da ordakilerden birileriyle elleşip seklemleri eşeklere yükleyip köyün yolunu tuttun mu……. İşte mutluluk bunlardı.. İşte hiç tadamadığım, arayıp bulamadığım en büyük keyif buydu. Huzurlu yaşam oydu. Bizde şimdi yaşıyormuyuz yani…