Aşık Veysel ile aynı kaderi paylaşan, aynı sazın tellerine dokunan, aynı nağmeleri terennüm eden bir aşıkla tanıştık Yukarıemirler köyünde.
Aşık Mehmet Höke.
Gözleri 2 yaşında çiçek hastalığından ama olunca dünyası kararmış. Dünyasını karartan Allah, onun kalp gözünü açarak duygularını, dileklerini sazın tellerine dökmek için izin vermiş.
KADERİMİZ AYNI
Aşık Mehmet Höke hem güzel saz çalıyor, hem de güzel söylüyor.
"Aşık Veysel ile kaderimiz aynı.O da çiçek hastalığından, ben de o hastalıktan kurtulamadım" diyen Aşık Mehmet şükür bahçesinden türlü türlü çiçekler devşirip halkımıza sunuyor.
Bugüne kadar Aşığın Yukarıemirler de yaşadığından kimse farkında olmamış. Tıpkı Ahmet Kutsi Tecer'in ilgisine mazhar olan Veysel gibi.
DİKKATİMİ ÇEKTİ
Aşıklık geleneğinin unutulmaya yüz tuttuğu bir zamanda ortaya çıkan ve 20. yüzyıl Türk Halk Şiirinin önde gelen siması olarak kendini kabul ettiren Aşık Veysel Şatıroğlu'nu da halk edebiyatımıza, aşıklık dünyasına Ahmet Kutsi Tecer tanıtmamış mıydı.
Aşık Mehmet Höke'de Yukarıemirler köyünü ziyaretimizde benim dikkatimi çekti.
Veysel gibi yoksulluk onun da ocağına kara deve gibi oturmuş. Bir eşi ve kızı ile kendi dünyalarında bir hayat sürüyorlar.
2 YAŞNDA ÇİÇEK HASTALĞINDAN GÖZLERİ AMA OLMUŞ
Bir süre aşıkla sohbet ediyorum: 1944 yılında 2 yaşında iken çiçek hastalığına tutulmuş. Bu hastalıktan gözleri görmez olmuş. Okuma- yazması yok. 1970 yılında evlenmiş. Eşi Döne Höke ile 39 yıldır bir yastığa baş koymuşlar. Bu evlilikten 4 kızı olmuş. Oğlu olmamış.
Bazı düğünlerde çalıp çalıp söylemiş.
3 aylık sakatlık maaşı aldığını söylüyor, ama bu paranın yetmediğini, zor durumda olduklarını, yetkililerden yardım talep ettiğini çekinerek dile getiriyor. Maddi durumu iyi değil.
KIZLARI GÜLHANIM BAKIYOR
Evdeki kızı Gülhanım'ı oğul niyetine büyütmüş. Gülhanım anne ve babasına bakmaya kendisini adayarak evlenmeyi bile unutmuş.
Aşık Mehmet Höke sohbetimizden sonra bize güzel türküler söylüyor. Onun kendi türküleri de var ama o daha çok Aşık Veysel'den bir demet sunuyor.
Hatıra fotoğrafı çekerek vedalaşıyoruz Aşık Mehmet Höke ile.
ÇEVRESİNE KALP
GÖZÜYLE BAKIYOR
Ayrılırken "Kalp gözüyle gözlerime bakıyor ve elimi sıkıca sıkıyor:" Biz Devletimizi göremiyoruz ama Devletimiz bizi görsün hocam, bizim elimizden tutsunlar hocam" diyor.
Sorgun'a dönerken küçüklüğümde dinlediğim Aşık Veysel'in o deyişleri aklıma geliyor.
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece
Bunlar bizim değerlerimiz. Aşık Veysel'de bizim, Aşık Mehmet Höke'de…
KENDİSİNE UZANACAK
ELİ BEKLİYOR
Bizim bam telimizi sızlatanlara selam olsun. Onlar bu dünyada ne mal, ne mülk bırakıyorlar. Sadece birkaç dize, bir de ama olarak çaldıkları gizli sırlarını döktüğü sazlarını:
Ben gidersem sazım sen kal dünyada
Gizli sırlarımı aşikar etme.
Diye yalvardıkları yol arkadaşı.
Aşık Veysel'i bu vesileyle rahmetle anarken, Aşık Mehmet Höke'ye de sağlık ve uzun ömür diliyorum.
Aşık Mehmet Höke'ye bir el uzanmasını bekliyoruz.